Bir millet düşünün…

Yıllarca süren savaşların ardından yorgun düşmüş, toprakları işgal edilmiş ancak bağımsızlığından asla vazgeçmemiş. İşte 29 Ekim, bu milletin yeniden ayağa kalkışının ve kendi geleceğine sahip çıkışının tarihidir.

Osmanlı Devleti'nin son döneminde yaşanan savaşlar, işgaller ve büyük kayıpların ardından Türk milleti, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde Kurtuluş Mücadelesi'ni başlattı.

19 Mayıs 1919'da Samsun'da yakılan bağımsızlık meşalesi, Amasya, Erzurum ve Sivas'tan geçerek bütün yurda yayıldı. 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmasıyla millet iradesi yönetimde söz sahibi oldu. Cephede verilen mücadele, 30 Ağustos 1922'de kazanılan Büyük Zafer'le taçlandı.

Ancak kazanılan zaferin ardından yeni devletin yönetim biçiminin de belirlenmesi gerekiyordu...

29 Ekim 1923'te Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan anayasa değişikliğiyle Cumhuriyet ilan edildi. Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı seçildi. Böylece egemenliğin millete ait olduğu yeni bir dönemin kapıları açıldı.

Peki, 29 Ekim neden bu kadar önemliydi?

Çünkü Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim değişikliği değil, halkın kendi geleceği hakkında söz sahibi olmasıydı. Artık ülkenin kaderini belirleyecek olan milletin iradesiydi.

Cumhuriyet'in ilan edildiği 29 Ekim, 1925 yılında çıkarılan kanunla millî bayram olarak kabul edildi. Aradan 103 yıl geçti. Ancak o günün heyecanı, bağımsızlık sevdası ve Cumhuriyet'in taşıdığı anlam hâlâ ilk günkü gibi yaşıyor.

Her 29 Ekim'de dalgalanan bayraklar, aslında bir milletin özgürlük ve bağımsızlık hikâyesini yeniden anlatıyor.

Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu olsun!