İsmet Özel, Haziran 2013’te bir konuşmasında şunları söylemişti:

“1974 yılında, Leonid Brejnev ve Jimmy Carter bir zirve toplantısı yaptılar, dünyanın yeniden bölüşülmesini konuştular, Sovyetler Birliği ve ABD arasındaki nüfuz bölgelerini bir daha ayarladılar. Bu ayarlamalar içinde Suriye, ABD’nin payına düştü. Bu durum karşısında Beşar Esad’ın babası Hafız Esad, Moskova’ya gitti ve Ruslara eğer Suriye’yi bırakırlarsa bunun Rusların canını nasıl yakacağını, Rus topraklarının nasıl zarar göreceğini anlattı. Ruslar da Amerika’ya dönüp dediler ki senin hukukî hâkimiyetini Suriye topraklarında kabul ediyoruz. Fakat ben buradan fiilî gücümü çekmeyeceğim. Amerika da ister istemez buna razı oldu. Daha sonra Sovyetler Birliği çöktü; fakat Sovyet menfaatleri değil, Rus menfaatleriydi tehlike altında olan. O yüzden Putin, ‘Biz Esad Rejimi’ni değil, kendimizi savunuyoruz Suriye’de’ demişti.”

İsmet Özel’e AK Parti muhalifi olduğu için bizim mahallede artık şair olmasından başka kıymet atfedilmiyor.

Bu sıcak günleri açıklamak için Rusya’nın Suriye sevdasına bir de bu cepheden bakalım.

Bir yıl önce Rus liderinin Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı’nın inşası kararını alırken  “Aramızda yaptığımız anlaşmayı şimdilik gizli tutalım, açıklamayalım” dedim. ‘Delikanlı adam’(krepkiy mujik) Erdoğan, bizim kimsenin malını çalmadığımızı, gizlemenin gereksiz olduğunu söyledi” açıklamasına bakarak Putin ile Erdoğan dostluğunun ‘top atsan yıkılmaz’ olduğunu düşünme yanlışına düşmüştük.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde İran’a ambargo karar tasarısına ‘Hayır’ diyen bir ülke olarak Türkiye-İran ilişkilerinin de ha keza…

Amerika’nın öyle veya böyle Suriye meselesini hallettikten sonraki hedefinin İran olacağı çok sık dile getirilen ihtimal;

Bugün Rusların bombalamasına göz yumdukları Türkmenleri yarın oraları karıştırmak için ‘bağımsızlık vaadiyle’ kullanacaklar.

Azerileri de…

Azeriler ve Türkmenler, büyük bir coğrafyaya yayılmış haliyle İran’da demografik hareketlilik için en uygun ‘etnik yapı’ olarak değerlendiriliyor.

İran, Suriye düşerse sıranın kendisine geleceği üzerinden siyaset geliştiriyor.

ABD, Arap Baharı ve Büyük Ortadoğu Projesi’nin işleyişi devam ederken Suriye’de ve dahi Mısır’da Türkiye’yi yalnız bıraktıktan sonra İran’a kuracağı oyunda Türkiye’ye nasıl bir rol vermeyi düşünüyor acaba?

ABD’nin, Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmesine Türkiye’nin aktif dış siyaset manevralarıyla müdahil olmasından ve bölgede rol kapmasından rahatsız olması nedeniyle, Suriye ve Mısır’da telafisi imkânsız acılar yaşanmaya devam ediyor.

Hesaplar Suriye’de ve Mısır’da ve Ortadoğu’da Türkiye’nin zor duruma düşürülmesi üzerine kurulmuş durumda.

Delikanlı Erdoğan, Lozan’da olduğu gibi, İslam ülkeleriyle bağları kopartılarak bölgesinde yalnızlığa mahkum edilmek isteniyor.

Fakat o, hesaba kitaba gelmez, ele avuca sığmaz hamleleriyle bu kumpastan çıkacak gibi görünüyor.

Türkiye’nin kölelikten efendiliğe yürüyüşüne karşı çıkan muhalefet ise ürettiği siyasete toplum nezdinde karşılık bulmaz hale geliyor.

Bu iyi işte!