Her geçen gün ünlülere yönelik yürütülen uyuşturucu ve fuhuş soruşturmalarında yeni bir gelişme yaşanıyor. Kamuoyunun yakından tanıdığı isimler hakkında hazırlanan iddianameler, istenen cezalar ve ortaya atılan iddialar gündemin ilk sıralarındaki yerini koruyor.
Son olarak iş insanı Saadettin Saran ve televizyon sunucusu Ela Rümeysa Cebeci hakkında hazırlanan iddianamede, her iki isim için de "uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçlamasıyla 10 yıldan az olmamak üzere hapis cezası talep edildi. Öte yandan medya dünyasının tanınan isimlerinden Mehmet Akif Ersoy hakkında hazırlanan ve mahkeme tarafından kabul edilen iddianamede ise çok daha ağır suçlamalar ve yüzlerce yıla varan hapis talepleri yer alıyor.
Elbette hukuk devletinde hiç kimse mahkeme kararı olmadan suçlu ilan edilemez. Kararı verecek olan bağımsız mahkemelerdir. Ancak ortada toplumun üzerinde düşünmesi gereken başka bir gerçek var.
Yıllardır ekranlarda gördüğümüz, başarı hikâyeleriyle örnek gösterilen, milyonlarca insanın takip ettiği isimlerin bu tür soruşturmalarla gündeme gelmesi toplum adına son derece üzücü bir tablodur. Çünkü mesele sadece birkaç kişinin yargılanması değildir. Mesele, gençlerin rol model olarak gördüğü insanların hangi değerlerle anıldığıdır.
Bugün uyuşturucu ile mücadele yalnızca emniyet güçlerinin ya da yargının sorumluluğunda değildir. Ailelerin, eğitim kurumlarının, medyanın ve toplumun tamamının bu konuda sorumluluk alması gerekiyor. Özellikle sosyal medyanın etkisiyle şöhretin adeta kutsandığı bir dönemde, gençlere verilen mesajların ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor.
Bir diğer dikkat çekici nokta ise yıllardır magazin sayfalarında başarıları, lüks yaşamları ve popülerlikleriyle konuşulan bazı isimlerin şimdi çok farklı iddialarla gündeme gelmesidir. Toplumun sorgulaması gereken konu tam da budur. Şöhret, para ve güç insanı hukukun üstüne çıkarabilir mi? Elbette hayır.
Türkiye son dönemde peş peşe gelen operasyonlarla önemli bir sınav veriyor. Eğer ortada suç varsa cezası mutlaka verilmelidir. Eğer suçlamalar gerçeği yansıtmıyorsa da kişiler hukuk önünde aklanmalıdır. Ancak hangi sonuç çıkarsa çıksın, yaşananlar toplumun bazı alanlarında ciddi bir ahlaki ve sosyal erozyon yaşandığını göstermektedir.
Bugün hepimizin kendisine sorması gereken soru şudur:
Biz gençlerimize kimi örnek gösteriyoruz?
Çünkü bir toplumun geleceğini belirleyen şey, yalnızca ekonomik gücü değil; örnek aldığı değerlerdir.