Türkiye'de küçük ama sesi yüksek çıkan bir azınlık ciddi bir travma yaşıyor.
Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren, adeta yazılı olmayan bir kural olarak kanuni yaptırımlardan muaf tutulan bu güçlü grup, bugün kanunların ruhen uygulanması ile, yaptırım ve cezalara maruz kalınca, yüksek çıkan sesleri daha bir gür hale gelip en iyi bildikleri toplumsal manipülasyonu körüklemeye çalışıyor.
Ama millet manipüle olmuyor.
Millet neyin ne olduğunu, kimin kim olduğunu artık çok daha net görüyor.
Tabi durum böyle olunca, son 20 yıldır dokunulmaz mevzilerini bir bir kaybeden bu güruh, 2024 yılından itibaren gelişen adalet anlayışı ve Adalette Akın Gürlek Doktrini kapsamında tam anlamı ile ortaya çıkan Hukuk Devleti karşısında, kontrolünü kaybederek, hezeyanlı saldırılarına başladı.
Bunun önemli bir yansıması olarak, milli, dini, manevi değerlere 28 Şubat Sürecinde dahi görülmemiş bir saldırı başlatıldı. Saraçhane Mitinglerinde önemli yansımalarını gördüğümüz ve dini hassasiyetleri ve değerleri düşman ilan etme iradesi son günlerde çok net şekilde birileri tarafından dolaşıma sokuldu. Birileri toplumun değerlerini kaşıyarak, milletin tümünü aşağılayarak yaralarken, başta Özgür Özel ve çevresi olmak üzere muhalefet iddiasında olan siyasiler bu saldırılara kalkan oldu, gönüllü avukat oldu.
Bunların hedefi belli. Toplumsal çatışma yaratmak, gençleri sokağa döküp, keyifle olanları izleyip yeniden eski güçlü günlerine dönmek.
Çünkü her gün foyaları daha net ortaya çıkıyor. Soruşturmalar, operasyonlar, itirafçı ifadeleri, devam eden ceza davaları duruşmalar...Her gün yeni bir gerçekle yüzleşiyor Türkiye, ve maskeler bir bir düşüyor.
Millete lider olarak pazarlanan kişiler ve etrafındakilerin, küme küme oluşturulan örgüt zincirleri ile tüm ülkeyi nasıl bir suç bataklığına sürüklediklerini görüyoruz.
Ama şükrediyoruz çünkü Cumhurbaşkanımız önderliğinde oluşan güçlü devlet iradesi kapsamında, Adalet Bakanımız ve ekibi, suça, suçluya, çetelere, ülkeyi soyanlara, ülkeyi ahlaksızlığa sürükleyenlere, milli, manevi değerleri ayaklar altına almaya çalışanlara karşı efsanevi bir mücadele ile göz açtırmıyor.
Bu satırlar yazıldığı sırada, birileri yine ülkeye zarar vermeye çalışırken, kahraman savcılarımız efsane işler yapıyor.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde; “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “resmî belgede sahtecilik” ve “kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği” suçlarına ilişkin yürütülen kapsamlı soruşturma ile elde bilgi, belge, dijital materyal, LOG kayıtları ve diğer deliller doğrultusunda; nüfus müdürlüklerinde görevli bazı kamu görevlileriyle irtibatlı hareket eden bir örgütün organize suç yapılanması içerisinde çeşitli usulsüz işlemler gerçekleştirdikleri yönünde önemli bir operasyon yapılarak şüpheliler göz altına alınıyor.
Bu soruşturmalar, her vatandaşımızın güvenliğini doğrudan ilgilendiren ve koruyan soruşturmalar. Bu nedenle Bakırköy Başsavcımız Doç. Dr.Barış Duman ve ekibine teşekkür ve tebriklerimizi iletmeyi bir borç sayıyorum.
Yine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yapılan operasyonda, İstanbul’da kurulan bir çağrı merkezi üzerinden yapay zekâ destekli yazılımlar kullanılarak Avrupa ülkelerinde yaşayan kişileri polis, savcı, asker ve banka görevlisi sıfatlarıyla arayan şüpheliler yakalanarak göz altına alındı.
Artık masum insanlarımızı koruyan, kanun var hukuk var, artık Türkiye bir Hukuk Devleti.
Herkesin adımını buna göre atması gerek.