-İBB'nin borcu 261 milyar TL'ye ulaştı!
-Deprem gerçeği kapıdayken bütçe kentsel dönüşüme değil CHP'nin reklamına harcanıyor!
- Metrolar, metrobüsler sürekli arızalanıyor!
-Sosyal yardıma 3 milyar, kiralık araçlara 4.8 milyar harcanmış!
-Metrolarda çalışmayan merdivenler hayatı durduruyor!
-Engelli vatandaş ulaşımda perişan!
-İSPAK'a yapılan zamlar İstanbulluyu zorluyor!
İzmir ve diğer CHP'li belediyeler de aynı şekilde şehirleri perişan etmiş, Özgür Özel'li CHP'lilerin bütün yolsuzluk ve pislikleri ortalığa saçılmış durumda!
İşin en dramatik durumu da Özgür Özel hala bunları görmezden gelip, sanki kendilerinin bunlarla hiçbir alakası yokmuş gibi utanmadan arlanmadan gidip düşman devletlere Türkiye'yi şikayet ediyor. "Ülke kötü, biz kurtaracağız" nutukları atıyor...
Demek ki bunların sadece gözleri kör değil, kulakları da duymuyor!
İstanbul bir zamanlar hizmet yarışının merkeziydi, bugün ise arızaların, mazeretlerin ve bitmeyen tartışmaların şehri haline geldi.
Her sabah milyonlarca insan evinden çıkıyor.
Metroda arıza, Metrobüste inanılmaz bir yoğunluk, çalışmayan yürüyen merdivenler, bitmeyen trafik...
Birde tüm bunlar normalmiş gibi muhatapları hiççç üzerine almadan pişkin pişkin “ Ülke kötü durumda, biz kurtaracağız” nutukları atıyorlar!
Dahası İstanbul’un kapısına dayanmış bir deprem gerçeği varken…
Yıllardır uyarıyor bilim insanları, uzmanlar yıllardır aynı tehlikeyi hatırlatıyor, Devletin yetkili organları, depremle ilgili kentsel dönüşüm ve birçok yapılması gerekenleri siyaset üzeri çözmeye çaba harcıyor!
CHP’nin Özgür Özel’li tayfası da ülkeyi, ülkeye atılım ve reformlar yaptıran devletliden kurtarmaya çalışıyor!
Hadi ordan!!
O zaman soralım; Bu şehrin kaynakları gerçekten İstanbul'un geleceği için mi kullanılıyor!? Yoksa siyasi hesaplar, reklam kampanyaları ve algı operasyonları mı öncelik haline getirildi!?
İstanbul sokakları büyük bir serzeniş içinde, bunu duymayıp görmeyip duyarsız davrananları Tıp dünyası, bilim adamlarının, uzmanlarının alanına girer, böylesi bir insan modelinin kontrol altına alınması toplum açısından bence çok önemli…
Neyse ben döneyim tekrar İstanbul’un gerçeklerine.
Toplum artık sürekli üretilen bahaneleri istemiyor, hizmet ve istikrar istiyor, güvenli binalar istiyor, çalışan ulaşım sistemi istiyor, depreme hazırlanmış bir şehir istiyor!
Dahası, İstanbullu bu şehri yönetenlerden hesaplaşma değil, hesap vermelerini bekliyor, mazeret değil, hizmet bekliyor.
Ve gördü ki İstanbullu belediyecilik öyle sosyal medya paylaşımlarıyla falan filan yapılmaz, belediyecilik televizyon ekranlarında verilen siyasi mesajlarla da yapılmaz!
Belediyecilik, vatandaşın hayatını kolaylaştırarak yapılır.
Bir tarafta her geçen gün büyüyen sorunlar, diğer tarafta ise her eleştiriyi siyasi polemiğe dönüştüren bir anlayış...
Tablo budur!
Daha da ilginci, şehir bu haldeyken muhalefet yönetimi hâlâ kendisini sorgulamak yerine suçu başkalarında aramaya devam ediyor.
Başarısızlıkları kelimelerle örtemeyeceğiniz kadar uyanmış ve her şeyi gören bir toplum var artık, bu toplumu daha fazla aptal yerine koymaya uğraşmak ancak sizi dramatik ve acınacak hale düşürür, konu bundan ibaret…
Çünkü hayatın içinde hepimizin gözlerimizle gördüğümüz gerçekler bunlar.
Bugün İstanbul'a hizmet yerine mazeret sunanlar şunu asla unutmasın. Sabırlıdır bu millet ama asla hafızasız değildir. Günü geldiğinde reklam afişlerini değil, yapılan hizmetleri bir bir hatırlar. Atılan sloganları değil, çözülemeyen sorunları hatırlar. Sandık önüne geldiğinde de duyduğu sözlere değil, yaşadığı gerçeklere göre karar verir.
Sonuç olarak diğer taraftan, bugün İstanbul ya da başka illerdeki belediye dramları yaşanıyorsa bu aynı zamanda insanların yanlış kararlarının sonucudur. O yüzden özeleştiri sonrasındaki yanlışların düzelmesini sağlar…
Ektiğini biçer insan…