Üstad Nuri Pakdil merhumun dediği gibi; “Üslubu ağır bir zamandayız.

Bilgi, kültür ve an’ane yoksunlarının cennetindeyiz.

İncelik, nezaket ve hoş dilliliği toprağa gömdüler. Üretememenin getirdiği tıkanıklığı yalan, kurgu ve hakaretlerle kapatmaya giriştiler.

Cehaletin kör kuyularında kariyer yarışına girişmek… Tam olarak bu!

Nasıl mı? Hem de topyekun şekilde.

Bataklık aşağı çektikçe daha da çirkinleşiyorlar. Çamura bulandıkça daha beterinin arayışına giriyorlar. Bu gidişle zifte bulanmak ancak paklayacak bu tayfayı.

İbretlik bir zaman cidden.

Değerlerin tümüne birden savaş açtılar. Ne din kaldı saygı duydukları, ne vatan, ne devlet, ne de millet.

Sanatçısı çıkıp haddini aşarak ve Müslüman halkın hürmetle, tazimle ismini andığı Hz. Adem Aleyhisselam’a “cahil” der.

Siyasetçisi çıkıp, hem de kürsüden, çocuklarımıza verdiğimiz dini eğitim için “ortaçağ zihniyeti” der.

Gazetecisi de devletin en üst düzeyde temsil edildiği ve yönetildiği makama yani Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne “ahır” benzetmesi yapar. Hayatını milletine adamış, ömrünü milleti için iş üretmeye vakfetmiş Sn. Recep Tayyip Erdoğan’a ise terbiyesiz bir üslup ile hakaret eder. Hem de televizyon ekranlarından…

Kim bu hadsiz diye soracak olursanız, söyleyelim; CHP’nin Goebbels’i Sedef Kabaş. Hani şu yalanı çok büyük ve sürekli söylemek gerektiği yönünde önermelerde bulunan sözde iletişim uzmanı, sözde gazeteci. “Hey meslektaşlar zaman birlik olma zamanı” diyerek FETÖ’nün yayın organı Bugün TV’nin kapatılmasına karşı çıkan “cemaat muhibbanı”!

Üslupsuzluğu, hadsizliği kimlerden öğrenmiş çok belli oluyor.

Malum “okumuş ama adam olamamak” üzerine pek veciz sözlerimiz var toplum literatürümüzde.

Peki Kabaş’ın Cumhurbaşkanlığı’na yönelik, içinde; “saray, büyükbaş ve ahır” geçen cümleleri toplumda nasıl yansıma buldu?

Tek kelimeyle infial uyandırdı.

Toplumun iki kişisinden biri Sn. Erdoğan’ı destekliyor. Ekranlara çıkıp da bu aşağılık sözleri etmenin amacı ne? Sinir uçlarımızla mı oynanıyor? Toplumun sabrı mı sınanıyor?

Sedef Kabaş’ın hakaret ve nefret söylemi, ifade özgürlüğü sınırlarını aşmıştır. Ve kamuoyunun yoğun tepkisiyle de göz altına alınmıştır.

Evet, belki buradan çok bir şey çıkmayacak. Ama bilsinler ki TV ekranlarından milletin temsilcisine galiz hakaretler etmelerine bu millet izin vermez. Gezi’de Taksim duvarlarına yazdıkları iğrenç küfürleri bu millet unuttu sanmayın!

Sabrını taşırmayın.

Burası onurlu, şerefli ve inançlı insanların yurdudur.

Duracaksanız adam gibi durun, insana benzemeye gayret edin.

Bu dille bu ülkeye ne adalet ne de refah getirebilirsiniz.

Yaptığınız, nefret tohumu ekmekten başka bir işe yaramıyor.

Belki bunun için fon alıyorsunuz okyanus ötesinden, tamam ama izin vermezler! Haddinizi bileceksiniz.