Türkiye çok uzunca bir zamandır sadece kendine verilen rolleri oynadı.

Sahne bize aitti fakat ne senarist ne de yönetmen yerli idi.

Oyunu başkaları kurdu, başkaları yönetti, başkaları sonuç aldı.

Biz hep kaybeden, zamanı çalınan, hazırdan yiyen olduk.

Atalarımızın mirasından yedik, çocuklarımızın geleceğinden çaldık.

İLK ÇIKIŞ

Ta ki bu vatanın öz evlatları bu gidişata dur diyene kadar…

İlk kırılma Kıbrıs Barış Harekâtı’nda yaşandı. 1974’te “bedeli ne olursa olsun” dedik ve kabuğumuzu kırdık. Dönemin Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’i ikna ederek, Kıbrıs adasında katledilen Türklerin yardımına koştu ve Osmanlı yadigârı adamıza çıkarma yaptı. Türk askeri böylelikle yüzyıllardır kolektif hafızasında var olan deneyimi yeniden hatırladı.

OYUNBOZAN TÜRKİYE

1974’ten sonraki ikinci ileri atılma, Türkiye’nin en kritik zamanında gerçekleşti.

2003’de “22 Müslüman ülkenin sınırları değişecek” diyerek, bunların içinde Türkiye’yi de sayan anlayışın, Arap Baharı ile birlikte kaosun startını verdiği bir dönemde; içimize kapanmak hata olurdu.

Dış tehditlerin sınırımızın hemen dibinde pişirildiği bir süreçte, en iyi savunma; ileri atılarak ve tehditleri kaynağında kurutarak, gerçekleştirilebilirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan fiili hamle yaparak büyük oyunu bozdu.

Türkiye Cumhurbaşkanı’nın bu tavrı ülkeyi başka bir aşamaya taşıdı. Gerçekleştirilen üç sınır ötesi operasyon olan Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı operasyonlarının anlamını, yirmi yıl sonra daha iyi anlayacağız. Harekâtların, Türkiye’nin hikâyesindeki yerini zaman geçtikçe daha iyi görebileceğiz.

OYUN KURAN TÜRKİYE

Ve üçüncü ileri atılma… Bu süreç Türkiye’nin tarihindeki karakteristik özelliğine yeniden döndüğünün bir göstergesidir. Türkiye yeniden oyun kuran bir aktör olaraktarihe giriş yapmaya hazırlanıyor.

Nasıl mı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan uzun zamandır hedeflediği planını tüm engellemelere rağmen başarıyla gerçekleştirdi. Türkiye oyun kurucu rolüyle artık Doğu Akdeniz sularında…

Yerel kaynakları sömürme telaşıyla, Doğu Akdeniz’e üşüşen tüm dünya güçlerine karşı Türkiye, meydan okumuştur.

Bu meydan okuma retorik ile değil, bizzat fiili olarak ortaya konmuştur.

Türkiye ve Libya, Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası imzalayarak bölgedeki tüm yabancı güçlere ders vermiş, aynı zamanda tarihe yön verecek adımı hayata geçirmişlerdir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’nden Fayez Al Sarraj arasında imzalanan mutabakat muhtırasına göre; Türkiye’nin Marmaris-Fethiye-Kaş kıyı hattı ile Libya’nın Derne-Tobruk ve Bordiya kıyı hattı birleşti. Böylece Yunanistan, Mısır ve İsrail gibi ülkeler, bu bölgede Türkiye ve Libya’dan izinsiz etkinlik gerçekleştiremeyecek.

Bu anlaşma; Yunanistan ile Rum Yönetimi arasındaki bağlantıyı da kesmiştir.

Türkiye bu adımıyla Doğu Akdeniz’deki batı sınırını da netleştirmiş oldu ve dünyaya ilan etti.

Bu adım; Yunanistan, İsrail ve Mısır’ın planlarına büyük darbe vurmuştur.

Bundan sonraki adımlarımız eminim ki; düşmanlarımızı şaşırtmaya, dostlarımızı sevindirmeye devam edecek.