“Filistinliler özgürlüğüne kavuşmadan biz tamamen özgür olmayacağız.”

Bu sözler Güney Afrika’nın efsane ismi Nelson Mandela’ya ait. Filistin konusunda sergiledikleri dik duruşla Mandela’nın insanları, dünyanın üzerindeki ölü toprağını silkelemeye başladı. Kendi özgürlüklerinin bir ucunu Filistin’e bağlayan bu uzak coğrafyanın vicdan sahipleri, adalet için yargıyı harekete geçirdi. Güney Afrika, burada tarihî açıdan muazzam bir sembolik öneme sahip. Dün Apartheid'den sağ kurtulan siyahilerin çocukları, bugün yargının hâkim ve avukatları olarak atalarına zulmeden Apartheid devrinin sıkıyönetimine silah göndermiş olan İsrail’e karşı şimdi Filistinlileri müdafaa ediyor. Yargı heyetinin tamamı çok onurlu bir hareketin tarafı olarak tüm dünyanın saygısını kazandı.

DÜNYA TARİHİNDE BİR DÖNÜM NOKTASI

Perşembe günü ilki görülen mahkemede işgalci İsrail’e Gazze’deki katliamının hesabı soruldu. Bu öyle net bir hesap ki, tarihteki en uzun şahit listesine sahip. Zira tüm dünya bir soykırımı tarihte ilk kez, eş zamanlı ve canlı olarak izledi, izlemeye de devam ediyor. İsrail’in yıllarca rant devşirdiği “kurban imajı” sona erdi. O artık resmî kayıtlara “soykırım suçlusu” olarak geçti.

Ülkelerinin savaş suçlarını yargı mensuplarından dinleyen İsrail delegasyonunun sessizliği ise manidardı. Adalet konuşunca suçlunun söyleyecek sözü kalmaz. Suç, failinin bütün sözlerini tek kalemde geçersiz kılar.

Uluslararası Adalet Mahkemesi’nde konuşan İrlanda kökenli avukat Blinne Ni Ghralaigh, tek cümlesiyle bu soykırımın farkını ortaya koydu:

"Kurbanların kendi yıkımlarını gerçek zamanlı olarak, dünyanın bir şeyler yapabileceğine dair çaresiz ve boş bir umutla canlı olarak yayınladığı tarihteki ilk soykırımdır."

Dünya tarihi işte bu sözlerle bir dönüm noktası yaşadı.

İSRAİL SOYKIRIM SÖZLEŞMESİNİ İHLAL ETTİ

Güney Afrika, İsrail'i, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Nazi Almanyası'nın Holokost sırasında Yahudilere ve zulüm gören diğer azınlıklara karşı işlediği vahşet ışığında hazırlanan Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi'ni ihlal etmekle suçluyor.

İsrail ise suçlamaları reddetti ve soykırım iddiasına karşı savunmasını cuma günü sunacak.

Mahkeme şüpheye yer bırakmayacak ölçüde net kanıtlarla hazırladığı iddianamesini dünya kamuoyuna deklare etti. İsrail’in işgale meşruiyet kılıfı için sürdürdüğü “kendini savunma” argümanının ise mahkemede bir hükmü olmadığı da vurgulandı. Zira İsrail’in, Gazze'de bir işgal gücü olarak bulunduğunu, dolayısıyla ambargo ve işgali altındaki sivil halka karşı “kendini koruma” argümanını kullanamayacağını belirttiler. Mahkemede İsrail’in kendi işgalini daha da sağlamlaştırmak, derinleştirmek amacını güttüğü ve süreci bu şekilde yönettiğinin altı çizildi. Gazze halkının sivil, kadın, çocuk, yaşlı ayrımı gözetilmeksizin toplu bir şekilde cezalandırıldığı, yok edildiği vurgulandı.

Perşembe günkü duruşmalar sırasında Güney Afrika'yı temsil eden bir başka avukat olan Profesör Max du Plessis de İsrail'in, Filistin halkını yarım yüzyıldan fazla bir süredir kendi kaderini tayin etme hakkından mahrum bıraktığını vurguladı. Bu işgalin yeni başlamadığına dikkati çeken Plessis, İsrail’in baskıcı ve uzun süreli ihlaline tüm Filistin’in periyodik olarak maruz kaldığını söyledi.

İddianame okunurken gösterilen haritalar, video görüntüleri de İsrail’in işini savunma konusunda oldukça güçleştirdi.

YAVUZ HIRSIZ KENDİNİ SAVUNDU

İsrail'in Gazze'de üç aydır devam eden savaşında çoğu kadın ve çocuk 23 binden fazla Filistinli öldürüldü. Buna rağmen İsrail delegasyonu, soykırım suçlamalarını "temelsiz" olduğu gerekçesiyle reddetti ve Güney Afrika'yı Hamas'ın temsilcisi gibi davranmakla suçladı.

Buna karşılık Güney Afrikalı avukat Adila Hassim perşembe günü Lahey'deki yargıçlara en net karşılığı verdi:

"İsrail haftada 6 bin bomba kullandı. Kimsenin canı bağışlanmadı. Yenidoğanların bile. BM yöneticileri, burayı bir çocuk mezarlığı olarak tanımladı." dedi.

Kayıtlara geçen en insani ifadelerden birine ses olan avukat, yargılamanın önemini gözler önüne serdi:

"Bu mahkemenin vereceği karar dışında hiçbir şey acıları durduramaz."

Böyle denildi, böyle yazıldı.

İnsanlık onurunu ayakta tutan Güney Afrika, vicdan tarihindeki yerini böylece sağlamlaştırdı.