5 Temmuz 1993, Erzincan, Kemaliye İlçesi, Başbağlar Köyü.
Akşam namazı için camiye gelenler, fani dünyada son namazlarını kıldıklarından habersiz halde ibadetlerini yapıyorlar.
Müminlerin duaları ile nurlanan köye, birkaç dakika sonra, alçak ihanet çetesinin karanlığı çöküyor..
Köyü basan PKK'lı teröristler, tüm köylüleri cami önünde topluyor.
Bir süre örgüt propagandası yapıldıktan sonra erkekler ve kadınlar birbirinden ayrılıyor ve kadın ve çocukların gözü önünde köyün erkekleri köy meydanında kurşuna diziliyor.
Katliamın ardından köyde bulunan 197 ev, cami, okul ve köy konağı ateşe verilerek tamamen yakılıyor.
Hainler bu katliamı, zafer olarak, intikam olarak nitelendiriyor.
Ardından, sözüm ona yapılan yargılamalarda, kısa bir sürede takipsizlik ve beraat kararları ile hiçkimse hüküm giymiyor.
İşin kötüsü, mazlumların sesini yargı makamları, devlet görevlileri duymazken, kamuoyunda da duyan olmadı.
Yıllarca , Başbağlar'da kaybettiğimiz canları anan olmadı. Onların adları bilinmedi.
Onlardan arda, evsiz köysüz kalan, evlatlarının, eşlerinin, yakınlarının yarasına merhem olmak için kamuoyu seferber olmadı.
Onlar bu vatanın öksüz çocukları mıydı? Neredeydi, kırılan bir terörist tırnağı için dünyaları inleten o sözüm ona insan hakları dernekleri ve siyasal partiler.
Aradan 33 yıl geçti.
Bugün 5 Temmuz 2026. Başbağlar'da yitirdiğimiz canlarımızı, şehitlerimizi, kalbimiz sızlayarak rahmetle anarken, artık biliyoruz ki, ülkemizde yargı mazlumların sesini duyuyor.
Eski Türkiye'nin saklı, gizli , kapanan dosyalarını birbir açarak, suç işleyenin yanına kalmamasını sağlayan Adalet Bakanlığı Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı'nın Başbağlar Katliamı konusunda da gerekli çalışmaları yaparak, olayda kimin dahli varsa ortaya çıkaracağından şüphem yok.
DENİZ GÖKTAŞ OLAYI KAPSAMINDA MUHALİF TÜKENİŞ
Deniz Göktaş olayı, ülkede, kuyruğu dışarıdaki şebekelere bağlı bir kısım güruh tarafından manipüle edilerek başka bir noktaya evrilmeye çalışılıyor.
Ama zamanla da Deniz Göktaş tarafından, manevi değerlerimizi alenen aşağıladığı ve aslında bir millete nefretini kustuğu sözlerin, sistematik, organize ve somut hedefleri olan bir arka planının olduğu ortaya çıkıyor.
Sözde komedyen, 'İlk 7 yaşında Ankara Kızılay Meydanı'nda bir eyleme gittim. İşçi memur eylemi. Annemle babam götürdü' şeklinde başlayan ve baba figürünü doğrudan politik bir mirasın taşıyıcısı olarak vitrine koyduğu gösterisinde, 50'den fazla kez babasına atıfta bulunuyor.
Biz gösterinin genelinde, ironik ve yer yer sıcak aile şakaları gibi görünen sözlerin alt mesajında, bilinçaltımıza yüklenen 'Harika Baba' karakteri ile karşılaşıyoruz.
Ama dedik ya, artık toplumsal manipülasyonlar sabun köpüğü gibi, başlarken sönüyor.
1997 Yılında Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin Yargıtay tarafından onanan kararında, harika babanın, yüzlerce suçsuz insanımızın katili olan marjinal sol bir terör örgütünün, önemli üyelerinden biri olduğu tescil ediliyor.
Yani süper baba olarak beynimize kazınmaya çalışılan kişi, aslında yıllarca bir katil çetesinin liderlerinden biriymiş.
Türkiye'de bugün yaşanan kavga ve mücadele çok açık.
Bir taraf, demokratik hukuk devleti altında, özgürlüklerin evrensel anlamda yaşandığı ancak bu özgürlükler yaşanırken bireylerin birbirinin alanına tecavüz etmediği, gençlerin, gelecek nesilin, kötüden kötülükten korunduğu, yolsuzluk yapan, kanuna aykrıı davranan kim olursa olsun, yargı tarafından hesabının sorulduğu adil bir Türkiye derken,
Diğer taraf, yolsuzluk, hırsızlık, uyuşturucu, marjinalite, dejenere yaşamlar, sapkınlıklar batağında, terörizme, çetelere alan açılan bir Türkiye'nin hayalini kuruyor.
Bu satırlar hazırlanırken, başkentin en büyük ilçesinin Çankaya'nın belediye başkan özel kalem müdürü, uyuşturucu ve fuhuş iddiaları kapsamında kuvvetli deliller nedeni ile göz altına alınıyor. CHP'nin batıl lider kadrosundan Veli Ağbaba'nın yeğeni Ahmet Can Ağbaba hesabına giren ve sebebi açıklanamayan milyonlarca tl nedeni ile kuvvetli yolsuzluk şüphesi ile göz altına alınıyor.
Sadece bu iki örnek dahi Türkiye'de kimin nerede olduğunu gösteriyor.
Kazanan, adil, demokratik, temiz ve huzurlu Türkiye olacak.