Geçtiğimiz haftalarda Mekke İttifakı ile ilgili düşüncelerimizi ve görüşlerimizi buradan sizlerle paylaşmıştık.
Düşünce ve görüşlerimizi paylaşırken bu ittifakın sadece 3 ülke ile sınırlı kalmaması, yeni katılımlarla hacimsel ve ruhsal anlamda da büyümesi gerekliliğinin önemini özellikle altını çizerek belirtmiştik.
Rahmetli cennet mekan Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamın siyasi geleceğine negatif etki eden ve hatta iktidarına mal olan D8 ülkelerinin bir araya getirilme girişimi aslında bu düşüncelerimizin temelini oluşturmaktaydı.
Gelişen 8 Ülke diye adlandırılan ve 18-20 Aralık 2024 toplantısında Azerbaycan’ın da katılımıyla üye ülke sayısının 9’a ulaştığı oluşum ilk kurulduğu dönemki kuruluş amacına hizmet edebilseydi belki de şimdi İsrail Filistin’e müdahale edememiş, belki de ABD ile İsrail İran’a saldıramamış olacaktı.
Batılı ülkeler karşılarında hiçbir zaman güçlü bir İslam ümmeti görmek istemezler ve planlarını her zaman buna uygun yaparlar.
Müslüman ülkeler ise bu gerçeği göz ardı ederek hareket ederlerse ki bu zamana kadar D8 dışında ciddi bir girişim olmamıştır ve D8 den sonraki ilk ciddi girişim ise Mekke İttifakı olarak değerlendirilmelidir.
D8’in kuruluş felsefesinde kurucu her bir ülkenin kendi özellikleri ve güçlü olduğu alanlar göz önüne alınarak bir yapı oluşturulmuştu ama sonrasında ülkemizde 28 Şubat ile yönetimden uzaklaştırılan bir hükümet gerçeğiyle yüz yüze kalındı.
Ardından ise diğer kurucu ülkelerin liderlerinin başlarına gelen hadiselerle (darbeler, suikastlar, siyasi yasaklar) D8 oluşumuna çok büyük bir darbe vurulmuştur.
Liderlerin başlarına gelenler Batılı güçlerin planlamalarıyla olmuş ve Müslüman ülkelerin tek bir güç olmasının önüne geçilmiştir.
Tarihte yaşanılan olaylardan ders almadıkça geleceği şekillendirmenin asla mümkün olmadığı dünyada Mekke İttifakı oluşumunda da bu realiteler her zaman göz önünde bulundurulmalıdır.
Mekke İttifakı’nın kurucu 3 ülkesinden birisi olan Pakistan’ın Dışişleri Bakanı Ishaq Dar’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklama ittifakın geleceği ve genişlemesiyle ilgili düşüncelerimizin yavaş yavaş hayata geçeceği izlenimini bizde oluşturmaya başlamıştır.
Ishaq Dar’ın yaptığı açıklamaya göre 6’dan fazla ülkenin Mekke İttifakı’na katılmak istediğini belirterek ittifakın ciddi anlamda genişleyeceğinin ilk sinyalini vermiş oldu.
Olması gereken de aslında budur ve daha sonraki katılımlarla ülke sayısının 15 hatta 20’yi bulması da oldukça mümkündür.
Ama tekrar ve özellikle belirtmek isterim ki ittifaka katılan her bir ülkenin ittifakın geleceğiyle ilgili sağlam durması çok ama çok önemlidir.
Birliktelik gereği Suudi Arabistan’a karşı her geçen gün artan Husi saldırıları konusunda birlikte hareket etme gerekliliği ön plana alınarak bunun için ittifakın harekete geçme gerekliliği önemle ortaya konulmalıdır.
Bu anlamda İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin Husi-Suudi Arabistan çatışmasının sona ermesini istediğini aktaran Dar, İran tarafını üçlü savunma anlaşması hakkında bilgilendirdiğini ifade etmiştir.
Ayrıca Dar, Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında alınacak herhangi bir kararın Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan tarafından ortaklaşa verileceğini vurgulamıştır.
Dolayısıyla pazartesi günü Riyad’da varılan mutabakat ile Suudi Arabistan’a yapılan Husi saldırılarını önleme ve birlikte savunma yapılması amacıyla ittifakın doğasına uygun olarak Türkiye ile Pakistan’ın Suudi Arabistan’a asker gönderilmesi kararı ittifakın ilk fiiliyatı olması anlamında oldukça anlamlı bir o kadar da önemlidir.
İttifak geçmişten alınan tecrübelerle genişletilmeli ve İslam ülkelerinin birlikteliği tez zamanda hayata geçirilmelidir.