Her şeyi günübirlik popülist politikaya endeksleyenler insanın var olan yaşama azmini de alıp götürüyor. İnsanlar iki lafın belini kırmak için aynı masaya oturamaz oldu; muhabbet, dertleşme hak getire.

Her zaman söylerim, yine söyleyeceğim: “Politika, kardeşin kardeşle arasını açar

Benim politika ve siyaset ayrımımı anlamayan, anlamak istemeyenler olabilir. Siyaseti “çözüm üretme/bulma” sanatı olarak;“politika”yı ise Batı’dan bize gelmiş olan aslı iyi bir şey olsa bile “gerektiğinde yalan söyleme ve amaca ulaşmak için her şeyin mübah olduğu” bir şey olarak görürüm.

İster siyaset deyin ister politika, ilke olmadan hiçbir halt olmaz.  Artık pek çok kişinin okuma ve kitap karıştırma gibi bir dedi olmadığı için bu hususlara kafa yoran da bir o kadar az.

Her şeye “fayda/çıkar “ mantığıyla bakıldığında günümüzde yaşanan olumsuzluklar da kaçınılmaz bir hal alıyor. Nizamülmülk’ün “Siyasetname”sini bilmeyen yoktur ama tamamını okuyanlar hususunda pek bir şey söylemek zor. Lütfen alışkanlıklarınızı değiştirin, tabularınızı yıkıp hiç olmazsa bir sözlük alıp bu iki kavramın manasını bir okuyun.

Politik düşüncelerini siyasi görüş gibi yaşayanlar, onlarsız bir hayat olmayacağını düşünenler; adeta onlarsız nefes alıp veremeyeceğini zannedenler anlamsız bir kısırdöngüye mahkûm oluyor.

Vatandaşın “İllallah” dedikleri bir kesim var ki her şeyi parti fanatizmine endeksliyor. Körü körüne bir taassup, yanlışları da savunur bir hale getiriveriyor. Bazıları işi “Ya bendensin ya da düşman” boyutuna vardırıyorlar. Bu körü körüne savunduklarını zannedenlerin asıl savundukları partileri ve siyasi görüşleri değil olsa olsa çıkarlarıdır. Menfaatlerinin kalmadığına kanaat getirdiklerinde ise 180 derece istikamet değiştirmekte bir beis görmezler. Bu tavırlarına da kendilerince mutlaka bir izah getirirler.

Pek çok alanda olduğu gibi siyaset alanında da bir tecdid elzem.

Sözlükte “yenileme. yenilenme. tazelenme, güncelleme, yeni bir yol açmak” anlamındaki tecdîd, bir işi ya da bir şeyi ciddiyetle ve bir yöntemle yeniden ve aslına uygun biçimde yenileme faaliyetini ifade eder. Ki bizim pek çok alanda olduğu gibi siyasette de bir tecdide,  “Tecdid-i Siyaset”e ihtiyacımız var.

Siyaset/politika bir araçtır; bu dünyada Hakk’ın hakim olması, iyiliğin, doğruluğun ve güzelliğin hüküm sürebilmesi için bir araç. Bundan daha fazlası değil.

Unutmadan bir de kendilerini “lâ yüs’el” zannedip yapılacak tenkitlerin önünü peşinen kesmek için türlü söylemleri yayanlar var. Onlara da dikkatinizi çekmek istiyorum. Parti disiplinini, içinden geçilen dönemi vs. vs bahane olarak önümüze koyanlar. Bazılarının gerçek niyeti asla söyledikleri şeyler değil hangi siyasi partideler ise yelerini sağlamlaştırmak.  Üzüm yeme niyetinde olup, belli gayelere matuf tenkitlerde bulunacak kimseler zaten neyi, nerede söylemesi veya söylememesi gerektiğini bilir. Ama  herkesi ve her eleştiriyi aynı kafaya koyup niyet okuyuculuğuna soyunarak “Aslında bu tenkitleri yapanların gerçek niyeti şu veya bu” demek yerine gösterilen eksik ve yanlışların izalesine çalışmak en doğrusu değil mi?

Ben milletin ferasetine güveniyorum. İlk etapta olumsuz gibi görülen bazı hususların aslında daha olumlu ve daha doğru neticelere kapı açacağını geçmişte de gördük. Milleti hesaba katmadan, ona saygı göstermeden “yok” farz ederek neticeye ulaşılmaz. Öyle sananlar geçmişte bunu tecrübe etti, bugün de aynı akıbeti yaşayacaktır.