Hürmüz Boğazı’nda yaşananlar ne yazık ki bütün dünyayı etkilemeye devam ediyor.
Tahıl Koridoru krizi, Pandemi sürecinin oluşturduğu tedarik zinciri tahribatlarından sonra yaşanan en büyük kriz oldu, Hürmüz.
Konunun bu boyutlara ulaşmasında elbette büyük çıkarların, enerji savaşlarının etkisi inkâr edilemez.
Tarih boyunca güçlüye göre yön almış uluslararası çıkarlar, bugün çok ilginç karakterlerin de etkisiyle çok daha içinden çıkılmaz hale geliyor.
Avrupa’nın yaşadığı lider sorununa bir de ABD Başkanı Trump’ın kaba dili eklenince, kriz daha da derinleşmiş oluyor.
“Bütün savaşları bitireceğim.” vadiyle seçimleri kazanan Trump, kazandığı günden buyana hep savaşların ve çatışmaların merkezinde yer aldı.
“Bir günde bitireceğim.” dediği Ukrayna-Rusya savaşını hâlâ bitiremedi.
İsminden mülhem Trump, adeta Hürmüz’ün de krampı oldu.
Esnekliğini yitirmiş kasların kasılma ve açılma kabiliyetini kaybetmesi gibi, Hürmüz’de de bütün diplomasi esneklikleri tarihsel kabiliyetlerini kaybetti.
Viyana sözleşmelerinin ortaya koyduğu bütün diplomasi kazanımlarını yerle yeksan eden Trump, adeta dünyanın midesine oturan kramp oldu.
Coğrafi olarak dünyanın en önemli tedarik noktalarında cereyan eden ve uzak noktalarda Çini’ni durdurma amacı taşıyan çatışmalar ve savaşlar, ABD ve İsrail tarafından dünyanın midesine saplanan ve gevşeyemeyen bir kramp olmaya da devam ediyor.
Nükleer tehdidi ortadan kaldıracağım derken, ona bir de Hürmüz krizini ekledi; büyük bir strateji hatasıyla.
Entropi yasası fizikte sürekli ilerleyen bir bozulmayı ifade ediyor.
Bilgi teorisinde ise entropi, bir mesaj veya verideki belirsizliğin, öngörülemezliğin ölçüsü olarak tarif ediliyor.
Dolayısıyla da olasılığı düşük, şaşırtıcı ve belirsiz bilgiler, yüksek entropiye sahipken; kesin, tahmin edilebilir ve bilinen veriler düşük entropiye sahiptir.
Bugün Hürmüz’de yaşananlar da adeta bu doğa kanununun bir yansıması gibi; şaşırtıcı, belirsiz ve kaotik halde.
Etkin bir el tarafından müdahale edilerek düzeltilemez ise “zamanın oku” olarak tarif edilen ve hep bozulmaya doğru yön alan entropi yasası gereği, çok daha derin krizlere sebebiyet verecektir.
Oluşturduğu türbülanslar bir domino etkisiyle çok farklı ülkelere ve çok farklı dinamiklere etki etme potansiyeline sahip olacaktır.
Uluslararası hukukun çoktan zedelendiği hatta itibarını kaybettiği bir zeminde, dünya yeniden uluslararası sitemde “anarşik” olarak tarif edilen dönemlere geri dönme tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Hukuka ve adalete güvenin kaybolduğu her zemin, korsanlığı ve anarşiyi beslemiştir.
En başta BM’nin ve onun kurucu metinlerinin yeniden ve güçlü bir şekilde hatırlanması, diplomasiye alan açılması olmazsa olmazdır.
Hürmüz’de dünyanın midesine saplanan krampın gevşetilmesi ve “zamanın oku”nun olumluya yönlendirilmesi güçlü aktörlerin elindedir.
Onlar adaleti, diplomasiyi yeniden hatırlamadan kramp (Trump) Hürmüz’ü rahat bırakmayacaktır…