Kardeş Azerbaycan’ın yöneticilerine, medyasına ve sağduyulu insanlarına bir çağrım var.
Öncelikle hukukta, uluslararası ilişkilerde ve demokratik toplum düzeninde birbirinden kesinlikle ayrılması gereken iki kavramı açıklığa kavuşturalım: Eleştiri hakkı ve bir devletin iç işlerine müdahale.
Bu iki kavramı birbirine karıştırmak, yalnızca hukuki bir yanılgı değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal ilişkileri zehirleyebilecek ciddi bir düşünce hatasıdır.
Uluslararası hukukun temel ilkelerinden biri, devletlerin egemen eşitliği ve birbirlerinin iç işlerine müdahale etmemesidir.
Ancak bu ilkenin muhatabı esas itibarıyla devletlerdir. Devletlerin başka devletlerin egemenlik alanına yönelik hukuka aykırı müdahalelerini önlemeyi amaçlar.
Peki, bir ülkede yaşayan sivil şahısların, gazetecilerin, aydınların veya sivil toplum kuruluşlarının başka bir ülkedeki uygulamaları eleştirmesi de iç işlerine müdahale midir?
Kesinlikle hayır!
Sivil şahısların ve sivil toplum kuruluşlarının barışçıl eleştirileri, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamındadır.
Bir Türk vatandaşının Azerbaycan'daki bir kanunu, idari uygulamayı veya siyasi kararı eleştirmesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Azerbaycan'ın iç işlerine müdahale ettiği anlamına gelmez.
Çünkü vatandaş devlet değildir. Gazeteci hükümet değildir. Sivil toplum kuruluşu da devletin dış politika organı değildir.
Bu kadar basit bir hukuki ve mantıki ayrımı görmezden gelerek her eleştiriyi devletler arası meseleye dönüştürmek, kabul edilebilir bir yaklaşım değildir.
Elbette şiddet, tehdit, terör faaliyetleri, yasa dışı silahlı örgütlenmeler veya yabancı bir devlet adına yürütülen müdahale faaliyetleri bu değerlendirmenin dışındadır.
Ancak bunlarla hiçbir ilgisi bulunmayan barışçıl düşünce açıklamalarını devlet egemenliğine saldırı gibi göstermek, hukuki bir tespitten ziyade siyasi bir savunma mekanizmasıdır.
Gelelim Azerbaycan'daki başörtüsü tartışmalarına...
Türkiye'de bazı vatandaşların Azerbaycan'daki başörtüsüne ilişkin yasak ve kısıtlamaları eleştirmesi, Azerbaycan'ın egemenliğine yönelmiş bir müdahale değildir.
Bu eleştiriler, insanların din ve vicdan özgürlüğüne ilişkin düşüncelerinin açıklanmasından ibarettir.
Kaldı ki din ve vicdan özgürlüğü yalnızca Türkiye'nin değil, uluslararası insan hakları hukukunun da koruduğu temel haklardandır.
Elbette her ülkenin kendine özgü anayasal düzeni, laiklik anlayışı, toplumsal yapısı ve hukuk sistemi vardır.
Ancak bir ülkenin egemen olması, o ülkedeki bütün uygulamaların eleştiriden muaf olduğu anlamına gelmez.
Egemenlik başka şeydir, eleştirilemezlik başka şeydir!
Ey Azerbaycanlı yöneticiler, medya mensupları ve aklıselim sahibi kardeşlerimiz!
Türk halkının bir kısmının başörtüsü konusundaki eleştirilerini Türkiye Cumhuriyeti'nin Azerbaycan'ın iç işlerine müdahalesi gibi değerlendirmeyin.
Böyle bir yaklaşım ne hukuken doğrudur ne de akıl ve mantıkla bağdaşır.
Dahası, iki kardeş ülke arasındaki tarihî, kültürel ve toplumsal bağlara da zarar verir.
Unutmayalım ki Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik, iki devletin diplomatik ilişkilerinden çok daha eski ve çok daha derindir.
Biz iki devletiz ama bir milletiz.
Bir milletin fertleri birbirlerinin uygulamalarını eleştirebilir, yanlış bulabilir, hatta sert biçimde karşı çıkabilir.
Bundan devletler arası kriz çıkarmaya çalışmak, kardeşliğin ruhuna aykırıdır.
Üstelik eleştiri tek taraflı bir hak da değildir.
Azerbaycanlı kardeşlerimiz de Türkiye'deki kanunları, uygulamaları ve siyasi kararları eleştirebilirler.
Böyle bir durumda biz de kalkıp Azerbaycan Devleti Türkiye'nin iç işlerine müdahale ediyor diyemeyiz.
Çünkü eleştiri, devletlerin birbirlerine tanıdığı diplomatik bir imtiyaz değil, insanların sahip olduğu temel bir özgürlüktür.
Son sözüm şudur:
Devletlerin egemenliğini koruyalım ama insanların düşünce özgürlüğünü de devlet egemenliğinin arkasına saklanarak ortadan kaldırmayalım.
Eleştiriyi düşmanlık, farklı düşünceyi müdahale, kardeşçe uyarıyı egemenlik ihlali saymayalım.
Türkiye ile Azerbaycan'ın kardeşliği, vatandaşların birbirlerini eleştiremeyeceği kadar kırılgan değildir.
Tam tersine, farklı düşüncelere tahammül edebilecek kadar güçlü olmalıdır.
Çünkü gerçek kardeşlik, birbirinin her yaptığını alkışlamak değil, gerektiğinde birbirine yanlışını da söyleyebilmektir.
Ve unutmayalım:
Eleştiri iç işlerine müdahale değildir. Eleştiriden rahatsız olmak da eleştiriyi hukuka aykırı hâle getirmez!