Televizyon ekranlarında zaman zaman öyle görüntülerle karşılaşıyoruz ki insan izlerken şaşkınlığını gizleyemiyor. Üstelik bunu yapanlar da televizyon dünyasına yabancı, ne söylediğini bilmeyen insanlar değil. Tam tersine, yıllardır ekranlarda olan, deneyimli isimler.

Whatsapp Image 2026 11 07 At 09.52.39

Müge Anlı'nın sunduğu Tatlı Sert programını zaman zaman takdir ettiğim, başarılı bulduğum oluyor. Ancak eleştirdiğim anlar da var. Çünkü televizyonculuk sadece reyting toplamak, izleyiciyi ekrana kilitlemek değildir. Aynı zamanda yayın sorumluluğu taşımaktır. Hele ki milyonların karşısına çıkıyorsanız, kullandığınız kelimelerin sonuçlarını da düşünmek zorundasınız.

Son olarak avukat Rahmi Özkan'ın canlı yayında genelev üzerinden yaptığı anlatım, tam da bu sorumluluğun sorgulanması gereken bir örnek oldu. Üstelik Özkan'ın sözleri yalnızca ekran başındakileri şaşırtmakla kalmadı, kamuoyunda da tepkilere neden oldu.

Rahmi Özkan, gençlik yıllarındaki arkadaşlık ilişkilerinden bahsederken konuyu geneleve getiriyor. Üstelik öyle üstü kapalı, dolaylı bir anlatım da değil. Genelevde çalışan kadınları, oraya giden kişileri, odaları ve yaşananları açık açık anlatıyor.

Şimdi soruyorum: Bu konuşmanın sabah kuşağında, milyonların izlediği bir televizyon programında ne işi var?

Daha da ilginci, Müge Anlı konuşmanın başında tehlikeyi fark ediyor. Rahmi Özkan, “Üstü kapalı anlatacağım” deyince Anlı, “Üstü kapalı söyle, gözünü seveyim” diyerek kendisini uyarıyor. Buna rağmen Rahmi Özkan anlatmaya devam ediyor. Genelevde çalışan kadınların yaşadıklarından, oraya giden kişilerden ve üç numaralı odadaki Ayşe'den söz edecek kadar ayrıntıya giriyor.

Müge Anlı ise ancak bütün bu sözler söylendikten sonra araya girip “Ayrıntılara girmeyin, biz anladık” diyerek konuşmayı kesiyor.

İyi de Müge Hanım, biz de tam olarak bunu soruyoruz: Madem anladınız, neden en başında müdahale etmediniz? Sizi daha konuşmanın başında uyaran da zaten konuşmanın nereye gidebileceğini fark etmiş olmanız. Buna rağmen anlatımın bu kadar ilerlemesine neden izin verildi?

Üstelik burada basit bir gaf ya da dil sürçmesinden bahsetmiyoruz. Rahmi Özkan ne anlatmak istediğini gayet iyi biliyor. Konuşmanın nereye gittiği de ortada. Dolayısıyla bunu masum bir ifade hatası gibi değerlendirmek mümkün değil. Bir hukukçunun, üstelik yıllardır televizyon ekranlarında bulunan bir ismin, kullandığı dile daha fazla özen göstermesi gerekmez mi?

Açık söyleyeyim; bu sözler belki yetişkinlerin kendi arasında, mahalle arasında konuşurken edebileceği sözler olabilir. Ancak televizyon ekranı mahalle sohbeti yapılacak yer değildir. Herkesin özel hayatında konuştuğu her konuyu, her ayrıntıyı milyonların önüne taşıma özgürlüğü de yoktur. Hele ki söz konusu olan sabah kuşağıysa çok daha dikkatli olunmalıdır.

Bir de işin reji tarafı var. Canlı yayın yapılıyor olabilir ama reji ekibi ne güne duruyor? Konuşmanın başladığı andan itibaren müdahale edilebilecek bir durum söz konusu. Gerekirse görüntü kesilir, ses değiştirilir, konu başka yöne çekilir. Televizyonculuk biraz da bunu öngörme ve yönetme sanatıdır.

Peki, neden yapılmadı? Reji ekibi konuşmanın nereye gittiğini fark etmedi mi? Yoksa sunucunun müdahalesini mi bekledi? Canlı yayın, kontrolsüz yayın demek değildir. Ekrana gelen her sözün sorumluluğu vardır.

Müge Anlı'nın programı Türkiye'nin en çok izlenen gündüz kuşağı yapımlarından biri. Reytingleri yüksek, izleyicisi geniş. Ancak bu programı yalnızca yetişkinlerin izlediğini düşünmek büyük bir yanılgı. Sabah saatlerinde televizyon açık. Çocuklar okula hazırlanıyor, bazıları evde kalıyor. Annelerinin izlediği programa onlar da ister istemez kulak misafiri oluyor.

Biz televizyoncular bunun farkında olmak zorundayız. Çocuklara ve gençlere örnek olmak, en az reyting almak kadar önemlidir. Ekranda duyulan bir sözün çocukların diline yerleşebileceğini de hesaba katmalıyız.

Rahmi Özkan'ın anlattıklarını bir kenara bırakıp yalnızca Müge Anlı'nın “Biz anladık” müdahalesine bakmak da meseleyi hafife almak olur. Çünkü o noktaya gelene kadar söylenmesi gereken ne varsa zaten söylenmişti. Sonradan konuşmayı kesmek, baştan önlem alınmadığı gerçeğini ortadan kaldırmıyor.

RTÜK'ün de bu görüntüleri incelemesi gerektiğini düşünüyorum. Yayın ilkeleri açısından değerlendirilmesi gereken bir durum var. Reyting uğruna ekranın sınırlarını zorlamanın kimseye faydası yok.

Müge Anlı'yı başarılı bulduğumuz zaman alkışlıyoruz, eleştirilmesi gereken yerde de eleştiriyoruz. Kimse kusura bakmasın!

Televizyon ekranı kimsenin özel sohbet alanı değildir. Hele ki sabah kuşağında milyonların karşısında konuşuyorsanız ağzınızdan çıkan her kelimeyi tartmak zorundasınız.

Çünkü ekran başında çocuklar da var! Herkesin her şeyi konuşabileceği yer televizyon değildir!