Bismillah bir temenni değildir.
Bir slogan değildir.
Dil ucunda söylenip geçilecek bir alışkanlık hiç değildir.
Bismillah, nihayetsiz bir kuvvetin ilanıdır.
Bismillah, tükenmeyen bir bereketin adresidir.
Üstad Bediüzzaman bunu anlatırken meseleyi süslemez, büyütmez, dramatize etmez.
Basit bir misal verir.
Ama tok bir misal.
Bir şehir düşünün.
Bir adam çıkıyor, kalabalıkları önüne katıyor, zorla bir yere sevk ediyor, ağır işlerde çalıştırıyor.
Burada akıl hemen şunu sorar:
Bu adam bunu kendi adına mı yapıyor?
Hayır.
Kendi namına olsa ne toplar ne sürer ne de çalıştırabilir.
Ama yapıyorsa, belli ki arkasında başka bir isim vardır.
Başka bir yetki.
Başka bir kuvvet.
Devlet namına konuşuyordur.
Kanun namına hareket ediyordur.
Askerdir; haddinden büyük işleri bu yüzden yapar.
Kâinat da böyle çalışır.
Bir tohum düşünün.
Avuç içine sığar.
Ama toprağa düşer düşmez koskoca ağacı sırtlanır.
Kendi kuvveti mi?
Değil.
Allah namına, Rahman namına hareket ettiği içindir.
Bir ağaç durur yerinde.
Dalında yüzlerce meyve.
Her biri ayrı tat, ayrı koku, ayrı ölçü.
Kendi hazinesi mi?
Hayır.
Rahmet hazinesinden doldurur ellerini.
Bir bostana bakın.
Toprak aynı, su aynı, tohumlar birbirine yakın.
Ama biri tatlıdır, biri ekşi.
Biri sarıdır, biri kırmızı.
Kim ayırdı?
Kim pişirdi?
Kim ölçtü?
Bir inek, bir koyun, bir deve…
Ot yer, ab-ı hayat gibi süt verir.
Hangi akıl bunu “kendiliğinden” diye açıklar?
İpek gibi yumuşak damarlar taş gibi sert toprağı deler.
Sigara kâğıdı inceliğindeki yapraklar aylarca güneş altında kalır da yanmaz.
Bütün bu manzara tek bir hakikati haykırır:
Mevcudat, neticeye kendi kuvvetiyle ulaşmaz.
Her şey, havl ve kuvvet sahibi olan Cenab-ı Hakk’a Bismillah diyerek iltica eder.
Peki insan?
İnsan da bir aynadır.
O aynada görünen güç, servet, kabiliyet…
Hiçbiri kendisine ait değildir.
Emanettir.
Yansımadır.
İşte ders tam burada başlar.
İnsan da diğer bütün varlıklar gibi Bismillah demek zorundadır.
Çünkü kuvvet onun değildir.
Bereket onun değildir.
Yetki onun değildir.
Bismillah, bir başlangıç sözü değil;
Bir teslimiyet cümlesidir.
Kuvvet senin değil.
Ama doğru yere nispet edersen, sana yeter.
Selam ve dua ile
Fi-emanillah