Cumhurbaşkanı adayı, seccade üzerinde siyasi poz verince kıyamet koptu. Nasıl kıyamet kopmasın ki… Yapılan yanlışın hiçbir şekilde izahı yok. Özür dilenerek geçiştirilecek bir konu değil. Bu fotoğraflar bir zihniyetin yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Yıllarca kendini solcu, sosyal demokrat ve benzeri kimliklerle tanımlayan zümreler toplumun değerlerini aşağılamayı marifet saydılar. Değerlere saldırmayı “çağdaşlığın” bir gereği olarak gördüler. Milletin kıymetli addettiği her şeyi küçümseyerek toplum mühendisliği yaptılar. Sayıları az olmakla beraber hâlâ saldırlar devam ediyor. Seçim atmosferinde ihtiyaç duydukları “gerici” azınlıklara da şirin görünmek için camilerde, cumalarda siyaset gereği boy gösterir oldular. Namazlarda ne okuduklarını çok merak ediyorum; bu da işin başka bir boyutu.

Milleti temsil eden sembolik değerler vardır. Bayrak, ezan, sancak, seccade gibi sembolleri gören birisinin aklında bir millet ve din tanımı oluşur. Ay yıldızlı kırmızı bayrak bezden yapılır ama onu ayaklar altına almak Türk milletini çiğnemektir. O özgürlüğün ve bağımsızlığın sembolüdür. Ezan bir sestir ama Müslümanlığı temsil eder. Bir beldede minare görürseniz, ezan sesi işitirseniz orada Müslümanların yaşadığını anlarsınız. Bir yerde seccade görürseniz orada namaz kılan birilerinin var olduğunu anlarsınız. Bu sadece bizim milletimize mahsus bir durum değildir. Her milletin ve devletin kendini temsil eden değerleri vardır. Haç, çan görürseniz Hıristiyanlık aklınıza gelir.

Seccade Müslümanlığı temsil eder. Namaz ibadeti temiz her mekânda yerine getirilebileceği gibi atalar ona özgü bir yaygı yapmışlar. Kuzu postundan, kilimden, halıdan, hasırdan daha birçok maddeden seccadeler yapmış, onu başucunda taşımışlar. Türk milleti diğer Müslüman toplumlardan farklı olarak seccadeye daha fazla önem vermiştir. Çeyizlere seccade konur, hacdan gelenlerin en kıymetli hediyesi odur.

Seccadede poz verenlerin dikkatsizliğinin başka bir boyutu var. Bu insanların dünyasında seccade bir ibadet yaygısı olarak yer almıyor. Poz veren, fotoğraf çeken ve de onları izleyenlerin hiçbirinin bunu fark etmemesi daha vahim bir durumdur. Kasıt var, diyeceğim ama böyle bir ihtimali düşünmek bile istemiyorum. Kasıt olacağını da sanmıyorum. Hem dindarlarla bir arada görünmeye özen gösterirken hem de böyle bir hatayı yapmak akıl kârı olmaz. İbadet yapmıyor ya da inanmıyor olabilirsiniz, ama toplumu yönetmeye talip insanlar olarak onlardan bu kadar uzak olmamalısınız.

Son olay nedeniyle işi hafife alan, magazinleştiren aklı evvellere de medya köşelerinde rastlıyoruz. Büyük bölümünü millî ve manevî değerlerle savaş içinde geçirip de ömrünün sonuna yaklaşmış kalemşorların, fetva makamı olarak devreye girdiklerine şahit oluyoruz. Köhneleşmiş ve kökleşmiş değer düşmanlarının ise içten içe büyük sevinç yaşadıklarını tahmin ediyorum. Bir de yanlışı düzelteyim derken akla hayale gelmez yaklaşım sergileyen “garip” muhafazakârları ise anlamak mümkün değil.

Gelin milletin değerleriyle savaşmaktan vazgeçin! Seçim zamanları yalandan, sağda solda dindarlar gibi poz vermeyin. Samimi olun, ne iseniz o olun, toplum sizi daha iyi anlayacaktır. İnsan hak ve hürriyetlerine her zeminde sahip çıkın, daha huzurlu bir ortamda beraber yaşayalım.