Kitap medeniyetini oluşturan ecdadın varisleri olmakla guru duymak elbette çok kıymetli. Hele ilk emri ‘oku’ olan bir inanç sistemine mensup olmanın sorumluğunun farkında olmak daha da kıymetli. Nesilleri ihya etmek, tüm bu mirasların gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli bir alanı oluşturmaktadır.

Popüler kültürün sarmalında debelenen günümüz insanı özellikle de gençler, içerisinde bulundukları durumun farkında bile değiller henüz. Teknolojinin gelişmesi, teknolojik imkânlara herkesin rahatça kavuşması, bilgiye de insanı ifsad eden materyallere de kolayca ulaşılması çok hızlı bir savrulmayı yaşatmaktadır insanlara.

Evlilik müessesesinin içinin boşaltılması ve feminist duyguların en muhafazakâr kadınların bile iliklerine işlemesi neslin bozulması noktasında en büyük yara olarak görülmelidir. Evlenmenin kolay, ayrılmanın çok ama çok zor kabul edildiği bir kültürel arka plana sahip bu millet. Anne babasını huzurevlerine bırakmanın kınandığı bir anlayıştan uzaklaştı vicdanlar. Ekonomik özgürlük ve çekirdek aile merakı iyice yalnızlaştırdı insanları. Yalnızlaşan insan daha fazla tüketime ve bireysel farklılıklar oluşturma yarışına girdi.

Tam da burada olayın sebepleri üzerinde kafa yormanın gerekliliği üzerinde durmalıdır ilgili herkes ve tüm kurumlar. Mesela Aile Bakanlığı tüm teşvikleri çalışan kadınlar üzerinden hayata geçirmektedir. Fakat evinde çocukları ve ailesi için çalışan kadınların geleneksel aile yapısını devam ettirme noktasında teşvik edilmesi daha önemsiz görülmemelidir. Yine kurumların süresiz nafaka vb. uygulamalarla kadınların haklarını koruyalım derken bir anlamda ayrılığı teşvik ettiği eleştirileri dikkate alınmalıdır.

Tüm bu sorunların onlarca çözüm yolu olabilir. Fakat bu yazımızda kitap medeniyeti ve geleneksel ahlak kurallarını öncelemek istiyoruz. Bireyi ve bireysel istekleri önceleyen dilin değişmesi gerekmektedir. Elbette her birey çok önemlidir fakat toplum olmanın, millet olarak birlikte yaşamanın bireysel taleplerden daha önemli olduğu vurgusu herkesçe kabul edilmelidir.

Ahlakın ve erdemin muteber olduğu bir yaşam tarzı inşa etmede kitapla buluşmanın etkisi azımsanamaz. Sahip olunan maddi imkânlar kadar fikir ve düşünce üretimi ve kullanımı da muteber olmalıdır. “Kazamadığın gün açsın.” anlayışı “Okumadığın gün karanlıktasın.” anlayışına tercih edilmelidir. Bilgiyle, ilim ve irfanla kuşanmış nesillerin geleceğe hazırlanması içerisinde bulunduğumuz vatan ve millet savunması noktasında bir kez daha ortaya çıkmıştır.

İçerisi boş özgüven, sınırsız bireysel özgürlük, nemelazımcı anlayış özellikle genç kuşakların özendiği hayat tarzı olmaktan çıkartılmalıdır. Çözümü uzaklarda aramamak gerekir her anne baba çocuğunun sosyal medya ve cep telefonu kullanımını kontrol ederek işe başlamalıdır. Ve elbette ebeveynler bu konuda örnek olmalı, teknoloji bağımlılığı konusunda dikkatli olmalıdır.