Nüfus teorisiyle tanınan Thomas Robert Malthus, “Erken ölüm şu veya bu şekilde insan ırkına musallat olmalı” diyordu; 1798 tarihinde yayınlanan “Nüfus Üzerine Bir Deneme” isimli kitabında.

Malthus bu kitabı kaleme aldığı dönemde İngiltere Kilisesi’nde bir papazdı aynı zamanda.

Kitaptaki fikirleri okuyunca ne hikmetse bir anda küreselcilerin; bugün dünya üzerinde tatbike çalıştıkları laboratuvar ürünü salgınları, savaş çığırtkanlıkları, LGBT propagandaları, doğum kontrolü teşvikleri ve aile karşıtı çalışmaları aklıma geldi.

Dünya nimetlerini daha fazla insanla paylaşmak istemeyen, aç kalmaktan korkan ya da çıkarları için masum çocukları bile yok edebilen zalimlerin zihniyetine dair de çok şey söylüyor aslında Malthus’un kitabı.

Kitaptan kısa bir pasaj aktarıp ilerlemenin çok daha anlamlı olacağı kanaatindeyim. Kitabın sunduğu acımasız nüfus yasasını Malthus’un kendi kaleminden aktarmak daha çarpıcı olacaktır…

“Nüfusun gücü, dünyanın insan için gıda üretme gücüne kıyasla öyle üstündür ki erken ölüm şu ya da bu şekilde insan ırkına musallat olmalıdır. İnsanlığın ahlaksız davranışları nüfusu azaltmaya muktedirdir ve bu konuda etkili araçlardır. Bunlar, büyük yıkım ordusunun öncüleridir ve çoğunlukla bu korkunç işi kendileri bitirirler. Ama ola ki bu imha savaşında başarısız olurlarsa da hastalık dönemleri, epidemiler, kıranlar ve veba dehşet verici bir sırayla ilerler ve binlerce, on binlerce insanı yeryüzünden siler. Yine de tam bir başarı sağlanamazsa arkadan devasa, kaçınılmaz kıtlık sinsice yaklaşır ve tek bir güçlü vuruşla nüfusu dünyadaki gıdanın yeteceği seviyeye getirir.”

İngiliz papaz için “ahlaksızlık”; fuhuş, zührevi hastalıklar, eş cinsellik ve doğum kontrolünü içeriyordu.

Ne kadar da tanıdık değil mi?

Geç evlilik ve evlilik içi cinselliğin de en aza inmesi savunuluyor.

Zira kendisi de 38 yaşında evlenmeyi tercih etmiştir.

Tabii dünyada bu tezlerin karşısında duranların mücadelesi de hız kesmedi.

Lakin son dönemlerde ekonomik üstünlük ve medya araçlarına hâkimiyetleri sebebiyle küreselcilerin çok büyük bir yapısökümü de inkâr edilemez.

Özellikle LGBT konusunda küresel medyanın yeni medya araçları ile üstlendiği rol oldukça ürkütücüdür.

Ayrıca salgınlar karşısında geliştirilen ilaçlar ve hijyen konusundaki farkındalık Malthus kapanının yayını boşaltmış olsa da küreselcilerin çabaları çok ciddi bir tehdit oluşturmaya devam ediyor insanlık için.

Oysa dünya, papazın yaşadığı dönemin yedi katı nüfusu barındırıyor; hem de o dönemin dünya lideri Britanya’sındaki kişi başı gelirin yaklaşık dört katı bir gelirle.

İnsan aklının ürettiği teknolojiler, nüfus artış hızının üzerinde imkânlar sağlamaya devam ediyor aslında.

Burada korkulması gereken şey, üretilenin adil paylaşılamaması olmalıdır.

Dünyadaki en zengin sadece 10 kişinin, Afrika’daki yaklaşık 2 milyar insanın geliri kadar kazanmasıdır asıl sorun.

Ve ne gariptir ki aç kalmaktan korktuğu için Malthuscu kesilenler de Afrikalılar değil, dünyanın en zenginleri ve kaynakların yüzde 80’ine sahip olanlardır.

Son dönemde yaşanan Kovid-19’a, artan LGBT propagandalarına, aileye yönelik yıkım çabalarına, ülkemizde de artışta olan AIDS vakalarına ve fakir ülkelerdeki savaşlara bir de buradan bakmak gerekiyor sanırım.

Tabii en büyük ve son hesabı görücünün “Allah” olduğunu da unutmadan…