Tarihi yapanlarla yazanlar çoğunlukla aynı isimler olmadığı için zaman zaman gerçeğin hilafına sonuçlar ortaya çıkar. Bazen gerçek kahramanlar unutulur, çok az katkısı olanlar kahramanlaştırılır. Tarih yazımına siyasi bir yaklaşım sergilenince gerçekler göz ardı edilebilir. Gerçekler bastırılırsa bu defa fısıltı yaygınlaşır, akla hayale gelmeyen dedikodular üretilir. Ancak çok güzel bir söz var: “Gerçeklerin er veya geç bir gün ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır.”
Büyük bir tarihe sahip olan Türk milletinin geçmişinde nice isimsiz kahramanlar vardır. Zaten onlar kahraman olmak için canlarını seve seve vermezler. Onlar vatan, millet, din uğruna şahadet şerbetini içmek için yola çıkarlar. Bu mücadelenin sonunda ne rütbe beklenir ne de mal.
Son büyük devletimiz Osmanlı yıkılırken Balkanlar, Kafkaslar, Filistin, Suriye, Irak’ta milyonları kaybettik. Büyük coğrafyadan sığındığımız Anadolu’da da işgale uğradık. Bu son kalede direniş göstererek bağımsızlığımızı kazandık. Bu mücadelenin bilinen kahramanlarının yanı sıra adı sanı bilinmeyen nice vatan evladı son bir silkinişle direnişe geçti.
Anadolu ve Trakya’nın her yerinde eli silah tutan herkes bu mücadeleye omuz verdi. Kadın-erkek, hatta çocuk cepheye koştu ya şehit oldu ya da gazi. İşte bunlardan bir tanesi de Erzurum’un Aşkale İlçesi Çayköy’de dünyaya gelen Fatma Seher Erden, namıdiğer Kara Fatma’dır. Fatma Seher asker olan Derviş Bey’le evlenir. İlk mücadelesini Balkan Savaşında Edirne’de verir. Sonra Kafkas Cephesi’ne geçer. Kocası Sarıkamış’ta, iki oğlu da Kurtuluş Savaşı’nda şehit olur. Fatma Seher vatan mücadelesini kararlı bir şekilde sürdürür.
Fatma Seher, Milli Mücadele’ye katılmak için meşakkatli bir yolcuktan sonra Sivas Kongresi’nde Mustafa Kemal Paşa ile görüşür. Mustafa Kemal, Fatma Seher’in silah kullanıp ata binebildiğini öğrenince, “Bütün kadınlar senin gibi olsa Kara Fatma” diye hitap eder. Bundan sonra onbaşı rütbesiyle orduya katılan Fatma Seher, “Kara Fatma” lakabıyla anılmaya başlar.
Kara Fatma; I. ve II. İnönü Muharebelerinde, Sakarya Meydan Muharebesinde, Afyon’da Büyük Taarruzda kurduğu müfrezelerle cepheden cepheye koşar. Rütbesi teğmenliğe yükseltilir. Afyon’da Yunan kuvvetlerine esir düşer. 19 günlük esaretten sonra kurtulur ve savaşmaya devam eder. Bu sırada rütbesi üsteğmenliğe terfi ettirilir. Kurtuluş Savaşından sonra kendisine İstiklal Madalyası verilir. Kendisine bağlanan maaşı “Ben para için savaşmadım. Vatanım için savaştım” diyerek Kızılay’a bağışlar.
Kara Fatma kendisi ile cephelerde savaşıp elini kaybeden yeğeni ve çocuklarına da bakmaktadır. Daha sonra sıkıntıya düşer, devletten yardım talebinde bulunur ama kimse ilgilenmez. Maalesef Kafkas Cephesi’nde kendilerine karşı savaştığı, kocasını Sarıkamış’ta şehit eden Rusların İstanbul’daki Manastırı’na sığınır. 1944 yılında Başvekâlete yazdığı dilekçeye, 10 sene sonra iki milletvekili kendisine maaş bağlanması için meclise kanun önerisi verir. Kendisine 170 Lira maaş bağlanır. Son günlerini Darülaceze’de geçiren Fatma Seher Erden, 2 Temmuz 1955 yılında vefat eder. İstanbul’da Kulaksız Mezarlığına defnedilir.
Kara Fatma’ya ilgisizlik ölümünden sonra da devam eder. Yok olmaya yüz tutmuş mezarı, ölümünden 59 yıl sonra 2014 yılında Kızılay tarafından yapılarak anıt mezar haline getirilir. 2 Temmuz 2026 Perşembe günü Beyoğlu Kaymakamı Abdullah Atakan Atasoy, Türk Kızılay’ı Beyoğlu Şubesi organizasyonu ile Kara Fatma’nın mezarı başında kendisini yâd ettik. Bu kadirşinaslık için en çok gayret edenlerden birisi de Beyoğlu İlçe Tarım ve Orman Müdürü Serap Öztürk’ün emeği büyük. Merasime çok sayıda Erzurumlu hanımefendi de iştirak etti. 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10.yıl dönümü yaklaşırken şehit ve gaziler için yapılanlar için devlet büyüklerimize ne kadar teşekkür etsek azdır.