Kokuşmuş küresel sistemin çirkin yüzü, 7 Ekim 2023’de başlayan İsrail- Filistin çatışmasıyla açığa çıktı. Aslında bu tarih, küresel dünya düzenin çöküşünün başlangıcıdır. Bu tarihten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmamış ve bundan sonra da olmayacaktır. Küreselleştirerek daha çok sömürmek istedikleri dünya, bilgi-iletişim teknolojileri sayesinde kontrolden çıkmıştır. Dijitalleşme, insanlığın gerçekleri kavramasına çok büyük katkı vermiştir. Bu teknolojileri üretenler her ne kadar kontrol etmeye kakışsalar da bunu başaramayacaklardır. İnşallah insanlık açılan bu kapıdan gerçekleri daha çabuk öğrenerek daha adaletli ve merhametli bir döneme girecektir.

ABD-İsrail emperyalist güçleri bu tarihten önce daha sofistike yöntemlerle dünyanın canına okuyorlardı. Yok etmek istedikleri devletlerin yöneticilerini “hain” ilan ediyor, içeriden buldukları kuklalarla değiştiriyorlardı. Bunun adına “demokrasi” diyorlardı.

Küresel ilk kırılma, esrarını hala öğrenemediğimiz 11 Eylül 2001’de Dünya Ticaret Merkezi’nin bombalanmasıyla başladı. Bu toplu cinayetlerin bedelini Irak, İran, Kuveyt ve Afganistan ödedi. Maalesef cinayetleri karanlık kapılar arkasında kurdukları tezgâhla işliyor, faturasını Müslümanlara çıkarıyorlardı.

Afrika’da yaptıkları darbeler ise vakayı adiyedendi. Onlara göre Afrikalılar henüz “insanlıklarını” tamamlayamamış “ilkel” yaratıklardı. Ruanda’da ve Kongo’da daha nice ülkede insanları birbirine kırdırıp kendi yönetimlerinin sürelerini uzatmaya bakıyorlardı.

Sonra adına “Arap Baharı” dedikleri ve kışı yaşattıkları İslam coğrafyasında... Libya, Tunus, Mısır ve Suriye bu tezgâhlardan nasibini aldı. Yine kendilerinin seçtikleri kukla adamların miadını doldurduğuna kani oldukları için onlara karşı ayaklanan halkı başka kuklacılar yolu ile sindirdiler. Yani dönüp dolaşıp kendilerine hizmet edecek adamları buldular.

Batının emperyalistleri ABD, İngiltere ve Fransa; ikinci dünya savaşında yenip düzenlerini belirledikleri Almanya, İspanya ve İtalya gibi ülkeleri de kanatları altına alarak “al gülüm-ver gülüm” işlerini paylaşımla götürdüler. Dünyanın geri kalanı oyun alanları güya Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri rakipleri idi. Kendine gelmek isteyen ülkeleri komünizmle tehdit ediyor, onlara çare olarak “demokrasi” getiriyorlardı.

Sistemi pekiştirmek için NATO, CENTO ve BM gibi içini ve işleyişini kendilerinin belirlediklerini üst kurumlar oluşturarak yaptıklarına meşruiyet kazandırıyorlardı. II. Dünya Savaşının egemenleri ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve Çin Birleşmiş Milletler’de veto yetkisini kendi uhdelerinde tutarak dünyanın geri kalanına ayar çekiyorlardı.

Bütün bu tezgâhların altında ve arkasında Siyonist lobi vardı. Onlar önce İngiltere, sonra da ABD’yi kullanarak amaçlarına ulaşıyor, o nedenle ortalıkta görünmüyorlardı. Bir taraftan dünyayı yönetiyorlar, diğer taraftan egemenliklerinin nişanesi “İsrail” devletini çaldıkları Filistin topraklarında kuruyorlardı.

Osmanlı Devletinin yıkılmasından sonra Orta Doğuda acılar, sıkıntılar hiç bitmedi ancak en büyük dramı Filistinliler yaşadı. Hala da yaşamaya devam ediyorlar. Filistin savaşı büyük can kayıplarına, yaralanmalara sebep oldu. Ama bir gerçek daha ortaya çıktı: cani siyonistlerin karizması çizildi. Demir kubbe ile korunduklarını düşünen Siyonistlerin kubbesi başlarına yıkıldı, demir kubbe elek kubbe haline geldi. Bunun ortaya çıkmasında İran’ın büyük payı olduğunu unutmamak lazım.

ABD’de bir tuhaf adamlar yönetime geldiler. Daha önceki sinsi kapalı kapılar arkasında iş bitirenlerin yerine her şeyi ortada yapan dengesiz tipler yönetime geldi. Küresel düzen diye tanımlanan kurumları dikkate almadıkları gibi kendi iç mekanizmalarını da dikkate almıyorlar. Dünyayı yağmacı korsanlar gibi yönetmek istiyorlar.

Kendi kurdukları BM, NATO gibi teşkilatları da yok sayıyorlar. Dünya ekonomileri zor durumda, doların tahtı sallanıyor. Hiçbir ülke kendini güvende hissetmiyor. Başta batı ülkeleri olmak üzere dünyanın bütün ülkeleri ekonomik, sosyal, siyasal sorunlar yaşıyorlar. Maddenin putlaştırıldığı bir çağdan madde ve mananın denge içinde olduğu bir döneme geçmek gerekiyor. İnşallah dibe vuran bu sistemden daha adil ve insanlığın kazanacağı yeni bir düzen çıkar. Karanlığın en zifiri zamanındayız, İnşallah kısa zamanda aydınlığa kavuşuruz.