Evin sesi insanda nasıl devam eder?..

Berberoğlu’nun “Ailede kullanılan ses tonu, çocuğun iç sesi hâline gelir” cümlesi, kitabın düşüncesini derinleştiren tespitlerden biridir.

Bu cümle, çocukluğun geride kalan yıllarla sınırlı tutulamayacağını, insanın kendisine nasıl davrandığını anlamak için büyüdüğü evde duyduklarına da bakmak gerektiğini düşündürür.

Bir yanlış yaptığında kendisini acımasızca yargılayan, başarısını küçümseyen, yeni bir işe başlamadan yetersizliğine hükmeden insanın kendi kendisine söylediklerinde, geçmişte kendisine söylenmiş sözlerin devamını bulabiliriz.

Yetişkin, artık karşısında bulunmayan birinin hükmünü kendi hükmü gibi benimseyebilir; böylece çocuklukta dışarıdan gelen ses, yıllar sonra insanın kendisiyle konuşma biçimine yerleşebilir.

Aile eğitimi üzerine düşünmek, bu sebeple anne babanın kendi geçmişiyle kurduğu ilişkiyi de kapsar.

Sürekli susturularak büyümüş bir insanın çocuğunu dinlemeyi, sevgiyi başarı karşılığında görmüş bir yetişkinin çocuğunun çabasını sonuçtan ayrı değerlendirmeyi öğrenmesi gerekebilir.

Ebeveynlik, kişinin kendi yetişme biçimini fark etmesine ve benimsediği davranışları yeniden değerlendirmesine de imkân verir.

Kitaptaki Anne Baba Okulu önerisini bu çerçevede önemsiyorum.

Çocuğun eğitimini üstlenen yetişkinin de öğrenmeye ihtiyacı olduğunu kabul etmek, aile içinde yıllardır kendiliğinden sürdürülen davranışların üzerine düşünmeye başlamaktır.

Çünkü insan, neyi neden yaptığını anlayabildiğinde, geçmişten devraldığı bir davranışı sürdürüp sürdürmeyeceğine karar verebilir.

TANIMANIN GETİRDİĞİ SORUMLULUK

Kitabın yetenek odaklı yönlendirmeyi ele aldığı bölümde Küçük Prens’ten örnek verilerek anlaşılma düşüncesini sorumlulukla birleştiriyor.

Tilkiyle kurulan bağ ve güle ayrılan zaman üzerinden gelişen bu yaklaşım, bir çocuğu tanımanın yetişkine ne yüklediğini düşünmemizi sağlıyor.

Bir öğrencinin hangi uğraşta kendi olduğunu, ne zaman cesaretini kaybettiğini, hangi durumda kendisini ifade etmekte zorlandığını öğrenip ona yaklaşımımızı bu bilgi doğrultusunda geliştirmemiz gerekir.

Berberoğlu’nun Küçük Prens’in gülü üzerinden geliştirdiği düşünceyi önemli bulmamın nedeni budur.

Ayrılan zaman, gösterilen özen ve kurulan ilişki, karşımızdakini bütün özellikleriyle fark etmemizi sağlar.

Eğitimde bu dikkat, çocuğun kendisini ifade edebildiği yolu görmeye ve o yolun gelişmesi için emek vermeye dönüşür.