Son günlerde yaşananlara baktıkça insanın aklına aynı soru geliyor:
Türkiye'nin sinir uçlarıyla kim oynuyor?
Gerçekten merak ediyorum...
Birileri sürekli olarak toplumun en hassas olduğu konuları gündemin merkezine taşımayı başarıyor.

Neden?
Geçtiğimiz günlerde Marmaray'da yaşanan görüntüler günlerce konuşuldu. Bir kadın, insanların işe gitmek için kullandığı toplu taşıma aracında yüksek sesle LGBT sloganları atıyor, etrafındaki çocukları, aileleri ve vatandaşları umursamadan adeta bir propaganda yürütüyordu.
Kimsenin özel hayatına karıştığımız yok.
Kimsenin yaşam tarzıyla ilgilendiğimiz de yok.
Ancak hiç kimsenin de kendi tercihlerini toplumun gözüne sokarcasına sergilemeye, bunu çocukların bulunduğu ortamlarda normalleştirme çabasına girmeye hakkı yoktur.
Saygı bekleyen önce saygı göstermeyi öğrenmelidir.
Ardından İzmir'den gelen görüntüler...
LGBT yürüyüşüne katıldığı gerekçesiyle emniyete götürülen bir gencin arkasından babası avazı çıktığı kadar bağırıyor:
"Namussuzluk yapmadın, haklarını savundun. Seninle gurur duyuyorum evladım."
Bir baba elbette evladının yanında olur.
Bir baba evladını elbette sever.
Ama toplumun büyük bölümünün hassasiyet duyduğu bir konuda böylesine meydan okuyan bir tavrın alkışlanması da doğal olarak tepkileri beraberinde getiriyor.
Sonra bir başka tartışma...
Yıllar önce verdiği bir röportajın görüntüleri yeniden dolaşıma sokulan Nejat İşler...
Sosyal medyada tekrar yayılan görüntülerde İşler'in "Ben Allah'a inanmıyorum" sözleri yeniden gündeme taşındı.
İnanır...
İnanmaz...
Bu herkesin kendi vicdanı ile Allah arasında olan bir meseledir.
Ancak dikkat çekici olan şey şudur:
Neden yıllar önce söylenmiş sözler bugün yeniden servis ediliyor?
Neden sürekli toplumun hassasiyet göstereceği başlıklar yeniden dolaşıma sokuluyor?
Ve tam bunlar konuşulurken bu kez sahneye sözde mizah çıkıyor.
Sözde Komedyen Deniz Göktaş...
Sahne gösterisinde Kur'an-ı Kerim hakkında kullandığı ifadelerle büyük tepki topluyor.
Mizah başka şeydir.
Hakaret başka şeydir.
Eleştiri başka şeydir.
İnançlarla alay etmek başka şeydir.
Son yıllarda bazı çevrelerin en büyük problemi de tam olarak burada başlıyor.
Özgürlük adı altında hakaret...
Sanat adı altında aşağılamak...
Mizah adı altında kutsallarla alay etmek...
Sonra da gelen tepkilere şaşırmak...
Milyonlarca insanın kutsal kabul ettiği değerlere yönelik küçümseyici ifadeler kullandığınızda bunun adına cesaret değil, toplumsal provokasyon denir.
Nitekim İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.
Yüzlerce vatandaş CİMER'e başvurdu.
Çünkü mesele bir kişinin ne düşündüğünden çok daha büyük.
Mesele, toplumun ortak değerlerine yönelik saygının giderek aşındırılmaya çalışılmasıdır.
Basına yansıyan haberlerde Deniz Göktaş'ın babasının geçmişine ilişkin çeşitli iddialar da gündeme geldi. Elbette herkes kendi yaptığından sorumludur. Ancak kamuoyunda oluşan tartışmaların büyümesinde bu iddiaların da etkili olduğu görülüyor.
Şimdi bütün bu olayları yan yana koyun.
Marmaray'daki görüntü...
İzmir'deki açıklamalar...

Nejat İşler'in yeniden dolaşıma sokulan sözleri...
Sözde Komedyen Deniz Göktaş'ın tepki çeken gösterisi...

Ve bunların günlerce sosyal medyada köpürtülmesi...
Gerçekten bütün bunların aynı dönemde yaşanması tesadüf mü?
Yoksa toplumun fay hatlarına basan konular bilinçli olarak mı gündemde tutuluyor?
Kimsenin yaşam tarzıyla sorunumuz yok.
Kimsenin özel hayatıyla sorunumuz yok.
Kimsenin tercihiyle sorunumuz yok.
Ama bu milletin de inancı var.
Bu milletin de kutsalları var.
Bu milletin de kırmızı çizgileri var.

Özgürlük adı altında insanların kutsallarıyla oynamaya kalkarsanız buna itiraz eden milyonlar çıkar.
Çünkü bu toplumun mayasında saygı vardır.
Çünkü bu toplumun temelinde inanç vardır.
Çünkü bu toplumun hafızasında manevi değerler vardır.
Kim neye inanırsa inansın, nasıl yaşarsa yaşasın...
Ama kimse bu milletin inancını küçümsemeye, kutsallarıyla alay etmeye ve toplumun sinir uçlarıyla oynamaya kalkmasın.
Bu ülke yıllardır birçok badire atlattı.
Birlik olduğunda her zorluğu aştı.
Bugün de yapılması gereken yeni ayrışmalar üretmek değil, ortak değerlerde buluşmaktır.
Ama birileri hâlâ bu toplumun sabrını sınamaya devam ediyorsa şunu bilmelidir:
Bu millet farklı fikirlere saygı gösterir.
Ama inancına uzanan eli de görmezden gelmez.
Ve artık milyonlarca insan aynı soruyu soruyor:
Bu ülkenin huzuruyla oynamaya çalışanlar kimler ve amaçları ne?