Herkes adeta saatli birer bomba gibi.

Ha patladı, ha patlayacak.

Duygular kirlenmiş, duygular karışık, duygular hastalıklı.

Ciddi bir tedaviye ihtiyaç var.

Birbirimize tahammül seviyemiz oldukça düşük.

Bardaklar o kadar dolu ki, bir damla su dahi taşırmaya yetiyor.

Birbirimize saygı, yok denecek kadar az.

Teşekkür etmek ise neredeyse unutulmuş bir eylem haline geldi.

Hayatın getirdiği zorluklar, yaşanan stresler; tahammül seviyemizi düşürmüş, sabır kalkanımızı zayıflatmış maalesef.

Bu durumda çatışmacı bir toplum olup çıkıyoruz.

Birbirimize saygı göstermeyi ve nezaketi yitirdiğimizde, birçok şeyi kaybetmiş oluruz.

Toplumsal ilişkilerimiz zayıflar, güven azalır ve birlikte yaşamaya olanak tanıyan temel bağlar zedelenir.

Saygı yoksa güven yoktur.

Saygı yitirilmişse emniyet kaybolmuş demektir.

Oysa karşımızdakine saygı göstermek, canlı tutmamız gereken eylemlerin başında gelmeli.

Saygı toplumsal uyumun temelidir; saygının olmadığı yerde sağlıklı hiçbir şeyi inşa edemezsiniz.

Saygı, toplumu oluşturan fertleri birbirlerine bağlayan tutkal gibidir.

Bu tutkal, tutuculuğunu yitirirse toplumu oluşturan fertler, serseri mayın gibi birbirine çarpmaya ve birbirini yok etmeye devam eder.

Birbirimize daha fazla hoşgörü ve anlayışla yaklaşmalıyız.

Empati kurmak, karşılıklı teşekkür etmek ve minnettarlığımızı göstermek de önemlidir.

Bu basit adımlar, ilişkilerimizi güçlendirir ve daha olumlu bir toplum oluşturmamıza yardımcı olur.

Tabii her şeyden önce kişinin kendisine saygısı olmalıdır.

Kişi, kendisini değerli hissetmelidir.

Toplum her bir ferdini değerli hissettirmelidir.

Kendisine saygısı olmayanın bir başkasına saygılı davranmasını beklemek beyhudedir.

Saygı ve sevgi ile beslenen ilişkiler, bizi daha mutlu ve huzurlu kılar.

Huzurlu bir toplumun inşası buradan geçer.

Yoksa birbirlerinin boğazına yapışmak için nedenler arayan, birbirlerini yok etmek için sebeplere sarılan, o tartışmadan bu tartışmaya savrulan tuhaf bir güruh olur çıkarız.

Fındık kabuğunu doldurmayacak nedenlerden dolayı birbirimizi üzer, birbirimizi incitir ve birbirimizi imha ederiz.

Toplumların içten çöküşü böyle başlar.

O sebeple saygıyı yitirmemek, korumak ve yeniden ayağa kaldırmak için başta ana sorumlular olmak üzere, toplumun her ferdinin üzerine görevler düşüyor.

Gelecek nesillere bırakabileceğimiz en değerli şey, içerisinde kelimenin tam anlamıyla yaşayabilecekleri, onlara kendilerini değerli hissettirecek, insanların birbirlerine anlayış ve saygı ile davrandıkları tertemiz bir toplum bırakmaktır.