Ve sen şimdi Gönlümün içine düşüyorsun Filistin... Ey benim dilimin ucunda bekleyen dilsiz suskunluğum, Feryat edemeyen sessiz çığlığım! Hadi, o en zor sözcüklerle konuşan yalancı coğrafya, hey Ortadoğu!

Olmuyor, İmkânsızsın ey BARIŞ bu coğrafyada... Şimdi 'gel' demeye varmıyor lügatimdeki kelimeler, 'Umut' diye yazamıyorum... Üç noktalı cümlelerim yetmez anlatmaya, gel desem de sana FİLİSTİN. Gelme şehrine küstüğüm KUDÜS, gelme... Bu sevda yaşamak kadar ağır boynuma, Ağır senin tutsaklığın bana.

Ah FİLİSTİN! Ortadoğu'nun yetim ülkesi... Bir bilsen; ben sevdikçe seni yükseliyorsun yeniden, ben sana aşık oldukça... Aldanma sever gibi duranlara sen; Bir yanlarında kangren bir kalp taşıyor o yalancı dostların... Vurgunsun, yitiksin... Sen sürgünsün. Gazze'de hayallerimi saklıyorum ve Şeria'da yasak gözlerimin düşleri... Pranga vurdular geçmişimize, yarınlarımız gözaltında... Ve sakın zamanı yaşa deme bana FİLİSTİN, sen tutsakken ey sevgili!

Oy acılar ülkesi FİLİSTİN! Sen kanatlarında gökyüzünü ve özgürlüğü taşıyorsun, Oysa yeryüzü kadar tutsağım ben... Yeryüzü kadar cehennem. Bir yanımda Filistin adlı bir çocuk var! Düşleri yanık... Bir kolu kesik... Diğerinde yüreğini taşır. Bir yanımda Irak, uzak düştüğüm nazlı gelin Beyrut durur! Gözleri kör, sesi sağır... Öte yakamdan Karabağ tutar, ağlar Azeri'm benim.

Ve ben kördüğümler atarım sevdaya, yasaklar koyarım kendime de... Ne olur cemrem, düşme bu mevsim gönlümün Ortadoğu'suna. Her gelen çokça hüzün, her giden çocuklarca ölüm ekti bu toprağa. Yokluğun denizinde hiçliğe çektim kürekleri, Ve seyir defterimin her sayfasında; yukarıdan aşağıya, çaprazlamasına intihar yüklü bir “ayaz” gizli. Döndür adımlarını benden yürek sızım. Görmüyor musun? Bu aşkın rotası bizsizliğe kilitli.

FİLİSTİN! Gözleri ela, hüzün çiçeğim... Bu kaçıncı hüzün, sonbaharın ardından döktüğüm? Kaç “elveda” daha söylenecek sana barış adına... Gelme diyorum, ANADOLU'YUM ben, sana dair kanayan yaram var. Evet, ateşim... Ama yüreğinde cürmüm kadar bile yer yakamam artık.

Ah gözyaşı tutsaklığım! Vurun beni bu akşam, yoksam Şeria'da vurun alnımdan! Madem bu Cuma tutsak EL AKSA... Miraç'a yükselen sevgili aşkına ey FİLİSTİN, Sevdasına yüzümü sürdüğüm gül... Ben yaralandım, yüzlerce acıya yattım geceleri.

Ah FİLİSTİN! Ben senin canında can iken, derin ve onarılmaz bir acıdır yaşadığın. Sen bana bu kadar yasaklı, ben bana bu kadar saklıyken; Ne olur hesabını sorma benden, Ayakları kopan Fatıma'nın veremem hesabını...

Sen tüm yokuşları ters çevirip, yüreğini BAĞIMSIZLIĞA dikiyorsun inatla. Oysa ben koşamam sana... Prangalar vurdular bize, sana varmayalım diye.

OSMANLI tarihten tutar beni... Zeytindağı'ndan baktığım Beyrut ötesi yakar beni... Bir Ulu Hakan beklerim, seni kimselere vermeyen artık. Anla FİLİSTİN! Bağışla! Ben sensiz ölüyorum, tutsaklığına yanıyorum... Mescid-i Aksa’yı kurtaracak Selahaddin Eyyubi’yi arıyorum şimdi, Tekrar kurtarsın diye seni ey Kudüs...

Gönlümün Filistin'i tutsak... Acılar orada, bugün aldığımız nefes bile bize yasak.

KUDÜS YOLCUSU