Eğitim-öğretim konusunda hepimizin bir fikri var. Bir kalemde memleketin eğitim sorununu çözeceğimize inanırız. Ama unuttuğumuz bir gerçek var; tarihi boyunca eğitimin sorunları çözülmemiş, bundan sonra da çözülmeyecek. Eğitimin sorunlarının bittiğini düşündüğümüz an, kıyametin kopma anıdır.
Kültürümüzde beşikten mezara kadar ilim öğrenmek tavsiye edilir. Öğrenmenin yaşı yoktur. İlim rütbelerin en yükseğidir. Bu ve benzeri tavsiyelerle ilim öğrenmek teşvik edilir. Bu güzel sözleri çok duyarız ama kendimize gelince çok da dikkate aldığımız söylenemez. Ama güzel bir hasletimiz olduğunu da hatırlatmakta fayda var: Kendimiz yapmasak ta ilim konusunda mesafe alanlara saygı duyarız. İlim erbabına hürmet ederiz.
Dijitalleşme ve internetin yaygınlaşması ile ortaya çıkan yapay zekâ kimyamızı bozdu. Eski ve yeni ne biliyorsak yapay zekâ harmanında öğütülüp karşımıza yeni bir bilgi olarak çıkıyor. Henüz yerini tam olarak benimseyememekle birlikte önemini kavramış durumdayız. Şunu anladık, bilgi üretimi konusunda hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bütün eğitim kurumları bu gerçek karşında durumlarını gözden geçirmek durumunda. Sadece eğitim kurumları değil bütün kurum, kuruluşlar ve şahıslar yeni düzene ayak uydurmak zorunda. Bilgiler eskiyor, meslekler kayboluyor.
Değişim her dönem yaşanmakla birlikte bu çağda hızına yetişmek mümkün değil. Mesafeler çok hızlı kapanıyor. İnsan hız karşısında biraz şaşkın, biraz tedirgin, biraz kararsız… Hızlı değişen şeylerin kültür ve gelenek oluşturması da mümkün değil. Bir buluş hayata katılıp bir kültür oluşturmadan başka birisi gelip onu süpürüp yerine geçiyor. Bu da bir buluşun sanata, edebiyata, şiire konu olmadan, bir iz bırakmadan çekip gitmesiyle sonuçlanıyor. Kaybolan yenilik ancak yapay zekâlarda arayacağımız zamanlarda karşımıza çıkacak. Teknik buluşlar da insan gibidir ne kadar çok hayata katılırlarsa o kadar kalıcı olurlar.
Peki, bütün bu gelişmeler karşısında oturup ağlayalım mı? Unutmayalım kâinatta insandan başka bu işlere teşebbüs edecek yaratık yok. O yüzden bütün bu yeniliklerin arkasında insan var. Çözümü bulacak ve onu insanlığın faydasına sunacak olan yine insandır. En önemli konu yine insanda başlayıp insanda biter. Kısaca ifade etmek gerekirse, insanın ahlaklı olması her şeyi çözecektir. Herkes aynı fikirde ve ahlaklı olmayabilir. Yöneticilerin ahlaklı olması çok çok önem arz eder.
Meselenin en önemli taraflarından birisi de donanımlı ve hazırlıklı olmaktır. Yazının başında belirttiğimiz gibi kültür ve inancımızın bize öğrettiği beşikten mezara kadar ilim şiarını düstur edinerek yola devam etmek gerekir. Bir işten yorulunca başka bir işle meşgul olmak, eskiyen bilgilerin yerine yenisini koymak ve kaybolan meslekler için yenisini öğrenmek lazım. Hayat boyu kendimizi yenileyerek hayatı anlamlı kılmak mümkün.
Artık her şeye, bize sonradan öğretilen sınıfçı gözle bakmaktan vazgeçmeli. Mesleğin kötüsü olmayacağını bilerek yaptığımız işi sevgiyle, aşkla yapmalı. Etiketler, unvanlar ve makamlar peşinde koşmaktan vazgeçmeli. Bütün bunları yaparken ara duraklar oluşturup tefekkür etmeli. Bir adım geriye çekilerek kendimizi muhasebeye çekmeli. Ve yeniden besmele çekerek bir işe girişmek, bu dünyadaki ana varlık sebebimizi unutmadan temiz, pak ve helal bir hayat yaşamak amacı doğrultusunda gayret göstermeli.
Diyeceksiniz ki peki ya sonra... Göz açıp kapayıncaya kadar kaldığımız şu yalan dünyada daha fazla ne yapılabilir ki!