Bazen bir devlet adamının büyüklüğü, söylediklerinden çok söylememeyi tercih ettiği sözlerde gizlidir..

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Azerbaycan'la yaşanan gerilim karşısındaki tavrını tam da böyle okuyorum..

Dikkat edin.. Günlerdir iki ülke arasındaki ilişkileri tartışıyoruz. Karşılıklı açıklamalar, kırgınlıklar, kamuoyunda yükselen tepkiler.. Üstelik Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ankara'daki Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'ne de katılmadı.

Bütün bunlara rağmen Erdoğan'ın ağzından Bakü'yü incitecek tek bir cümle çıkmadı..

Ne sitem etti ne hesap sordu ne de milletlerin kardeşliğini liderlerin arasındaki anlaşmazlıkların konusu hâline getirdi..

Tam tersine, zirvede çıktı ve şöyle dedi:

“Türk dünyasının aile fotoğrafında ayrılığa, gayrılığa, ihtilafa yer yoktur. Hepimiz biriz, beraberiz, ezelden ebede kadar inşallah kardeşiz.”

İşte devlet adamlığı budur..

Çünkü Türkiye ile Azerbaycan'ın ilişkileri herhangi iki ülkenin diplomatik ilişkilerine benzemez.

1918'de Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu'nun Bakü'ye uzanan yürüyüşünü hatırlayın.. 2020'de Karabağ'ın kurtuluşuyla sonuçlanan 44 günlük savaşta Türkiye'nin Azerbaycan'a verdiği desteği düşünün.. Ardından 15 Haziran 2021'de imzalanan Şuşa Beyannamesi'ni..

Böylesine derin bir tarihî ve stratejik ortaklık, günlük siyasi gerilimlerin insafına terk edilebilir mi?

Elbette edilemez..

Erdoğan da tam olarak bunu yapıyor.

Elbette iki devlet arasında görüş ayrılıkları olabilir. Elbette Ankara'nın da Bakü'nün de kendi hassasiyetleri vardır. Fakat devlet yönetmek, her anlaşmazlıkta ses yükseltmek değildir. Bazen haklı olduğunuzu düşündüğünüz bir meselede bile kapıları kapatmamak, köprüleri yıkmamak gerekir.

Ben Erdoğan'ın bu süreci son derece başarılı yönettiği kanaatindeyim..

Üstelik bu tavrının toplumda da karşılık bulduğunu düşünüyorum. Çünkü Türk milleti Azerbaycan'a kızabilir, bazı kararlarını eleştirebilir ama Azerbaycan'ı düşman olarak görmez. Göremez..

Burada özellikle bir hususun altını çizmek istiyorum.

Kardeşlik, birbirimizin bütün kararlarını alkışlamak değildir. Kardeşlik, anlaşamadığımız zamanlarda bile birbirimizden vazgeçmemektir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı da budur..

Türk dünyasının liderliğine talip bir Türkiye'nin göstereceği olgunluk da zaten budur. Bugün Ankara'da yalnızca Azerbaycan'la ilişkiler değil, Türk dünyasının ortak geleceği konuşuluyor. Böyle bir masada günübirlik kırgınlıkların esiri olmak, hepimizin kaybetmesi demektir.

Birileri bu gerilimden siyasi sonuç çıkarmak, karşılıklı öfkeyi körüklemek isteyebilir..

Ama Erdoğan o tuzağa düşmedi.

Bana kalırsa bu süreçten çıkan en önemli sonuç şu:

Erdoğan, Azerbaycan'la yaşanan gerilimi bir güç gösterisine dönüştürmek yerine kardeşliği korumayı tercih etti.

Çünkü bazen en güçlü cevap, en sert cümle değildir..

Bazen en güçlü cevap, bütün kırgınlıklara rağmen söylenen şu iki kelimedir:

Biz kardeşiz..