İnsanı insan kılan değerler silsilesinde, kalbi yumuşatan, ruhu incelten ve varlığı birbirine görünmez bağlarla düğümleyen en yüce duyguların başında gelir merhamet.

Merhamet, sadece bir canlıya karşı duyulan “acıma” hissi değil; aksine varlığın özündeki o mukaddes şefkati keşfetmek, yaratılan her şeye Yaradan’ın bir emaneti nazarıyla bakabilmektir.

Eğer niyet amelin ruhuysa, edep zırhıysa ve sabır mevsimiyse; merhamet de bu manevi yapının içindeki en sıcak, en aydınlık odadır.

Kalp, ancak merhametle çarptığında gerçek manada "diri" sayılır; çünkü merhamet, kalbin fıtratına üflenmiş ilahi bir nefestir.

Kökü “Rahmet”ten gelen bu duygu, insanın kendi cüz-i iradesiyle ilahi sıfatlara ayna olabildiği en özel makamdır.

Modern dünyanın o katı, rekabetçi ve benmerkezci çarkları arasında en çok aşınan duygumuz ne yazık ki merhamet oluyor.

İnsan insanın kurdu haline geldikçe, kalpler birer taşa dönüştü.

Oysa merhamet, o taşlaşmış kalpleri eritecek yegane suydu.

Merhamet, bakmakla görmek arasındaki o ince çizgi gibidir; bir yetimin gözündeki buğuyu, bir hayvanın çaresiz bakışını ya da bir yaşlının bükülmüş belindeki hüznü fark edip oraya bir gönül köprüsü kurmaktır.

Merhamet sahibi bir insan, sadece kendine değil, tüm kainata karşı bir sorumluluk bilinciyle yaklaşır ve yaşamını bu duygu üzerine inşa eder.

Hakiki merhamet, sadece bize benzeyene ya da bizden olana gösterilen bir imtiyaz değildir.

Gerçek sınav, bizden olmayana, hatta bize zarar verene dahi o şefkat nazarıyla bakabilme olgunluğunda yatmaktadır.

Haddizatında işin zor olanı da budur.

“Yerdekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin” düsturu, hayatın en temel denge yasalarından biridir.

Merhamet gösteren, aslında en büyük iyiliği kendi ruhuna yapar; çünkü kalp, başkasının yarasını sardığı ölçüde iyileşir, başkasını ferahlattığı nispette nefes alır.

Merhametsiz bir güç zulme, merhametsiz bir ilim ise karanlığa çıkar.

Merhamet, insanlığın ortak dili ve en büyük sığınağıdır.

Bu ortak dili beslemek ve bu ortak dil üzerine anlaşabilmeyi sağlamak lazımdır.

Bir çiçeği sularken gösterilen özen de bir insanın hatasını örterken sergilenen zarafet de merhametin farklı renkleridir.

Dünya merhametle kurtulacak ve bir gönle girmenin en kısa yolu, o gönle merhametle dokunmak olacaktır.

Rabbim bizleri; içerisinden geçtiğimiz şu mübarek ayı da fırsat bilerek, kalbi katılaşanlardan değil, merhameti bir kuşanış gibi üzerinde taşıyan, şefkatiyle dokunduğu her yeri güzelleştiren kullarından eylesin