En çok sevdiğim işlerden birisi, zaman zaman kütüphanede kitapları gözden geçirmektir. Her göz atışımda okumak üzere birçok kitabı yanıma alırım, masama ve çantama koyarım. O nedenle masam- çantam tabiri caizse sağım-solum kitap doludur. Okunmuş kitaplardan çok; üçte biri, yarısı okunmuş bekleyen ne çok kitap var. Hele kitapları çantada taşımak ayrı bir zorluk; mübarekler demir leblebi…
Geçen gün gene kitaplar arasında gezinirken Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil’in “Gençlerle Başbaşa” kitabı dikkatimi çekti. Gençlik konusunda çok konuşulan bu günlerde o kadar kalın ciltli kitaplar arasından hacim olarak ince (69 sayfa) ama mesaj olarak oldukça yüklü, hap niteliğinde tavsiyeler barındıran kitabı yeniden okumaya başladım.
Bendeki Gençlerle Başbaşa Kitabı, 2004 yılında Kubbealtı Neşriyâtı tarafından 37. kez basılmış nüshası… Başgil Hoca, gençlerle yaptığı sohbetleri genişleterek kitap haline getirmiş. İlk baskısı 1949 yılında yapılmış. Bu kitabı 2004 yılında gençlere dağıtmak üzere tedarik ettiğimizi hatırlıyorum. O zaman 20 yaşında olan gençler bugün 46 yaşında olgun insanlar. O günlerde hocanın hap niteliğinde tavsiyelerini kulaklarına küpe edinenlerin bugün toplumun “erdemlileri” olduklarını düşünüyorum.
Ord. Prof. Dr. Ali Başgil’in hayat hikâyesi de başlı başına okunması gereken bir örnek. Hoca, 1893 yılında Samsun’un Çarşamba Kazâsında doğmuş. Tahsil hayatının büyük bölümü Fransa’da geçmiş. Hukuk eğitiminden sonra hukuk doktoru olmuş. Çok sayıda uluslararası konferansta Türkiye’yi temsil etmiştir. Uzun yıllar üniversitelerde hocalık ve yöneticilik yapmıştır. 27 Mayıs 1960 ihtilalında Milli Birlik Komitesi tarafından 147 öğretim üyesiyle birlikte üniversiteden uzaklaştırılmıştır. 15 Ekim 1961 yılında Samsun’dan senatör seçilmiştir. Cumhurbaşkanı adayı olmuş, darbecilerin baskısı sonucunda adaylıktan ve senatörlükten istifa etmiştir. 1965 yılında İstanbul Milletvekili seçilmiştir. 1967 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.
Osmanlı’nın son dönemlerine şahitlik etmiş, batıyı yakından tanımıştır. Birinci Dünya Savaşında Kafkas Cephesinde dört buçuk yıl askerlik yapmıştır. Cumhuriyetin kuruluşunu görmüş bir ilim adamı ve siyasetçiden gelen tavsiyeler dinlenmez mi?
Peki, Başgil Hoca gençlere ne tavsiye ediyor? Önce gençlerin muvaffakiyetinin önündeki engellerden söz ediyor. Yani başarıdan önce mıntıka temizliği yapıyor:
Muvaffak Olma Yolunun Tehlikeleri ve Düşmanları
1 – Muvaffakiyetin ilk düşmanı tembelliktir.
Tembelliğin adı havailiktir. Bir adı gevşeklik, bir adı hoppalık ve züppelik, bir adı uyuşukluk, üşengeçlik, keyfine düşkünlük, tenseverliktir.
2 – Muvaffakiyetin bir diğer düşmanı kötü arkadaştır.
Genç dostum! Gittiğin yolda ikinci bir tehlike düşmanın da kötü arkadaştır. Arkadaşın kötüsü emin ol ki bir gencin başına gelebilecek kötülüklerin en kötüsüdür. Sözlerime kulak ver; arkadaş olacağın kimsede arayacağın şart çalışkanlık, dürüstlük ve hayırseverlik olsun.
3 – Muvaffakiyetin diğer bir düşmanı da kötü örneklerdir.
Bunlar takıp takıştırmakla, kiminin ayağına çelme takmak, kiminin gözüne kül atmakla servete; mevki ve şöhrete kavuşmuş; ehliyet (hak ettiklerinin) ve liyâkatlerinin (layık olduklarının) üstündeki yerlere oturmuş insan kılığındaki hayvanlar ve parazitlerdir.
Muvaffak Olmanın Şartları
1 – Muvaffakiyetin ilk şartı iradeli olmaktır.
Bu şartların birincisi ve hiç şüphe etme ki hayat için her şeyden evvel geleni, iradeli olmaktır. Tekrar edeyim ki, insan zekâsı ve bilgisiyle değil, ancak iradesiyle insandır. Zekâ ve bilgi az çok hayvanda da vardır. Fakat husûsiyle, ahlaki manada irade canlı uzviyetler zincirinin son halkasını teşkil eden insana mahsus bir kudret ve imtiyazdır.
2 – İrade terbiyesinin ahlakî ifadesi say ve gayrettir.
İyi düşünürsek, irade terbiyesi ve nefis mücadelesinin en ahlaki ve insani ifadesi çalışmaktır. Tembellik ve parazitlik her türlü ahlaksızlığın anası; çalışkanlık da muvaffakiyetin, yüksek ahlakın, ruh ve beden sağlığının temel şartı ve en feyizli (verimli) kaynağıdır.
Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil, Gençlerle Başbaşa Kitabının son bölümündeki “Çalışma Hayatının ve Umumiyetle Muvaffak Olmanın Kanunları” başlığında veciz ifadelerle çalışmanın usul ve esaslarına dair ilkeleri vazediyor. Yazacak çok veciz söz var. Siz en iyisi bu kitabı en kısa zamanda okuyun.
Gelecek hafta Kurban bayramı. Bu küçük hacimli ancak derin mesajlı kitap bayram hediyesi olarak ne de güzel yaraşır. Bayramınız mübarek olsun