Bu hafta magazin ve televizyon dünyasında yaşanan bir polemik doğrusu beni hem şaşırttı hem de düşündürdü.
Sözünü ettiğim konu, Can Yaman ile Faruk Turgut arasında yaşanan karşılıklı açıklamalar...
Meslek hayatım boyunca televizyon sektörünün her kademesinde bulundum. Muhabirlik yapanı da gördüm, yönetmen olanı da gördüm, yapımcı olanı da gördüm, yıldızlaşan oyuncuyu da gördüm. Ancak değişmeyen bir gerçek vardır; hiçbir başarı tek başına gelmez.
Bir oyuncu ne kadar yetenekli olursa olsun, onu milyonlarla buluşturan projeler vardır. O projelerin arkasında ise yapımcılar, yönetmenler, senaristler, kameramanlar, ışıkçılar ve yüzlerce emekçi bulunur.

İşte bu yüzden son günlerde yaşanan Can Yaman - Faruk Turgut polemiğini sadece iki kişinin tartışması olarak görmüyorum. Bu olay bana biraz da vefayı, geçmişi ve televizyon sektörünün unutulmaya yüz tutan değerlerini hatırlattı.
Olay, usta gazeteci İzzet Çapa'nın yaptığı röportajla başladı.
İzzet Çapa'nın, "Can Yaman'la yeniden bir dizi çeker misiniz?" sorusuna net bir şekilde "Hayır" cevabı veren yapımcı Faruk Turgut, yıllar sonra dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Faruk Turgut, Can Yaman ile yollarını neden ayırdığını anlatırken şu ifadeleri kullandı:
"Disney ile seninle yapmayı planladığım projeden vazgeçme sebebim senin 'Türkiye'de senarist mi var, yönetmen mi var, yurt dışından getirelim' demen ve o zamanki İtalyan sevgilini dizide oynatmak için aylarca beni menajeriyle görüştürmen. Seninle yol yürünmeyeceğini o dönem anladım ve evet ipini saldım. Yani seni kaptırmadım, tavrınla seni gönderdim."
Faruk Turgut bununla da kalmadı.
"Can Yaman'ın hayatına çok etki etmiş adamım. Erkenci Kuş ile hayatı başka bir yere evrildi."
dedi.

Daha sonra ise oyuncunun tavırlarına gönderme yaparak:
"Yaşam tarzı, tavrı ve üslubu çok sıkıntılı oldu."
ifadelerini kullandı.
Hatta bazı açıklamalarında:

"Ben ara verdim, askere gönderdim."
sözleri de magazin gündeminde geniş yankı buldu.
Bu açıklamaların ardından Can Yaman adeta ateş püskürdü.
Sosyal medya hesabından peş peşe yaptığı paylaşımlarda çok ağır ifadeler kullandı.
İlk paylaşımında:
"Faruk'cuğum 6 sene olmuş seni görmüyorum, hadi bak dalgana. Ben olduğum yerdeyim sen de olduğun yerde kal. Ama bir doktora görün. İlerlemiş rahatsızlığın."
dedi.
Ardından sertliğin dozunu daha da artırdı:
"Vah vah zavallı Faruk Turgut. Bilseydim çiçek yollardım. Beyin ölümün gerçekleşmiş."
Bu paylaşımın ardından Can Yaman, Faruk Turgut'un açıklamalarına tek tek cevap vermeye devam etti.
"Erkenci Kuş yüz küsur ülkeye satıldı da iflas etmekten kurtuldun sayemizde."
"Benim yurt dışında geldiğim noktada artık senin bütçen benim kaşemi ödemeye yetmez."
"Kasap yapımcı."
"Allah tüm oyuncuları senin gibi yapımcılardan korusun."
"Vizyonsuz."
"Terbiyesiz."
Can Yaman bununla da yetinmedi.
Bir başka paylaşımında:
"Yıllarca hepinize sustuk, sessizliği icazet sandılar. Delikanlı delikanlı konuşmayı biliyorsun ama cevap gelince hemen mahkemeye gideceğim diyorsun. Kıyamam. Ne mahkeme meraklısıymışsın. Ne güzel istediğimiz gibi atalım tutalım, cevap gelince mahkeme. Nereye gidiyorsan git ama önce doktora git."
ifadelerini kullandı.
En çok konuşulan paylaşımı ise şu oldu:
"Almanya'larda paralı kadınlara çapkınlığa gidip o tipinle sonra da gelip benim yaşam tarzımı eleştirmen... Benim yaşadığım hayatı sen on kere dünyaya gelsen yaşayamazsın. Çünkü vizyonun sınırlı."
Bir başka paylaşımında ise:
"Beni askere yollamışsın da falan filan... He he aynen sen yolladın. Normalde ben gitmeyecektim sanki."
ifadelerine yer verdi.
Doğrusunu söylemek gerekirse burada nefesimi kesen şey polemiğin kendisi olmadı.
Beni asıl şaşırtan kullanılan üslup oldu.
Çünkü burada konuşan isimler sıradan insanlar değil.
Bir tarafta Türk televizyon sektörünün en önemli yapımcılarından biri olan Faruk Turgut...
Diğer tarafta uluslararası projelerle adını duyuran, yurt dışında önemli bir hayran kitlesi oluşturan Can Yaman...
Ve ne yazık ki kamuoyu günlerdir başarılarını değil, birbirlerine söyledikleri ağır sözleri konuşuyor.
Kim haklıdır, kim haksızdır kısmına girmiyorum.
Onun kararını kamuoyu verir.
Ancak benim dikkat çekmek istediğim konu başka...
Yıllarca Türk televizyon sektörünün en büyük yapımcılarından biri olmuş, onlarca başarılı projeye imza atmış bir isimden bahsediyoruz.
Faruk Turgut sadece bir yapımcı değildir.
Birçok oyuncunun kariyer yolculuğunda önemli rol üstlenmiş, birçok projeye yatırım yapmış, risk almış ve televizyon sektörüne önemli katkılar sağlamış bir isimdir.
Can Yaman'ın geniş kitleler tarafından tanınmasında ve yıldızlaşma sürecinde de önemli katkıları olan yapımcılardan biridir.
İşte tam da bu yüzden yaşanan polemiği sıradan bir tartışma olarak görmek mümkün değildir.
Çünkü burada konuşan taraflardan biri, yıllarca Can Yaman'ın patronluğunu yapmış, ona başrol fırsatları sunmuş, kariyerinin dönüm noktalarından birinde yanında olmuş bir yapımcıdır.
Elbette herkes eleştirilebilir.
Elbette insanlar yollarını ayırabilir.
Elbette kırgınlıklar yaşanabilir.
Ama televizyon sektöründe bazı değerlerin korunması gerektiğine inanıyorum.
Bunların başında da vefa gelir.
Bugün ulaşılan başarıların arkasında sadece oyuncuların değil, onlara inanan yapımcıların, yönetmenlerin, senaristlerin ve yüzlerce emekçinin de payı vardır.
Can Yaman bugün uluslararası projelerde yer alıyor olabilir.
Dünyanın birçok ülkesinde tanınıyor olabilir.
Yüksek kaşeler alıyor olabilir.
Bununla gurur da duyabiliriz.
Ancak bir gerçeği de kimse inkâr edemez.
Can Yaman'ı Can Yaman yapan projelerin altında Faruk Turgut'un da imzası vardır.
Bugün milyonların tanıdığı bir oyuncuya dönüşmesinde o dönemin yapımcılarının, yönetmenlerinin, senaristlerinin ve ekiplerinin büyük emeği vardır.
İnsan bazen haklı olabilir.
Bazen kırılmış olabilir.
Bazen öfkelenmiş olabilir.
Ama geçmişine dönüp baktığında kendisine kimlerin kapı açtığını da unutmamalıdır.
Can Yaman'a da küçük bir tavsiyem olsun...
Bu sektör senin sandığından çok daha küçüktür.
Bugün hakkında konuştuğun insanlar, dün sana kapı açan insanlardı.
Evet...
Başarılı olabilirsin.
Dünyanın birçok ülkesinde tanınıyor olabilirsin.
Yüksek kaşeler alıyor olabilirsin.
Ancak bunların hiçbiri insanın karakterinden daha değerli değildir.
Faruk Turgut'u eleştirebilirsin.
Katılmayabilirsin.
Hatta kırgın da olabilirsin.
Ama "beyin ölümün gerçekleşmiş", "kasap yapımcı", "senin bütçen benim kaşemi ödemeye yetmez", "Allah tüm oyuncuları senin gibi yapımcılardan korusun", "benim yaşadığım hayatı on kere dünyaya gelsen yaşayamazsın" gibi sözler bana göre eleştirinin değil, öfkenin ürünüdür.
Ve öfke geçer...
Ama söylenen sözler kalır.
Şöhret bazen insana bulunduğu yeri unutturabilir.
Fakat sektör hafızası hiçbir şeyi unutmaz.
Çünkü Can Yaman'ı Can Yaman yapan projelerin altında Faruk Turgut'un da imzası vardır.
Bir insan geçmişine ne kadar saygı duyuyorsa, geleceği de o kadar sağlam olur.
Ben bu polemiği okurken doğrusu üzüldüm.
Çünkü bir tarafta yılların yapımcısı Faruk Turgut...
Diğer tarafta başarılarıyla adından söz ettiren Can Yaman...
Kazananı olmayan bir tartışmanın içinde buluştular.
Oysa sektörün gençleri bu iki ismi polemiklerle değil, başarı hikâyeleriyle hatırlamalıydı.
Belki de bu olaydan çıkarılacak en büyük ders şudur:
İnsan çıktığı merdiveni asla tekmelememelidir.
Çünkü gün gelir dönüp dolaşıp yine aynı merdivenin başına gelir.
Şöhret insanı büyütmez.
İnsanı büyüten şey vefasıdır.
İnsanı büyüten şey karakteridir.
İnsanı büyüten şey geçmişine ve kendisine emek veren insanlara duyduğu saygıdır.
Çünkü sektör hafızası hiçbir şeyi unutmaz.
Ve benim bu polemikten çıkardığım sonuç şudur:
Başarı önemlidir...
Ama vefa daha önemlidir.