Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma ve Haluk Levent hakkında gündeme gelen iddialar sonrasında gözler bu kez yıllar önce yaptığı bir konuşma nedeniyle eleştirilen oyuncu Eda Ece'ye çevrildi.

Eda Ece, sosyal medya hesabından oldukça uzun bir açıklama yayınlayarak geçmişte söylediği sözler nedeniyle bir kez daha özür diledi. Öncelikle Eda Ece'nin açıklamasına olduğu gibi bir bakalım:

"Herkese merhaba, hakkımda çıkan yorumlara cevap vermem gerekiyor. 2 gündür söylenenler doğru değil tam tersine, hayatımda hiçbir zaman Ahbap derneğine bağışta bulunmadım. Hiçbir organizasyonlarında yer almadım. Bağış topladıklarında yardım etmedim. Hiçbir paylaşımda halkı bağış yapmaya yönlendirmedim. Çünkü çok yakınım olan bir arkadaşım kendisinin başına geleni, yıllar öncesine dayanan şahsi olarak yaşadığı bir dolandırıcılığı ve ona yapılan terbiyesizliği bana söylemişti ve bu nedenle hiçbir zaman tam olarak güvenemedim, sevemedim. Uzak durdum.
Kimse de bana gel demedi zaten. Ama insanlar değişebilir inancıyla karalayacak bir cümle de sarf etmedim. Amaç çok anlamlıydı ama şahsen katılmadım. Bu konuları zaten adalet inceliyor, umarım doğru değildir, çok üzücü.
Söylediklerim yanlış anlaşılmasın. Oraya yardım aracılığı için katılan meslektaşlarımın iyi niyetle gittiğinden ve olanlardan rahatsızlık duyduğundan eminim. Zaten aksi olamaz.
Bir tek devletimiz çağırdığı için ATV bağış yayınına katıldım. Ben ve arkadaşlarım, o dönemki dizi ekibimiz bizzat kendimizin aldığı şeyleri bizzat kendimiz götürdük. Hiçbir aracı kurum ya da kuruluşla hiçbir hareket yapmadık. Kendimiz gittik, kendimiz dertlere ortak olmak istedik. Kendimiz ziyaret ettik. Hastaneleri gezdik, ne ihtiyaç varsa karşılamaya çalıştık. Canla başla ne varsa halkla beraber el ele yaptık. Hiçbir aracı kurum yoktu. Böyle olmasını istedik. Bizi izleyen seven insanların yanında olmak istedik.
O dönemde yaşadığım üzüntüyü hiç unutmadım. Bir ara o kadar kendimi kaptırmıştım ki 'sen artık git' dediler. Şevval'in bana psikolojik destek al dediğini hatırlıyorum. Gece uyuyamıyordum. Kendimi parçaladım. Yine olsa yine yaparım. Lafını etmişim gibi algılandı. Ben tam tersine hiçbirini paylaşmadım. Hiçbir gittiğimiz yere basın çağırmadık. Aklımıza bile gelmedi. Biz öyle bir ekip değildik. Orada başka dernekler vardı elbet ama biz kendimiz gittik.
Ta ki hayatımın hatasını yapana kadar...
Şubattan hazirana kadar bu kabusu yaşadıktan sonra, şubat kapağıyla yılın yıldızı ödülü bana verilince, biz kapak çekimini bırakıp yardıma koştuğumuz için insanlığımdan dolayı o ödülü bana verdiklerini düşündüğüm için bu konu açıldı. Yoksa ne alakası var, neden bu konuyu açayım?
O güne döndüm. Konuşmama benim tekrar makyaj yapıp bir elbise giyip çıkmam imkansızdı. Ağır bir depresyona girmiştim. Çünkü ben empatiden çok acı çeken bir insanım, bunu beni tanıyanlar bilir. Ama beni buraya davet edip tekrar hayata karışmamı sağladığınız için teşekkür ederim, sayenizde tekrar hayata karıştım deyip yaşadığım acıyı anlatmaya başladım.
Konuşmamın sonunda o kadar ağır hissettim ki bir espri yapma gereği duydum. Çünkü ben üzüldüğümde, bir acı yaşadığımda bunu gülerek atlatıyorum. Otomatik çıkıyor ağzımdan. Acılarla böyle baş ediyorum. O an bir espri yaptım. Keşke yapmasaydım. Ve sadece o cümlem paylaşıldı.
Dilimi eşek arısı soksaydı.
O kadar üzüldüm, o kadar pişman oldum ki böyle bir şey söylememeliydim. Haksızlık ettim.
O yüzden bu kadar senedir bana yazılan bütün hakaretleri, çocuğuma kadar edilen küfürleri sadece üzüntüyle okudum. Yıllardır ses çıkaramadım. Bir tek özür diledim, onu da kimse duymadı. Hatamı bildiğim için bana köşesinde resmi bir dev gazetede küfür yazan gazetecilere bile cevap veremedim. İçime attım. Utandım.
Beni yerden yere vurmalarını izledim. Tam da peşinden hamile kaldım. Hamileyken de bu kabus devam etti. Çocuğum iki yaşına geldi, hiç bitmedi bu linç. Ama hatalı bendim.
Özür diliyorum.
Daha önce de diledim, yine diliyorum.
Başta depremzede vatandaşlardan ve kırdığım herkesten, devletimizden, oy haklarına karışmak benim haddime değildi. Gerçekten utanç içindeyim. Keşke o şakayı yapmasaydım. Haksızlık ettim.
Yürekten özür diliyorum.
Herkesi çok seviyorum. Bu ülke için hepimiz canımızı verecek insanlarız. Ayrımcı bir dil kullanmak benim gibi herkesi seven birinin yapacağı iş değildi. Bana yakışmadı.
Tekrar özür diliyorum.
Ömrümde ne kimsenin kötülüğünü istedim ne bir kimse hakkında kötü söz söyledim. Benim işlerimi izleyip beni sever ya da sevmezsiniz ama yeryüzündeki kimseye zarar verecek yapıda bir insan gerçekten değilim. Benden kötülük kimse göremez.
Aklıma iyilikten başka bir şey gelmez. Yüreğim böyle değil. Hamurum böyle kötücül değil. Beni tanıyanların bunu bildiğini biliyorum.
Tekrar özür diliyorum.
Beni linçlemeyen, beni tanıyan, seven, beni savunmak zorunda hisseden insanlardan da özür diliyorum. Benimle beraber onlara bu stresi yaşattığım için onlardan da özür diliyorum.
Lütfen beni affedin.
Bir daha böyle bir hadsizlik yapmayacağım. Çünkü ben bu değilim.
Hoşça kalın."
Evet, Eda Ece'nin açıklaması bu şekilde...
Ancak kamuoyunun sorduğu soru şu:
Bu özür neden şimdi?
Yıllardır tartışılan sözlerin ardından gelen bu açıklama, Ahbap Derneği hakkındaki soruşturmanın ve Haluk Levent'e yönelik iddiaların gündemin ilk sırasına yerleştiği günlerde yapılınca ister istemez zamanlaması sorgulanıyor.
Bir yanda "hata yaptım" diyen bir oyuncu, diğer yanda yıllardır süren bir tartışma...
Elbette herkes hata yapabilir. Elbette insanlar pişman olabilir. Ancak kamuoyu da yapılan açıklamaların zamanlamasını sorgulama hakkına sahiptir.
Bugün birçok kişi Eda Ece'nin özrünü samimi bulurken, birçok kişi de bu açıklamanın yıllar önce yapılması gerektiğini düşünüyor.
Özellikle "oy haklarına karışmak benim haddime değildi" cümlesi, aslında tartışmanın özünü oluşturuyor. Çünkü sanatçıların toplumu ilgilendiren konularda görüş açıklama hakkı olduğu kadar, milyonlarca insanın tercihlerine tepeden bakmama sorumluluğu da bulunuyor.
Sonuç olarak Eda Ece özür diledi. Üstelik bir kez değil, defalarca özür dilediğini söyledi. Fakat kamuoyunun vereceği karar başka bir mesele.
Affedilip affedilmeyeceğine toplum karar verecek.
Ancak kesin olan bir şey var:
Yıllar önce söylenen birkaç cümle, aradan geçen zamana rağmen hâlâ konuşuluyor ve Eda Ece'nin peşini bırakmıyor.