Şanlıurfa, başta inanç ve gastronomi turizmi olmak üzere turizmin diğer türlerine de ev sahipliği yapabilecek potansiyele sahip, kadim geçmişi olan bir şehir. Bana göre son derece zengin ve yöresel mutfağıyla da ön plana çıkabilir. Gerek tepsi, patlıcanlı ve Urfa gibi kebapları gerekse yöresellik içeren şıllık ve kadayıf gibi tatlılarıyla Urfa mutfağı, Türk yemek kültürünün vazgeçilmezleri arasındadır ve dünyanın en eski mutfaklarından biri olarak bilinir.

Şanlıurfa’nın lezzetleri sadece kebap, lahmacun ve kadayıftan ibaret değil elbette. Bunların dışında bizzat deneyimlediğim borani, külünçe, çiğ köfte, içli köfte, ağzı açık, ağzı yumuk ve semsek gibi tescilli yiyecekleri ile de bu kent muhteşem bir mutfağa sahip ve damakda inanılmaz bir tat bırakıyor. Yüzlerce çeşit yemeği ile Urfa’ya başlı başına bir lezzet şehri bile denebilir.

Peygamberler ve efsaneler şehri Şanlıurfa

Binlerce yıl önce Göbeklitepe ile başlayan, Edessa Krallığı ve Bizans Döneminden kalan Haleplibahçe Mozaikleri ile devam eden ve son derece büyüleyici ortamıyla Mevlid-i Halil Dergâh Camii ve Mağarası’na, Aynzeliha Gölü’ne kadar 3 dinin tarihi varlıklarının etkin olduğu bir kent Şanlıurfa. İslamiyet’in ilk camilerinden Ulu Camii, MS 800’lü yıllarda Abbasiler tarafından yapılan kale, Çile Mağarası ve Şifalı Kuyu’nun bulunduğu Hz. Eyyüb Makamı, 6. yüzyıla ait bir kilise üzerine 1861 yılında yapılan Reji Kilisesi hep bu kentin tarihi dokusunun çok eskilere dayandığını gösteriyor. Ayrıca yöresel ürünlerin satıldığı Bakırcılar Çarşısı, Kazzaz Pazarı, Gümrük Hanı, Samsat Hanı, kaplıcası, harabeleri, antik kentleri ve tarihi sokaklarıyla bu şehir gerçekten görülmeye değer.   

İnanç ve gastronomi turizminin birleştirici gücü

Gastronomi turizmi ile inanç ve kültür turizmi pekâlâ bu kentte birleştirilebilir. MÖ on binli yıllarda kurulduğu kabul edilen Göbeklitepe, dünyanın en eski tapınaklarından bir ören yeridir. Bu yönüyle insanlık tarihinde önemli bir yer tutan Şanlıurfa, ilk buğday tarımının yapıldığı yer ve ilk mercimeğin ana yurdu olarak kabul ediliyor. Buğdayın toprak ve insan gücüyle buluştuğu Harran Ovası da oldukça verimli bir arazidir. Bu yönden Göbeklitepe, gastronomi tarihinde de çok önemli bir yere sahiptir. Buranın bir tapınak olması onu inanç turizmi açısından önemini ortaya koymakla birlikte ilk buğday ve mercimeğin de burada ekilmiş olması da Göbeklitepe’yi gastronomi turizmi yönünden çok değerli kılıyor. İşte kentin bu maneviyatından bir inanç turizmi çıkarmak zaten mümkün görünüyorken bu tarihi hüviyete Göbeklitepe’den gelen ve günümüze intikal eden Urfa mutfağı da eklendiğinde müthiş bir gastronomi turizmi ortaya çıkarılabilir.

Doğuştan marka bir şehirde butik bir otel “Ala Han”

Peygamberler Şehri Şanlıurfa’nın gastronomisini, kültürel zenginliklerini ve kente özgü değerlerini tanımak üzere Ala Han Otelin davetlisi olarak Şanlıurfa’daydım. Bu ziyaretime aracı olan kişilere ve özellikle otelin sahibi Mehmet Alataş beye çok teşekkür ederim. Mehmet Bey Turizm eğitimi almış Urfalı bir müteşebbis. Daha önce bu otelin Genel Müdürüyken bir vesile ile sahibi oluyor ve oteli baştan aşağı yenileyerek Şanlıurfa’nın turizmine yeniden kazandırıyor. Ala Han Otel’in girişinden itibaren sizi muhteşem bir Osmanlı ihtişamı karşılıyor. Renklerinden tutun da dizaynına ve sultanların devasa resimlerine kadar etkili bir görsellik hakim. Aynı zamanda Şanlıurfa’nın geleneksel ve zarif taş mimarisinin etkin olduğu Otel’in her bir kapısının ayrı ayrı renklendirildiği odaları, yemek salonu, avlusu ve lobisi sizi rahat ettirmek için ferah bir ortam olarak düşünülmüş. Otelin Restaurant bölümünde ise hem Şanlıurfa yöresel yemekleri hem de dünya mutfağının eşsiz lezzetleri sunuluyor. Burada otelin havadar avlusunda iftarımı çok özel yerel lezzetlerle açtım. Patlıcanlı kebap, yumurtalı çiğköfte, kışke, bağanuç vs. gerçekten çok lezzetliydi. Ama en önemlisi de Ala Han Otel, Şanlıurfa maneviyatının ve 5 tarihi caminin tam ortasında bulunuyor. Odanızın kapısı Şanlıurfa’nın büyüleyici atmosferi olan Hz. İbrahim ve Nemrut’un kızı Zeliha’nın mekânı Halil-ür Rahman yani Balıklı Göl’e açılıyor. Ramazan münasebetiyle orada yapılan tüm okumalar, ezanlar, hatimler sanki odanızın içinde yapılıyor. Böyle bir lokasyonda kalmak o manevi havayı teneffüs etmek çok kıymetli. Ramazanda Şanlıurfa’ya yaptığım bu ziyaret ve kaldığım Ala Han Otel bana çok iyi geldi, sanırım size de iyi gelecektir.

Şanlıurfa’da ziyaret ettiğim 3 lezzet noktası

Göbeklitepe Natural

Şanlıurfa ziyaretimde hemşerim Mürsel Aydın ile birlikte Novada AVM’de bulunan komşusu Göbeklitepe Natural’in sahibi Erdal Kahyaoğlu beye uğradık. Urfa’nın birçok doğal yöresel ürünün satıldığı bu mağaza henüz çok yeni olarak 2021 yılında kurulmuş. Özellikle yöresel gıdada kıymetli olan ev yapımı isot biberini kendi imkânlarıyla evde ailesi ile birlikte üreten Erdal Bey, bunun az bulunan çok değerli bir ürün olduğunu belirtiyor. Geleneksel ve fabrikasyon olmak üzere iki farklı şekilde isot üretildiğini anlatan Erdal Bey, geleneksel yöntemde en önemli faktörün güneş olduğunu ve ev yapımı isotu bulabilenin kaçırmaması gerektiğinin altını çiziyor. “İsot fabrika üretimi kötü değil ama ev yapımı isotla arasında ciddi bir fark var ”diye de ekliyor. Mağazada yine kendi ev yapımı turşuları da var. Bölgede çok kıymetli markaların temsilciliklerini de yapan firmada doğal sirke, sabun ve tarhana gibi birçok ürün de bulunuyor. Instagramda @gobeklitepenatural ismiyle olan firma Türkiye’nin her yerine de kargo yapabiliyor.

Kahvaltı Keyfi Gurme

Şanlıurfa’da oldukça fazla leziz mekânın olduğuna bu ziyaretimde şahit oldum. Bunlardan biri de İftar ve sahur arası kahvaltı tarzında bir yemek yediğim Kahvaltı Keyfi Gurme mekânı. Ramazan dışında zaten kahvaltısıyla çok meşhur olan bu mekân, siyasetçilerden ve ünlülerden birçok kişiyi de ağırlamış. Sofrada kuzu ciğerinden tutun biber reçeline sucuk vs. ara sıcaklardan kavurmaya, bal, kaymak ve çeşit çeşit reçel ve diğer ürünlere kadar noksansız bir sofra diyebilirim. 2008 yılında Zeki ve Sait Aydın kardeşler tarafından hizmete vermeye başlayan mekânda ilk başlarda düşündükleri kahvaltı kültürünü Şanlıurfa’ya uyarlamak için epey mücadele vermişler. Çünkü Urfa halkı kahvaltıda börek veya incir reçeli gibi şeylere çok yabancı olduğundan tamamen Urfa halkının nabzını tutarak organik ve köy ürünleri de kullanarak hem yerel hem de alışıla gelmişin dışında lezzetli ürünler yapmışlar. Hem Urfa halkına hem de dışardan gelen turist ve misafirlere hizmet vermeyi kendine misyon edinen Aydın ailesi kuşaktan kuşağa bu işi devam ettirme niyetinde.

Cevahir Han

Tarihi İpekyol güzergâhında olan Şanlıurfa’da Selçuklu ve Osmanlı döneminden Han adıyla ticaret merkezleri bulunuyor. İşte bunlardan biri de Osmanlı döneminden kalan Samsat Han’dır. Şanlıurfa’nın ilk kadın girişimcisi Cevahir Asuman Yazmacı tarafından 2015 yılında aslına uygun bir şekilde onarılarak kullanıma açılan Han, tam bir yöresel lezzet noktası olarak hizmet veriyor. Cevahir Hanımın davetlisi olarak İftar yaptığım Han’da ambiyans beni oldukça etkiledi. 700 yıllık bir eserin yenilenerek gastronomi turizmine kazandırılması bence çok takdir edilesi bir durum. Her zaman söylediğim gibi iyi bir yemek tadını alabilmek için 3 şey gereklidir. Mekân ve ortam, sunum ve hizmet ve en önemlisi de Lezzet. Burada her 3’ünü de buldum. İnanılmaz otantik bir ortamda sanat musikisi eşliğinde gayet şık sanatsal bir sunum, seri hizmet ve tabi ki damağımı şenlendiren yöresel bir lezzet. Siz de Cevahir Hanım’ın hikâyesini merak ediyorsunuzdur. Onu yakında geniş bir yazıyla anlatacağım