Eskiden okula başlayacak çocuklar için Âmin Alayları tertip edilirdi.

Okulun önünde başlayan yürüyüşte, çocuklar sıraya dizilerek öndekiler yüksek sesle ve koro halinde ilahiler okur, arkadakiler ‘âmin’ derlerdi.

Çocuklar dua ve ilahi sesleriyle gelen akranlarını evlerinin önünde bekler, önceden süslenerek hazırlanmış bir arabaya veyahut varsa midilli atına bindirilerek ilahiler eşliğinde Âmin Alayına dâhil edilirdi.

Çocuğun ailesi de kafilenin en arkasından yürüyüşe katılırdı.

Böylece mahallenin tamamı dolaşılır Âmin Alayına alınan çocukların hepsi neşe içinde mektebe getirilirdi.

Tören sonunda çocuğun ailesi tarafından hazırlanmış yemekler yenilir, ilahi okuyan ve âmin alayına katılan bütün çocuklara hediyeler dağıtılırdı.

Bu gelenek terk edileli uzun, çok uzun zaman oldu.

İçinde bizim kuşağın da bulunduğu çocuklar okumayı Cin Ali’den öğrendiler; Cin Ali’nin Atı, Cin Ali’nin Topu, Cin Ali’nin Topacı, Cin Ali’nin Karagözlü Kuzusu, Cin Ali’nin Oyuncakları, Cin Ali Çocuk Bahçesinde, Cin Ali ile Berber Fil, Cin Ali Kır Gezisinde, Cin Ali Okulda ve Cin Ali Okula Başlıyor… 

Toplam 10 kitap…

Seride neden ‘Cin Ali Kur’an öğreniyor’ yoktu?

Olsaydı, topla, topaçla, kuzuyla, fille oynayan Cin Ali bir kerecik Kur’an öğrenmeye, Elifbayı eline bir kerecik almaya yeltenseydi;

Birdeen şimşekler çakaar ve yer yerinden oynaar ve gökten korkuunç laiklik yıldırımlarıı yeryüzüne düşmeye ve düşürülmeye başlardııı.

Şimdi de sizlere kötü bir haberim var.

Çocukluğumuzun o çelimsiz, o kürdandan kahramanı Cin Ali var ya, maatteessüf FETÖCÜ çıktı.

Bu bilginin sizler kadar beni de şaşkına çevirdiği, hayretten hayrete düşürdüğü doğrudur.

Cin Ali’yi Köy Enstitüsü mezunu ilkokul öğretmeni Rasim Kaygusuz 1968’de yayınlanmaya başladı.

Kızının bir gazeteye verdiği mülakata göre;

Çocukların okumayı söktüklerinde okuyacakları kitap olmadığı için bir fikir geliştirdi.

Önce dergi çıkarmayı düşündü sonra bunu kitaba çevirdi;

 “Babam kitap hazırlamaya karar verdiğinde karakterin adını Ali koymaya karar vermişti. Çünkü hem çok bilinen hem de çok kolay öğrenilen bir isimdi. Ali’nin önüne bir sıfat koymak istiyor ama bulamıyordu.

Matbaacı Ali İpek, kendisine memleketinde Cin Ali dediklerini, bu ismi kullanabileceğini söyleyince karakterimizin adı Cin Ali oldu. Bir jest olarak da kitapta Cin Ali’nin soyadı İpek olarak belirlendi. Babam kitabını bastıracak yer ararken Ali İpek’le tanışıyor…”

Peki, Matbaacı Ali İpek kim miydi?

Kapatılan Bugün Gazetesi, Kanaltürk ve Bugün TV, İpek Holding, Koza Altın Maden’in sahibi, firari FETÖCÜ Akın İpek’in babası.

Zayıf ve çelimsiz olduğu için Adana’da matbaada çalışırken ustası ona Cin Ali lakabını takmıştı.

Adana'daki işletmesinin adı İpek Matbaasıydı. Ankara’ya taşındığında kardeşinden ayrı olarak Koza Matbaasını kurdu.

İşte böyle…

Cin Ali İpek'in Adana matbaacılar arastasındaki lakabı, 1968’ten, ömrünü doldurduğu düşüncesiyle müfredattan kaldırıldığı 2005’e kadar çocuklarımızı topla topaçla, kırda bayırda dolaştırarak heder etti.

Ve bizim Âmin Alaylarımız hâlâ geri dönmedi…