Değerli dostlar ,değerli okuyucular ,
Yalova’da yaşanan saldırı, sadece bir güvenlik vakası olarak okunursa büyük bir resmi ıskalarız. Çünkü Türkiye’nin son dönemde Suriye sahasında izlediği çizgiyle bu saldırının zamanlaması arasındaki örtüşme, ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor: IŞİD gerçekten mi güçleniyor, yoksa birileri bu tehdidi yeniden mi sahaya sürüyor?Yoksa ,ülkemizde PKK yı ,Suriye ‘de SDG yi lağvetmeye çalışan Sn Devlet Bahçeli ve Sn Cumhurbaşkanıza verilen bir mesajmıdır bu terör eylemi ?
Ankara aylardır Kuzey Suriye’deki SDG yapısının lağvedilmesi ve Suriye merkezi ordusuna entegre edilmesi gerektiğini söylüyor. Bu yaklaşım, yalnızca Türkiye’nin sınır güvenliği açısından değil, bölgedeki tüm terör yapılanmalarının tasfiyesi açısından da kritik bir eşik. Fakat bu noktada başka bir denklem devreye giriyor. ABD ve İsrail merkezli güvenlik mimarisi için SDG yalnızca bir yerel güç değil; aynı zamanda İran’ı sınırlayan, Şam’ı zayıf tutan ve Türkiye’nin bölgesel manevra alanını daraltan stratejik bir araç.
Tam da bu yüzden, SDG’nin Suriye ordusuna katılması bu çevrelerin çıkarlarına ters düşüyor. Böyle bir entegrasyon, “SDG IŞİD’le mücadelede vazgeçilmezdir” tezini boşa düşürür, ABD’nin Suriye’deki askeri varlığının gerekçesini ortadan kaldırır ve bölgedeki kartları yeniden dağıtır.
İşte burada IŞİD kartı yeniden masaya sürülüyor.
Yıllardır etkisiz hale getirilmiş olduğu söylenen bu örgütün, bir anda Türkiye’nin iç güvenliğinde yeniden sahneye çıkması, sadece terörle mücadele açısından değil, jeopolitik açıdan da anlamlıdır. Çünkü “SDG olmazsa IŞİD geri gelir” algısı, SDG’yi meşru ve zorunlu bir aktör olarak sunmanın en kestirme yoludur.
Bu algı, Türkiye’nin elini zayıflatır. Kuzey Suriye’de atılacak her adım, “IŞİD yeniden güçlenir” tehdidiyle karşılanır. Böylece terörle mücadele eden ülke, bir anda terörün yayılmasına sebep olabilecek aktör gibi gösterilmeye başlanır. Paradoks tam da burada başlıyor.
Türkiye içinde yürütülen “terörsüz Türkiye” söylemi de bu denklemden bağımsız değil. Sahada karşılığı olmayan hiçbir süreç, toplum nezdinde uzun süre ayakta kalamaz. Eğer sınırın öte tarafında fiili bir silahsızlanma, yapısal bir dönüşüm ve merkezi otoriteye gerçek bir entegrasyon görülmezse, içerideki normalleşme dili giderek kırılganlaşır. Çünkü halk, tehdit ortadan kalkmadan tehdidin bittiğine inanmaz.
Bu yüzden Yalova’daki saldırıyı yalnızca bir emniyet zafiyeti olarak görmek yetersizdir. Bu saldırı, Türkiye’ye verilen daha büyük bir mesajın parçası olabilir: “Sahadaki dengeleri zorladığınızda, tehdit geri döner.”
Asıl mesele tam da burada düğümleniyor. IŞİD tehdidinin yeniden hatırlatılması, SDG’nin vazgeçilmez bir güvenlik aktörü olarak korunmasına hizmet ediyor. Bu da Türkiye’nin Kuzey Suriye’de kurmak istediği yeni denklemi kilitleyen bir mekanizma haline geliyor.
Sonuçta ortada basit bir terör saldırısından çok daha fazlası var. Ortada, terörün kendisinin bir araç olarak kullanıldığı, güvenliğin stratejik pazarlık malzemesine dönüştüğü bir dönem var. IŞİD gerçekten mi geri dönüyor, yoksa geri mi getiriliyor sorusu işte bu yüzden artık sadece güvenlikçilerin değil, herkesin sorması gereken bir soruya dönüşmüş durumda.Asıl soru ,siyonist İsrail devleti ,Evanjalist ABD derin devleti ,sürecin baş mimarı Sn Devlet Bahçeli ‘ye ve Sn Erdoğan ‘a mesaj mı veriyor ?
Sürecin durdurun ,Sdg nin Suriye ordusuna homojen dağılması ısrarından vazgeçin ,Ypg nin lağvedilmesi çabanızdan vazgeçin ,Suriye ‘ye askeri operasyonu aklınızdan geçirmeyin mesajı mı veriliyor ?
Bana göre tam da bu oluyor !
Değerli dostlar ,
Burdan Sn Devlet Bahçeli ‘ye sesleniyorum,
Dik durun eğilmeyin Sn Devlet beyim ,sonuna kadar yanınızdayız,
Terörsüz Türkiye ile yur içinde PKK ,Suriye ‘de SDG lağvedilmelidir !
Masada ,sahada ,meydanda ,cephede her şartta ,her koşulda yanınızdayız !
Tüm kalbimizle inanıyoruz ki ,bu süreçte anayasanın kritik maddeleri (3,42,66 ) hiç bir zafiyete uğramayacak ,ulus devlet yapımız değişmeyecek ,hiç bir taviz verilecektir !
Bunun en büyük garantisi sizin varlığınızdır.Son olarak Yalova saldırısında şehit düşen kahraman polislerimize Allah ‘tan rahmet diliyorum.
Değerli dostlar ,
Son sözüm değişmez ,
Allah vatana millete zeval vermesin.
Vesselam…