Samuel Huntington 1996 Tarihli Medeniyetler Çatışması kitabında, ikibinli yıllara damga vuracak olayları kısmen öngörmüştü.
Medeniyetler Çatışması bahsedilen ölçüde yaşandı mı bu tartışılır ama, Türkiye'de şu an bir Milli-Gayrı Milli çatışması olduğunu ratahtlıkla söyleyebiliriz.
Aslında bu çatışma uzunca bir süredir ülke gündeminde geçerliliğini koruyor.
Siyaset içinde yuvalanmış ancak, illegal örgütlerle irtibatlı olan ve dış istihbarat servislerinin kuklası olmuş güç odakları zaman zaman milyonlarca insanı manipüle ederek, Türkiye'ye zarar verme gayelerini gerçekleştirmeyi hedefliyor. Evet gerçekten bu odakların tek hedefi Türkiye'ye zarar vermek, Türkiye'yi zayıflatmak. Özellikle merkezinde bulunduğumuz coğrafyanın içinde bulunduğu karanlık kaos ortamında, Türkiye'nin istikrarlı pozitif ayrışması, Dünya'daki 'Egemen' güçlerin ve onların ülke içindeki vekil uşaklarının sinirini bozuyor.
Bunların hedefinde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Ülkücü Hareketin Lideri Devlet Bahçeli ve onların kurucusu olduğu Cumhur İttifakı hep oldu.
Çünkü Cumhur İttifakı istikrarın, ulusal ve uluslararası güvenlik ve gücün ve buna bağlı olarak Türkiye'nin Dünya'daki duruşunun bir teminatı olduğundan, Türkiye'ye düşman gayri milli unsurların başlıca hedefi olması kaçınılmaz.
Bugün Türkiye'ye düşman unsurların ortak payda olarak hedef aldıkları bir isim var ; Akın Gürlek.
Ne yaptı bu Akın Gürlek te bu kadar düşman oldular diye bakarsak;
Gençlik yıllarından itibaren ifa ettiği hakimlik ve savcılık görevlerinde adaletten ve hukukun üstünlüğünden taviz vermedi ve başardı,
Terör örgütlerinin, çıkar amaçlı suç örgütlerinin, toplumu, gençliği her tür kötülükle zehirleyenlerin en ağır şekilde cezalandırılarak bu suçların önlenmesi için gecesini gündüzüne kattı çalıştı ve başardı,
Toplumsal ahlaki deformasyonun ceza kanununda karşılığının olduğu gerçeğini, kanunları lafzı ile değil ruhuyla analiz ederek uygulamaya çalıştı ve başardı,
Tüyü bitmemiş yetimden, milletin helal lokmasından çalıp, ahlaken sıfır noktasında sürdürdükleri yaşamları dejenerasyonun sınırlarını zorlayarak devam ettiren sözde siyasetçilerin hukuk önünde hesap vermeleri için çalıştı ve başardı,
Türkiyemiz için belki yüzlerce yıl söz edilecek, belki de ileride değeri çok daha fazla anlaşılacak olan 'Temiz Toplum' yolunun kaldırım taşlarını ustalıkla döşemeye çalıştı, başardı,
Temiz Türkiye'nin, başta gençlerimiz ve çocuklarımız için güvenli bir geleceğin en önemli mimarlarından biri oldu.
Yani anlayacağınız Akın Gürlek biraz fazla oldu.
Tabi birileri boş durur mu...Siyasetçi sıfatlı, her yönden bağlı ve bağımlı bir şarlatanı sabah akşam Akın Gürlek'e saldırması, ailesine varana kadar tehdit etmesi, iftira atması için görevlendirdiler. Eline sahte bilgi, belge tutuşturup günlük manipülasyonlarla birşeyler kazanabilme amacı güttüler. Baktılar ki olmuyor, millet artık inanmıyor bu yalanlara, başka meczuplar bulup, yalanın, iftiranın, manipülasyonun dibini buldular.
Neyse ki millet yemiyor artık. Son dönem Temiz Türkiye soruşturmalarında herşey öylesine hukuka uygun, somut delil ve belgelere dayalı ki, en basit inceleme ile neyin ne olduğu net şekilde görülüyor.
Yani ne yaparsanız yapın, bu millet temiz geleceğine hukukun ışığı ile önderlik eden Akın evladını bu çakallara yedirmez, yedirmeyecek...
Her 31 Martta içimiz yana yana söylediğimiz gibi, Mehmet Selim Kiraz'ı koruyamadık, Akın Gürlek'e siper oluruz.