Sayın Devlet Bahçeli geçtiğimiz günlerde verdiği demeçte, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raporuna değinerek, “Avrupa Türkiye’ye istikamet çizemez” dedi.
Sayın Bahçeli’nin bu sert çıkışı çok anlamlı.
Avrupa’nın oyunları kumpasları ne zaman bitti ki? Bu konuyla ilgili sizi biraz geçmişe götürüp bir kaç örnek verip Avrupa’nın ikiyüzlülüğünü anlatayım.
Tarih Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu yıllar.
Ankara Başkent ancak Avrupalı ülkeler büyükelçiliklerini bir türlü İstanbul’dan Ankara’ya taşımıyor. 1929’a gelindiğinde sadece Rusya ve Afganistan’ın büyükelçilikleri Ankara’da. Gazi Mustafa Kemal Paşa bu konunun çözülmesi için düğmeye basıyor.
1 Haziran 1929’da Çankaya köşkünde bir resepsiyon veriyor. O tarihlerde ulaşım sadece trenle var. İngiliz Büyükelçisi George Clerk 3 Haziran’da İstanbul’da Britanya kralının doğum günü için resepsiyon verecek. Ulaşması için var olan birkaç tren seferi de iptal edilince büyükelçi hem Çankaya’daki toplantıya katılıyor hem de resepsiyonu Ankara’da veriyor. Bu Avrupa devletlerinin birbirlerine düşmesine neden oluyor ve bir yıl içerisinde 27 misyon temsilcisi Ankara’ya yerleşiyor.
Almanya istihbarat örgütü tarafından korunan, kollanan Cemalettin Kaplan’ın İran parası ile Türkiye’deki eylemleri Avrupa’nın özellikle Almanya’nın isteği ile yapıyor. Oğlu Metin Kaplan’ı gönülsüz Türkiye’ye iade edince bütün organizasyonu Almanya gizli servisinin yaptığı ortaya çıkıyor.
Ermeni terör örgütü ASALA’nın Fransa tarafından korunup kollandığını biliyoruz. Onlarca büyükelçimizi ve misyon görevlilerini şehit eden bu örgütün en büyük eylemlerinden birisi Fransa Orly havaalanında THY bürosuna düzenlediği bombalı saldırının ardında Fransız istihbaratının olduğu ortaya çıkmıştı.
Ermeni meselesinde Talat Paşa’yı Berlin’de gündüz vakitlerinde şehit eden Soğomon’un beraat ettirilmesi aslında Berlin’de hâkimlerin Türkiye olunca adil olmadıklarını göstermiyor mu?
Avrupa Türkiye’ye yıllarca istikamet çizdi. Terör üretti, kaos üretti, olmadı, gençleri, öğrencileri sokağa döktü.
Türbana bulaşıp İslam dinine müdahale etikti. Kendi üretip devreye soktuğu din adamı görünümlü insanlarla kendi işine gelen bir din üretmeye yeltendi.
Elindeki IMF gücünü kullanarak verdiği borçlarla zora soktuğu ekonomiyi koz kullanıp ülkeyi yönetenlerin iplerini elinde tuttu.
Belli ki Türkiye birçok alanda atağa kalkıp bağımsızlık yolunda güçlü ve hızlı adımlarla ilerleyip, kendisini güncelleyip yenilerken diğer taraftan Avrupa yerinde sayıp gerilemeye başladı.
Nüfus yapısı yaşlanan, dışarıdan gelen göçmenlerden, Türkler dışındakilerden verim alamayan Avrupa’nın anlayamadığı ve hazım sorunu yaşadığı şey artık Türkiye’yi eskisi gibi kontrol edemeyip, ülkemde ürettikleri stratejiyi hayata geçirememeleri.
Yaşlanan bu nedenle sanatta, bilimde, savunma teknolojilerinde patinaj yapıp, artık ileriyi bırakın gerileyen Avrupa’nın ürettiği ve uygulamaya sokamaya çalıştığı stratejiler ülkemde eskisi gibi işlemiyor. Bu da Avrupa’yı çıldırtıyor ne yaptığını ne söylediğini bilmiyor.
Bu açıdan bakınca Sayın Bahçeli’nin demeci çok önemli. Cumhuriyet’in kurulduğu yıllardaki Gazi Mustafa Kemal’in oyun kurucu, kural koyucu hareketlerinin benzeri önümüzdeki yıllarda Türkiye tarafından Avrupa’ya ayar verileceğinin ilk işaretleri ve uyarısı bizzat Bahçeli tarafından dile getiriliyor.
Lafın özü; Avrupa’nın elleri ayaklarına dolaşıyor. Yeni güçlü strateji üretemiyor. Bunun olası sonuçlarına da katlanmak zorunda kalacak.
Konu bundan ibaret.