İnsan kendisi için istediğini bir başkası için de istediği kadar insandır.
Kendi başına gelmesinden imtina ettiği, kaçtığı şeyleri diğer insanlara reva gördüğü kadar da insanlıktan çıkar.
Her şeyin olduğu gibi, eleştirmenin de ahlakı vardır.
Eleştirmenin asgari şartı, eleştirilen şeyin eleştirende olmamasıdır.
Bir taraftan acımasızca eleştirecek, diğer taraftan eleştirdiği husus kendi üzerine yapışık olacak.
Bu tutarsızlıktır.
İğneyi kendisine batırmaya cesareti olmayanların ellerinde çuvaldızla sağa sola saldırması dengesizliğin daniskasıdır.
***
Adalet isteyenler istedikleri adaleti neden yalnızca kendileri için ister?
Hakkının yenildiğini düşündüğünde bas bas bağıranlar, başkalarının hakkının çiğnenmesi karşısında neden sus pus olurlar?
Oysa adalet herkes için istenir, herkes adalete muhtaçtır.
Çıkarlarının kaybolmasından endişe ettikleri için susmayı yeğleyenler, adalete ihtiyaç duyduğunda herkesin konuşmasını istiyor, susanları acımasızca eleştiriyorsa buna ne denmelidir?
Adalet isteklerini adaletsizlik yaparak ortaya koyanlar samimi olabilirler mi?
Geçmişte bunu çok gördük.
Makyevelist anlayışla hareket eden, çıkarları uğruna adaletsizliklerin ve haksızlıkların müsebbibi olmuş olanları ciddiye almak ciddiyetsizliktir.
Bugün "Adil ol" diye nara atanlar ne kadar adil olduklarına baksın.
Bugün demokrasi havariliği yapanlar kendi demokratlıklarına odaklansın.
Birilerini zorba ve despot diye işaretleyenler, kendi zorbalıklarını ve despotluklarını görmeye çalışsın.
Vicdandan dem vuranlar kendilerinde vicdan kalıp kalmadığını kontrol etsin.
Demem o ki, biraz samimi olsunlar.
Herkes ilk önce kendisine baksın, sonra konuşsun.
Çok konuşan ve yüksek perdeden ilkesellik dersi verenler aynaya hiç bakmıyorlar mı?
Aynaya bakmaya cesareti olmayanlar lütfen biraz sussunlar.
En son konuşması gerekenler bugün ilk başta konuşuyorsa ortadaki mesele adalet değil ahlaktır.
***
Söz; gücünü söyleyenin ses tonundan değil, söylediği sözün ağırlığından alır.
O sebeple, yükseltilecekse ses değil, söz yükseltilmelidir.
Kimi zaman söz ağırdır, ama söyleyenin üzerinde durmaz.
Durmaz, çünkü söyleyen o sözü taşıyacak nitelikte değildir.
Herkes niteliğini ve ağırlığını söylediklerinden çok, yapıp ettiklerinden kazanır.
Yapmadığını yapıyormuş gibi konuşan, olmayanı olmuş/öyleymiş gibi söyleyen, eleştirdiğini kendisi yapan, yaptığını abartan, görünmeyi ve göstermeyi olmaktan daha çok önemseyen, olmadığı halde olmuş, hamken pişmiş edasıyla arzı endam eden kişinin üzerinde yüksek söz sırıtır, durmaz.
Söz yüksek, söyleyenin niteliği düşükse sözün gücü hâsıl olmaz.
Söz güçlü kılınmadığı, niteliği dolu olunmadığı müddetçe muhatapta arzulanan etki oluşmaz.