Beşinci günden itibaren deprem bölgesini dolaşıyorum. Kelimelerle anlatmak hakikaten kolay değil. Hele hele bu acıyı yaşamayanlar ne söylese ne konuşsa boş. Çünkü ateş düştüğü yeri yakıyor. Ama yine de Elbistan’dan Samandağ’a kadar uzanan hat boyunca görmediğim il, ilçe merkezi kalmadı, hatta pek çok köye de uğradık. Gördüklerimi şöyle anlatayım. İstanbul'dan Ankara'ya hemen herkes seyahat etmiştir. Aradaki tüm il, ilçe ve köylerin yıkıldığını düşünün. Çünkü en az yıkım olan köyde bile 10 bina var çöken.

HAYAT DEVAM EDECEK

Elbistan, Kahramanmaraş, Nurdağı, İslahiye, Hassa, Kırıkhan, Hatay ve Samandağ’daki yıkımın yanına bu hatta olmayan Adıyaman, Malatya, Diyarbakır, Kilis, Osmaniye ve İskenderun’u ekleyin… Böyle büyük bir afetle karşı karşıyayız. Gerçekten insan aklının alabileceği bir afet değil bu. Onlarca insanla konuştum. Bu bölgede yaşayıp da bir yakınını kaybetmeyen neredeyse kimse yok. Yani sokaktaki herhangi bir insana geçmiş olsun değil başın sağ olsun demek hakikaten abartı değil. Bir benzin istasyonunda mola verdik pompacı arkadaş, işinin başında çalışıyor. Geçmiş olsun dedim. Yüzüme baktı. Kaybınız var mı, dedim. “Kardeşimi, yengemi, yeğenlerimi toprağa verdik” abi dedi. İşinin başına dönmüş. Hayat bir şekilde devam ediyor onun için. O arkadaşla sohbet ederken bir Şahin arabası yanaştı, gaz aldı. Şoförü indi. Ona da “Geçmiş olsun, kaybınız var mı?” dedim. Abi, dedi “Amcamın çocuklarını kaybettim.” Yani işinin gücünün başında dokunduğum iki kişi sadece.. Kimi aileler tümüyle gitti, kiminin ailesi, anne babası, eşi çocukları, gitti kaldığına sevinemedi, kimileri de yakın-uzak akrabalarını kaybetti. Rabbim sabır versin hepsine.

AĞLAMAYA UTANIYORLAR

85 milyonun ortak acısına dönüşen bu tabloyu ise yol güzergahında uğradığımız bir köyde enkazın yanı başına çadır kuran Maraş, Beyoğlu köyünden Orhan Amca ile Hatay’da bir dükkanın önünde otururken selam verdiğimiz 90 yaşındaki Atife Nine’nin söylediği bir cümle anlatıyor. Orhan amca torununu, Atife Nine yeğenlerini kaybetmiş. Ancak ailesini tümüyle yitiren komşuları görünce acılarını unutmuşlar. Ve adeta söz birliği etmişçesine diyorlar ki “Ağlamaya utanıyoruz.” Sözün bittiği yerdeyiz. Yazacak konuşacak çok şeyimiz var. Rabbim milletimize sabır ve dayanma gücü versin. Yol boyunca gördüğüm en önemli detaylardan birisi ise milletimizin kanaatkâr tavrı oldu. Arabaya aldığımız üç beş eşyadan istediğini almasını söylediğim bir teyzemiz sadece iki parça çamaşır aldı; ‘Bu kadar yeter. Başkalarına da götürün...’.

GÖZLERİ DOLU, YÜREĞİ TOK

Dar gelirliler için yapılmış TOKİ’de "İstediğin bir şey var mı?" diye sorduğum küçük bir çocuk, “Abi her şeyimiz var. Teşekkür ederim.” diye cevap verdi. Bu milletin bu feraseti, inancı, sabrı, hamiyetperverliği olduğu sürece Allah’ın izniyle üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir şey yok. Ancak elbette bu yarayı sarmak kolay olmayacak. Rabbim yardımcımız olsun.