Mustafa Sarıgül etrafında kopan son tartışmalar bize bir gerçeği yeniden hatırlattı..
Bu Meclis’in artık bir temizliğe ihtiyacı var..
Hem de öyle göstermelik birkaç fezlekeyi gündeme getirip sonra unutacağımız türden değil..
Ciddi, kapsamlı, iktidar-muhalefet ayrımı gözetmeyen bir hukuki arınmadan söz ediyorum..
Bakın..
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin önünde son açıklanan rakamla 1.096 dokunulmazlık dosyası bekliyor..
Elbette her dosya aynı değil. Elbette her fezleke suçluluk anlamına gelmiyor..
Ama kardeşim, ortada bu kadar dosya varken, Meclis hiçbir şey olmamış gibi yoluna nasıl devam edecek?
Mustafa Sarıgül meselesine bakalım..
Hakkında daha önce Meclis’e gönderilmiş dokunulmazlık dosyaları var. Şimdi bir de suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanmasına ilişkin soruşturma kapsamında yeni bir fezleke süreci gündemde..
Sarıgül , hakkındaki iddiaları reddediyor. Elbette masumiyet karinesi onun için de geçerli..
Ama mesele zaten Sarıgül’ün peşinen suçlu ilan edilmesi değil..
Mesele, böylesine ciddi iddiaların siyasi tartışmaların arasında sürüklenip durması..
İşte ben buna itiraz ediyorum..
Bir insan suçsuzsa çıksın mahkemenin önüne, aklansın..
Suçluysa da milletvekili sıfatının arkasına saklanamasın..
Bu kadar basit..
Üstelik mesele yalnızca Sarıgül değil..
Daha pekçok isim hakkında dosyalar hazır.
Yani mesele ne yalnızca CHP’nin ne de yalnızca muhalefetin meselesi..
İktidar da bu tablonun dışında değil..
Öyleyse neden bekliyoruz?
Neden bu dosyaların tamamını masaya koymuyoruz?
Neden kimin hakkında hangi suçlama var, hangisi siyasi ifade özgürlüğü kapsamında, hangisi ciddi bir adli suç isnadı, bunları tek tek ortaya çıkarmıyoruz?
1994’te dokunulmazlıkların kaldırılmasının nasıl siyasi ve toplumsal yaralar açtığını gördük. 2016’da yapılan toplu anayasal düzenlemenin sonuçlarını da yaşadık..
O yüzden çağrım siyasi bir tasfiye çağrısı değil..
Tam tersine, hukukun herkes için eşit işlemesi çağrısı..
AK Partili de olsa, CHP’li de olsa, DEM Partili de olsa, MHP’li de olsa..
Kimsenin ayrıcalığı olmamalı..
TBMM Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu bütün dosyaları önüne almalı. Siyasi konuşma ve eleştirilerle gerçek anlamda ceza yargılamasını gerektiren fiiller birbirinden ayrılmalı. Dokunulmazlığın kaldırılmasını gerektiren dosyalarda Genel Kurul kararını vermeli..
Sonra da bırakalım mahkemeler işini yapsın..
Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı, milletvekillerinin birbirlerini televizyon ekranlarında mahkûm ettiği bir siyaset değil..
Hukukun konuştuğu bir düzen..
Önümüzde yaklaşık iki yıl var..
Bu Meclis, binin üzerinde dosyanın ağırlığıyla bir sonraki seçime kadar gidemez..
Gitmemeli..
Birileri hakkındaki iddiaları siyasi pazarlıklarla savuştururken, bir başkası hakkında aynı iddialar üzerinden infaz kampanyaları yürütülmemeli..
1.096 dosyayı açın kardeşim..
Hukuken gerekli olanlarda dokunulmazlıkları kaldırın..
Kim suçsuzsa aklansın, kim suçluysa cezasını çeksin..
Milletvekilliği yargıdan kaçış belgesi değildir..
Meclis de kimsenin kişisel dokunulmazlık sığınağı değildir..
Bu Meclis bir temizlensin artık..
Böyle gitmez..