Adaletsizlikleriyle, zulümleriyle, barbarlıklarıyla ve insan haklarını hiçe sayarak yeni bir yıla girdi dünya.

Bir devlet başkanının odasından alınarak ülke dışına çıkarıldığını ve yargılanmaya başlayacağını duydu daha yeni yılın ilk günlerinde dünya.

Gazze’de kışın başlamasıyla çadırlarda kalan insanların çığlıklar arşa yükseldi yeni yılın ilk günlerinde.

Ortaya konulan barış anlaşmasına uymayarak hala Filistinlilerin üzerlerine bombaların yağdığı kurşunlara hedef olan kardeşlerimizi görüyor yeni yılın ilk günlerinde bile dünya.

Aslında bunların yaşandığı yeni bir yılda dünya ekonomisini bekleyen risklerin neler olacağını konuşmak ve bu riskler hakkında görüş beyan etmek çok anlamlı bir şey değildir.

Çünkü bir yerde insan hak ve hürriyeti ayaklar altına alınmışsa, bir yerde zulüm arşa yükselmişse, bir yerde savunmasız çocuklar kurşunlara ve bombalara hedef oluyorsa, bir yerde bir devlet başkanı eşi ile birlikte bir başka ülkenin askerleri tarafından alınıp ülkelerine götürülebiliyorsa, bir yerde uluslararası hukuk ayaklar altına alınabiliyorsa orada bu hususlardan daha küçük sayılabilecek hususları konuşmak havanda su dövmek gibidir.

Dünyada ki bu olumsuz gidişatı gözler önüne serdikten sonra 2026 da insanları ve ekonomileri bekleyen risklerin neler olduğu konusuna biraz değinmek istiyorum.

Bu yıl özellikle geçtiğimiz yıl üzerinde ciddi yatırım yapılan ve yatırım yapılmaya devam eden yapay zeka konusuyla ilgili bazı sorunların yaşanabileceğinin altını özellikle çizmek istiyorum.

Yapay zekayla ilgili yatırımların ve yapay zekanın paraya dönüşmesi konusunda yaşanan sorunlar artarak devam edecek ve yapay zeka yatırımları realize olmadan ciddi problemlerle karşı karşıya kalabileceklerdir.

Dolayısıyla yapay zeka ile ilgili yaşanabilecek sorunlar göz önünde bulundurularak bir gelecek perspektifi çizilmesi yapılacak yatırımların sekteye uğramaması noktasında son derece önemlidir.

Bunun dışında ülkelerin özel sektör ve kamu kesimi borçlarının süreklilik gösteren bir şekilde artış göstermesi de bu yılın ekonominin önündeki risklerde bir tanesi olarak algılanmalıdır.

Ülkelerin borç yapısının sürekli bir şekilde yükselmesi ekonomileri olumsuz etkileyen en önemli sebeplerden birisidir.

Nasıl ki bir şirketin borçları devamlı surette yükseldiğinde iflas olasılığı da yükseliyorsa aynı durum ülkeler için de geçerlidir.

Yani borcun borçla döndürülmeye çalışılmasının sonu büyük bir ekonomik felakettir.

Hele ki hem kamu kesiminin hem de özel sektörün borçları devamlı surette artıyorsa bu felaket çok daha hızlı kapıyı çalacaktır.

Borçluluğu yüksek olan ülkelerin 2026 yılını borçlarını düşürmek noktasında organize etmeleri gelecekleri için bir zorunluluk durumundadır.

Tabi burada borçlarını azaltabilmek için askeri gücü daha sınırlı olan ülkelerin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına tabiri caizse çökmeleri asla ve asla kabul edilmeyen bir durumdur.

Tüm bunların dışında 2026 için en büyük risk jeopolitik belirsizliklerin her geçen gün daha da yukarılara tırmanmasıdır.

Venezuela’ya müdahale, Ukrayna-Rusya arasında devam eden savaş, Filistin’de devam eden zulümle birlikte dünyanın farklı coğrafyalarında zulme uğrayan halkların varlığının yanında buna benzer türlü türlü gelişmeler 2026 için çok ama çok ciddi riskler oluşturacaktır.

Bir de bunların yanına ticaret savaşlarının kızışma durumu olursa o zaman vay 2026 dünya ekonomisinin haline…