Bu yazıyı Gaziantep yolunda yazıyorum.

Sosyal medyada bir video izledim, hani derler ya; nevrim döndü.

Sonra Şehit Kâmil’in hikâyesi geldi aklıma.

Aynı refleks, aynı duruş…

Yaşananları anlatmaya biz edep ediyoruz, gâvurlar fiili eyleme dökmeye hayâ etmiyor.

‘Gâvur’ kelimesini titizlikle seçtim. Anadolu’da adı konan bu profilin kuralı, ahlakı, etiği olmaz. Gâvur dediğimiz profil; savaş hukukunu tanımaz, insanlık duruşu kaygısı taşımaz ve en adi eylemleri hayâsızca hayata geçirir.

Bir insan din gayrısı olabilir, kâfir olabilir… Bu durum insanlık adına en asgari ahlak kurallarının taşınmasına engel değildir. Fakat “gâvur” bunlardan çok uzakta, aşağıların aşağısı, ‘esfeli sâfilin’ sınıfındadır.

Gâvur profilini tanımak bakımından önce Şehit Kâmil’in hikâyesini anlatalım, ardından Filistin’de yaşananlara gelelim.

İstiklal Savaşı sürecinde tam 102 yıl önce Gaziantep’te 10 yaşında bir Kâmil yaşar.

Antep’i önce İngilizler ardından da Fransızlar işgal etmek istemişlerdir.

Bu süreçte Kâmil annesiyle çarşıya çıkar. Kâmil’in annesi yüzü örtülü, tesettürü tam bir hanımefendidir. Çarşıda işgalci gâvurlar, Kâmil’in annesine sarkıntılık ederler. Bunu gören Kâmil hiç durur mu? Hemen müdahale eder, annesini korumaya çalışır ve işgalci askerler oracıkta Kâmil’i süngülerler.

Bu olay duyulunca Antep halkı, kalkışma başlatır ve geniş çaplı savunmaya geçerler.

Gaziantep halkı, Fransızlar tarafından bir sene boyunca ablukaya alınır ve fakat halkın büyük direnişiyle Fransızlar vatan toprağından söküp atılır.

Kâmil’in adıysa Şehitkâmil adıyla, Gaziantep’in merkez ilçelerinden birine verilir.

MODERN TARİHTE KAYDA GEÇİRİLMİŞ EN KAPSAMLI SOYKIRIM

Şimdi gelelim Filistin’e.

Kudüs’te, Batı Şeria’da, Gazze’de altı yaşındaki çocuğun öfkesinin kaynağı nedir sizce? Sekiz yaşındaki Muhammed’in İsrail tankının karşısına geçip taş atmasının motivasyonu nereden kaynak buluyor? Sadece vatan toprağının işgal edilmesi mi?

Bakınız… İsrail köpekleri sayısız Filistinli çocuğun ve kadının ırzına geçmiştir ve hayâsızca tecavüzü bir silah olarak kullanmaktadırlar. Bu adi uygulamaları; Filistinlilerin topraklarını bırakıp gitmeleri, pes etmeleri, direnişten vazgeçmeleri için yapıyorlar.

Gazze soykırımı sürerken geçtiğimiz günlerde Batı Şeria’da yaşanan olayı aktaracağım size.

Gazetecinin aktarımını alıntılıyorum: “İsrail askeri, köylerini basmaya geldiğinde Filistinli kız çocuğu onlara taş attığı için tutuklandı. Çocuk 13 yaşında. Burası Batı Şeria, Gazze değil. Kızı tutukladılar, sonra onu beş gün aç bıraktılar. İsrail askerleri kıza acımasızca tecavüz etti. Kız, yaşadığı işkence sonrası ayakta duramıyordu. Bugün onu kontrol noktasına fırlatıp attılar. Babası koşarak kızını aldı ve hastaneye götürdü. Ve bu kıza, gazetecilere konuşmamasını; eğer konuşursa ona yaptıklarının aynısını dokuz yaşındaki kız kardeşine de yapacaklarını söylediler. Başına böyle şeyler gelen ilk Filistinli çocuğun bu kız olmadığını anlamanızı istiyorum. Bu olay, daha fazla Filistinli çocuğun başına gelmeye devam edecek. Ve bu sadece Filistinli çocukların başına da gelmiyor. Bu olay Batı Şeria’daki Filistinli kadın ve erkeklerin de başına geliyor. Mevzu rehinelerle ilgili değil. Olayın Hamas ile hiçbir ilgisi yok. Onların amacı Filistinlinin ruhunu öldürmek. Onların amacı bu topraklarda etnik temizlik yapmak. Onların amacı; yok etmek. Bu, modern tarihte en iyi kayda geçirilmiş soykırımdır. Hiçbir medya organının bunu raporladığını görmedik. Bu kız 13 yaşındaydı. İsmi Layan’dı. Batı Şeria’nın Jenin köyündendi. Diyecek bir şeyim yok. Böyle bir olay karşısında nasıl hissizleşebiliriz? Babasının 13 yaşındaki kızını, bir çete tarafından tecavüze uğradıktan sonra kucağına aldığı anı düşünebiliyor musunuz? Bu acı taşınabilir bir yük değil.”

Alıntı bu kadar. Videoyu izlerken dehşete düştüm.

İsrail Filistinlilerin onurunu, şerefini ve tüm ümmetin izzetini ayaklar altına alıyor.

Diğer taraftan küçücük yavrular tüm bu yaşananlara tepki veriyor; namus için, din için, vatan toprağı için direniş sergiliyor ve taş atmaya devam ediyor.

Filistinlilerin işi çok zor.

Kural tanımayan, lanetlik bir kavim var karşılarında.

İlkel, takıntılı zihin dünyaları ve ürettikleri din kurgusuyla her türlü aşağılık, alçak fiilleri hayata geçirmekteler.

İsrail ordusunun baş hahamının alçak fetvası, tecavüzü normal ve uygulanabilir olarak tanımlıyor.

Tarihte peygamberleri bile katletmiş bir kavim olan bu kitle, bölgemiz ve insanlık için büyük tehdittir.

Bakınız, bahse konu mevzu hakkında Hamas’ın merhum kurucu lideri Şeyh Ahmet Yasin, ümmete nasıl sesleniyor: “Allah'ım! Akıtılan kanlar, dokunulan ırzlar, çiğnenen hürmetler, yetim bırakılan çocuklar, oğlunu yitirmiş anneler, dul kalmış kadınlar, yıkılmış evler ve ifsat edilmiş ekinler aşkına sana şikâyette bulunuyorum, sana şikâyette bulunuyorum!”

İşte bu sese kulak vermeli ve İsrail terör yapısına karşı duruş sergilemeye devam etmeliyiz.

Her kim, ne yapabiliyorsa mesuldür.

Boykot, gösteri, protesto, yazı, makale, sosyal medya paylaşımı, film çekimi, senaryo yazımı, her türlü engelleme faaliyeti, her türlü Filistin’e destek çalışması, diplomasi, her türlü örgütlenme…

Asla gündemden düşürmeden ve her daim aksiyon hâlinde olarak…

Hepimiz Filistinliyiz!