Ekonomilerde kayıt olgusunun önemi tüm sistemi etkilediği için bilim adamları tarafından üzerinde yoğun çalışılması gereken konulardan sadece bir tanesidir.

Neden sistemin tamamxını etkiler sorusunun cevabı ise kayıt altına alınan işlemler üzerinden devlet vergi toplar kayıt dışında olanlardan ise devletler vergi toplayamaz. Dolayısıyla da devletler vergi toplayamadıkları noktada vatandaşına istediği hizmetleri istediği kalite ve hızda da veremeyebilir.

Böyle bir durumda da ne devlet ne de vatandaş halinden ve durumundan memnun olarak hayatına devam edemez.

83 milyondan fazla insanın yaşadığı ülkemizin kayıt dışılık konusunda etkin ve verimli bir çalışma ortaya koyması bir zorunluluk olarak karşımızda durmaktadır.

Çünkü vergi gelirlerinin artmasının yegâne şartı vatandaşın gelirinin artmasıdır. Yani vatandaşın geliri artmış olacak ki istediği harcamayı yapabilsin ve karşılığında da devlete vergisini ödesin.

Eğer biz insanların gelirlerini artırıcı önlemleri alıp uygulamaz isek vergi gelirlerimiz düşecektir.

Son birkaç yılda ülkemizde toplanan vergi oranlarında bir düşüş yaşanmaktadır.

Bunun çözümü için gelir konusunda çalışılması yerine yeni, ilave ve ek vergilerle vatandaşın üzerindeki yük daha da artırılmaktadır. Bu durumdan hızla uzaklaşılmalıdır.

Vergi gelirinin düştüğü ekonomik yapılarda kayıt dışı oranları hızla artmaya başlar.

Kayıt dışının da artması neticesinde bir önceki yılda topladığın kadar da vergi toplayamaz bir hal alırsın.

Bu noktada bir başka önemli husus ise özellikle iş dünyasının yüksek vergi oranlarından yakınmasını da dikkate almak gerekliliğidir.

Şöyle ki Katma Değer Vergisi oranları kimi sektörlerde yüzde 1, kimisinde yüzde 8 kimi sektörlerde ise yüzde 18’dir.

Örneğin kimya sektöründe faaliyet gösteren bir şirketi baz aldığımızda ürün üretmek için üstlendiği maliyetlerin bazı kalemlerinde yüzde 1 bazısında yüzde 8 oranında KDV ödemektedir.

Ürettiği ürünü ise yüzde 18 KDV ile satmaktadır ki aradaki fark şirkete ek bir vergi yükü getirmektedir.

Bunun yanında şirket ürünü 120 gün vade ile satmaktadır ama ürünün KDV’sini faturayı kestiği aydan sonraki ayın 26’sına kadar devlete ödemek zorundadır.

Ürünü müşterisine 20 Ocak 2020’de sattığını varsayarsak satıştan kaynaklanan KDV’yi 26 Şubat 2020’de devlete peşin olarak ödemelidir.

Ama şirket müşterisinden vergiyi 20 Mayıs 2020’de tahsil edecektir.

Aradaki 90 günlük vadeyi şirket kendi finansal kaynaklarından karşılamak zorundadır.

Bu konuda da şirketlere devletin kolaylık sağlaması toplanılacak vergi oranlarının düşmemesi anlamında ayrıca önem arz eden bir başka konudur.

Değilse vergi borçlarından ötürü rahat hareket edemeyen ve sonuçta da kapanan birçok şirket örneğiyle karşı karşıya kalınabilme olasılığı yükselecektir.

Ekonominin yapı taşları bellidir. Bu taşların özelliklerini bilerek inşa edilen ekonomik yapıların ömrü uzun olur.

O yapıların içerisinde yaşayanlar da refah içerisinde hayatlarını idame ettirirler.

Aksi durumlarda ise yapıların ne içindekiler ne de etrafındakiler huzur ve mutluluğu tadabilirler.