Zayıfların, sömürülenlerin hayatta kalmak, hak iddia etmek ya da sistemi alttan alta aşındırmak için başvurdukları gözle görülmeyen, kayıt dışı ve örtük direniş biçimleridir.

Dünyanın farklı bölgelerinden farklı isimlerle anılsa da sessiz direnişlerin yaptığı etki hep aynı olmuştur; sistemin altını oymak, içini boşaltmak…

Bu yazımda da infra-politikaların Uzak Doğu'daki örneklerine odaklanacağım.

Japonya’da pasif direniş

Pasif direnişin bir biçimi olan "Satori Nesli" ve Hikikomori ise Çin'deki sessiz direniş krizinin birebir öncülü ve yapısal olarak en benzeri olan Japonya versiyonudur.

Japonya'nın 1990'lardaki ekonomik çöküşünden ("Kayıp On Yıl") sonra doğan gençler için bu kavram üretilmiştir.

Satori Nesli, Japonya'daki aşırı kurumsal iş kültürünü (Karoshi: Fazla mesai yüzünden ölüm) görerek büyüdü.

Gençler geleceğe dair umutlarını kaybedince lüks arabalar almayı, markalı kıyafetler tüketmeyi, kariyer yapmayı ve evlenmeyi tamamen reddettiler.

Sisteme karşı materyalist arzularını sıfırlayarak bir tür "seküler dervişlik" pozisyonu aldılar.

Bu durumun daha uç ve mekânsal olarak içe kapanma boyutu ise kendini eve kapatan “Hikikomori” akımıdır.

Güney Kore’de pasif direniş

Güney Kore’deki "Sampo" ve "N-Po" nesli de Japonya ve Çin’dekine benzer duygularla ortaya çıktı.

Güney Kore'deki vahşi rekabetçi eğitim (Hagwon kültürü) ve dev şirketlerin köleleştirici çalışma düzeni, gençleri hayattan vazgeçmeye itti.

Sampo, Korecede "üç şeyden vazgeçmek" anlamına geliyormuş.

Gençler ilk başta ekonomik imkansızlıklar nedeniyle üç temel şeyden vazgeçtiklerini ilan ettiler: Flört etmek, evlenmek ve çocuk sahibi olmak.

Ekonomik kriz derinleştikçe bu kavram “N-Po Nesli” yani vazgeçilenler listesine ev sahibi olmak, kariyer, umut ve hatta insan ilişkileri de eklenerek vazgeçiş, ucu açık (N) bir sayıya ulaştı.

Bu aslında hayatın her alanından yavaş yavaş çekilmek anlamına geliyor.

Myanmar’da pasif direniş

Burada askeri cuntaya karşı gündelik boykotlar ve sembolizm şeklinde ortaya çıkan infra-politikalardan söz edeceğim.

Myanmar'da askeri diktatörlük dönemlerinde halk, açıkça orduyla çatışmanın ölümcül sonuçları olduğunu bildiğinden infra-politik taktiklere sıkça başvurmuştur.

Gürültü Protestoları (Tencere-Tava Çalma): Myanmar geleneklerinde kötü ruhları kovmak için evlerin pencerelerinden tencere ve tava çalınır.

Askeri darbe sonrasında halk, akşamları aynı saatte pencerelere çıkarak bu geleneği uygulamıştır.

Görünüşte dini/kültürel bir ritüel olan bu eylem, askeri cuntayı "kötü ruh" ilan eden kitlesel ama güvenli bir infra-politik protestoya dönüşmüştür.

Ekonomik Ayak Sürüme: Ordunun sahip olduğu holdinglerin ürettiği ürünleri (Mytel telekomünikasyon ağı, Myanmar Beer vb.) açıkça protesto etmek yerine, marketlerde bu ürünleri "tesadüfen" satın almamak, orduya ait işletmelerden hizmet alırken işleri yavaşlatmak gibi gündelik boykotlar uygulanmıştır.

Vietnam’da sessiz direnişler

Kolektif tarımdaki "Görünmez" sabotajlar yani savaş sonrası dönemde Vietnam'da uygulanan katı sosyalist kolektif tarım politikalarına karşı köylülerin gösterdiği tepkiler, James C. Scott'ın “Zayıfların silahları” teorisine en yakın örneklerdendir.

Kasıtlı Verimsizlik ve Hırsızlık: Köylüler devlete ait kooperatif arazilerinde çalışırken işleri olabildiğince ağırdan almış, enerjilerini gizlice kendilerine ait küçük bahçelere saklamışlardır.

Devletin el koyacağı mahsulleri rekolte zamanı gelmeden gizlice "kemirgenler yemiş" gibi göstererek kayıt dışı tüketmişlerdir.

Bu kitlesel ayak sürüme, Vietnam hükümetini 1980'lerin sonunda sistemi gevşetmeye ve Doi Moi (Ekonomik Yenilenme) reformlarını yapmaya mecbur bırakan en büyük etkenlerden biri olmuştur.

Kuzey Kore’de sessiz direniş

Kara Borsa (Jangmadang) ve Güney Kore Kültürü öne çıkan temel sessiz direniş örnekleridir.

Dünyanın en totaliter rejiminde bile infra-politika hayatta kalmanın tek yoludur demek yanlış olmayacaktır.

Jangmadang (Kayıt Dışı Pazarlar): 1990'lardaki büyük kıtlık döneminde devletin dağıtım sistemi çöktüğünde, halk (özellikle kadınlar) hayatta kalmak için yasa dışı sokak pazarları kurmuştur. Bugün de bu pazarlar, devlet kontrolü dışındaki en büyük infra-politik alandır.

Medya Kaçakçılığı: Güney Kore dizileri (K-Drama) ve pop müziklerinin (K-Pop) USB bellekler vasıtasıyla Çin sınırından ülkeye sokulması ve gizlice izlenmesidir.

Rejimin resmi anlatısına, "Güney Kore sefalet içinde" propagandasına karşı, halkın zihninde alternatif bir gerçeklik inşa eden örtük bir zihinsel direniştir.

Uzak Doğu'daki bu örnekler göstermektedir ki, baskının en yoğun olduğu yerlerde bile insanoğlu doğrudan savaşmak yerine sistemin çatlaklarından sızmayı, ironiyi, dili ve pasif eylemsizliği bir silah olarak kullanmayı başarabilmektedir.