Bir oyuncunun başarısı bazen kendisini unutturabilmesinde saklıdır. Ekrana geldiğinde adını, şöhretini, daha önce oynadığı rolleri biliriz. Fakat bir süre sonra bütün bunlar geri çekilir ve karşımızdaki insanı merak etmeye başlarız. Oyunculuk biraz da kendi şöhretinin gerisine çekilebilme işidir.

Organize İşler Karun Hazinesi’ne Kıvanç Tatlıtuğ ve Uraz Kaygılaroğlu üzerinden bakınca bu meseleyi konuşmak mümkün. Dizinin temposu, bazı sahnelerin uzunluğu ve eski filmlerin havasını ne kadar taşıdığı tartışılabilir. Ve fakat bu tartışmanın içinde oyuncuların kurduğu karakterleri gözden kaçırmamak gerekiyor.

Kıvanç Tatlıtuğ’un Sarı Saruhan’ında dikkat çeken şey, komik görünmek için karakterin ağırlığından vazgeçmemesi. Tehdit ile komedi yan yana durabiliyor. Karakter kendisini ciddiye aldıkça seyircinin gördüğü çelişki büyüyor. Mizah da biraz buradan doğuyor. Karşımızda bize sürekli şaka yaptığını hatırlatan bir oyuncu yerine, kendi dünyasının kurallarına inanan bir adam buluyoruz.

Tatlıtuğ’un başarısı, seyircinin zihnindeki yıldız görüntüsünü bu tiplemenin hizmetine verebilmesinde. Dış görünüşüyle dikkat çekmeye alışmış bir oyuncunun kendisine gülünebilecek alan açması, oyunculuk açısından kıymetli. Sarı Saruhan’ın akılda kalmasını sağlayan da yalnızca görünüşü değil, o görünüşün içini dolduran tavır.

Uraz Kaygılaroğlu ise Sado’da karakterin kendine özgü hâllerini belirginleştiren bir performans kuruyor. Böyle tiplemelerde ölçüyü kaçırmak kolaydır. Farklı bir konuşma biçimi, birkaç dikkat çekici hareket ve sıra dışı bir görünüş, karakter yaratmak için yeterli sanılabilir. Oysa bunların aynı kişiye ait olduğuna inanmamız gerekir. Kaygılaroğlu’nun performansında bu bütünlük hissi öne çıkıyor. Tipleme, dış görünüşten ibaret kalmıyor. İki oyuncu da karakter komedisinin imkânlarını hatırlatıyor. Espri yalnızca replikte bulunmuyor. Birinin kendisini nasıl gördüğüyle bizim onu nasıl gördüğümüz arasındaki fark da güldürebiliyor.

Elbette iyi bir tipleme, içinde bulunduğu her sahnenin aynı ölçüde başarılı olmasını sağlamaz. Karakterin tadını çıkarmakla sahneyi uzatmak arasında hassas bir sınır var. Karun Hazinesi’nin ritmine dair eleştiriler de bu açıdan değerlendirilebilir. Bazen sevdiğimiz bir karakteri daha kısa izlemek, ondan daha güçlü bir tat almamızı sağlar.

Yılmaz Erdoğan’ın kurduğu dünyada Tatlıtuğ ve Kaygılaroğlu’nun performansları ayrıca konuşulmayı hak ediyor. Dizinin bütünü üzerine farklı düşünebiliriz. Sarı Saruhan ile Sado ise ünlü bir yüzün, iyi kurulmuş bir tiplemenin içinde nasıl başka birine dönüşebildiğini gösteriyor.