Fenomen meselesi fazla hafife alındı. Eğlence diye başladı, reklamla çoğaldı, parayla serpildi; şimdi kültürün sınırlarını zorluyor. Son günlerde haberlere bakınca tablo daha berrak: uyuşturucu operasyonları, yasadışı bahis ağları, kripto transfer zincirleri… Aynı satırda bir de fenomen isimleri. Bir ülkenin haber bülteninde magazin ile organize suçun yanyana gelmesi tesadüf değildir. Bu, toplumsal bir uyarı levhasıdır.

Fenomen dediğin artık sadece “içerik üretmiyor.” Ahlak üretiyor, estetik değiştiriyor, tüketim yönlendiriyor. Kötü olanı normal, bayağı olanı komik, çirkin olanı özgürlük diye paketliyor. Gençler için yeni bir ahlak rejimi: görünürlük. Görünürlük kutsallaştığında emek değersizleşir. Kolay para, kolay ün, kolay onay… Kolayın kutsandığı bir toplumda üretim küçülür, taklit büyür.

Bu işte en korkutucu olan, ekranın gücü değil; toplumun alkışı. Prim verilen şey büyür. Büyüyen şey hayatın ölçülerini değiştirir. Toplumun alkışı bir tercih, tercih ise bir sorumluluktur. Ahlaki çürümeler bazen gürültüyle değil, kahkahayla başlar.

Fenomen olacağız diye hayatları çöken insanlar var. Ahlakını, ailesini, işini, dostunu ve en sonunda kişiliğini kaybeden insanlar. Çünkü görünürlük arzusu insandaki en eski ihtiyeti kaşıyor: fark edilmek. Eskiden bunun yolu başarıydı, emekti, üretimdi. Şimdi yolu takipçi, etkileşim ve algoritma. İnsan kendi hayatını içerik malzemesi yapınca önce mahremiyet ölür, sonra sınırlar, en sonunda karakter. Bu çöküş sessiz olur ama ağırdır; ekran kapanınca ağırlık kalır.

Asıl mesele fenomenlerin kötülüğü değil; toplumun imrendikleri. Toplum kötü olmasın diye ekranı yasaklamak yetmez; ekranın etkisini çözmek gerekir. Yasaklanan kültür geri döner, hem de misliyle. Kapıdan kovsan bacadan girer; bacadan kovsan wireless’tan girer. Eski hayatların filtresi vardı, şimdi filtreler hayatın kendisi oldu.

Toplum ne yapabilir? Alkışı keserek başlayabilir. Fenomen ekonomisi alkışla çalışır, para sonradan gelir. Gençlere kolay paranın bedelini göstermek gerekir; bedelsiz kazancın toplumsal maliyeti çok ağırdır. En eski güvenlik protokolünü hatırlamak gerekir: utanma duygusu. Kanun suçu yakalar; kötülüğü yakalayan toplumun filtresidir. Filtre yırtılırsa ekranın ışığı herkesi büyütür ama kimseyi olgunlaştırmaz.

Son günlerdeki operasyonların gösterdiği şey basit: bu iş artık magazin değil, gölge ekonomi. Uyuşturucu sokakta dolaşıyor, bahis internette dolaşıyor, mali trafik kriptoda dolaşıyor. Devletin ve toplumun eski savunma sistemleri yeni saldırı biçimlerine yetişemiyor. Yeni mafya kılıçla değil, algoritmayla geziyor.

Fenomenler değil; ölçüsüzlük çürütür. Parıltı geçicidir; kalıcı olan insanın iç terazisidir. Terazi bozulursa toplumun dengesi bozulur.