İşte birinci bölümde ayrıntılı anlattığımız 72 saatin sonu gelmiştir. Elektrik ve iletişim ağlarının kesilmesiyle modern orduların en gelişmiş silahları işlevsiz kalma riskiyle karşılaşır, füze savunma ve radar sistemleri, S-400, Patriot, Demir Kubbe gibi hava savunma sistemleri, hedefleri tespit etmek için devasa güç çeken aktif radarlara ihtiyaç duyar. Şebeke ve jeneratör yakıt ikmali kesildiğinde bu sistemler körleşir. Hassas mühimmatlar ve İHA’lar, GPS, uydu bağlantısı ve veri bağları koptuğunda akıllı füzeler ve dronlar rotasını kaybeder, otonom operasyon imkânı kalmaz. Erken uyarı ve komuta kontrol sıkıntıya düşer, dijital karargâh yazılımları ve uydulardan gelen verileri işleyen merkezler çalışmadığında "ordunun beyni" ile "uzuvları" arasındaki bağ kopar. Bu teknolojik savaş cihazlarının iflası bu yöntem dışında savaşma kabiliyeti olmayan orduların kör sağır ve çaresiz hale gelmesine neden olur. Ordu disiplini bozulur, silahlı çeteleşmeler artar güvenlik yok olur.
Bu güvenlik çökmesi aslında analog savaş stratejilerini yedekleyebilen devletler için avantajdır. Çünkü dijital ağların çökmesiyle savaş, ekranlardan çıkıp yeniden fiziksel, analog ve konvansiyonel parametrelere geriler. Yüksek teknolojiye bağımlı ordular en büyük felci yaşarken, analog donanıma sahip, saha tecrübesi yüksek ve terör örgütleriyle aktif mücadele etmiş harp taktiklerini hafızasında tutan ülkeler asimetrik avantaj elde eder. Çip barındırmayan, manuel çalışan eski nesil optik nişangahlı topçular, mekanik motorlu zırhlı araçlar ve manuel harita-pusula navigasyonu sahaya hâkim olur. Optik işaret fişekleri, kablolu saha telefonları, kısa dalga telsizler ve motorlu kuryeler askerî iletişimin ana omurgasını oluşturur. Bu kabiliyete sahip orduların var olduğu ülkelerde sosyal kaos kontrollü bir şekilde baskılanabilir. Analog güvenlik stratejileri sayesinde oluşacak kaosta güvenlik organizasyonunu hızlı cevap vermesi insan kaybını azaltabilir.
Türkiye gerek coğrafi konumu gerekse onlarca yıldır yürüttüğü sahaya dayalı aktif ve gayrinizami harp tecrübeleri sayesinde en kötü senaryoya karşı hazırlıklı bir askerî mimariye sahiptir. Doğu’da yaşanan terör eylemleri, sınır ötesi harekatlar, kırsalda yapılan mücadele ve özellikle şehir içinde gerilla savaşını tecrübe etmiş Türk ordusu işte bu nedenle Analog savaş konusunda oldukça deneyimlidir. TSK’nın dijital karartma ve elektrik kesintisi senaryolarındaki durumu ve aldığı tedbirler bizi işte bu nedenle ilgilendiriyor. Analog savaştaki yetenekleri olası dijital kaosta bunu kullanma yetenekleri konusunda meraklarımız var ve güvenlik odaklı sıkıntılı rüyalar görmek istemiyoruz.
TSK, kendi bünyesindeki Siber Savunma Komutanlığı ve milli imkânlarla geliştirilen SİSAMER Projesi ile askerî ağlarını sivil şebekelerden yalıtılmış kapalı devre sistemlerle korumaktadır bunu biliyoruz. Savunma sanayiinde atılan adımlarla, yabancı menşeli yazılımlardaki gizli arka kapı risklerine karşı TSK’nın bilgi altyapısı milli kodlarla tahkim edilmiştir. Yerli yazılım alt yapısı bu nedenle vazgeçilmez önceliğimiz olmalıdır. Türkiye’nin bu konuda çok iyi bir yerde olduğunu yabancı raporlardaki kaygıdan anlayabiliyoruz.
Türk ordusu, sadece şehir şebekesine bağlı sistemlerle çalışmaz. TSK envanterindeki radarlar, füze rampaları ve komuta merkezleri taktik tekerlekli ve paletli araçlara entegre mobilize jeneratörler ve güç üniteleriyle desteklenir. Ana karargâhlar ve füze bataryaları, nükleer veya siber bir saldırıda şebeke kopsa dahi uzun süre kendi kendine yetebilen bağımsız güç altyapılarına sahiptir. Bu yapıda uzun süreli destek, kör savaş için personel eğitimi, enerji arzının korunması bittiği anda hızlıca plan 2’yi uygulayabilecek bir planlamanın varlığı konusunda hummalı bir çalışmanın sürdüğünü de biliyoruz.
Birçok Batı ordusu tamamen dijitalleşip manuel harita-pusula ve telsiz okuma yeteneklerini köreltmişken, TSK, askerî eğitim müfredatında manuel navigasyon, pusula kullanımı, optik nişangahla atış ve kablolu saha telefonu iletişimini zorunlu kılmaya işte yukarıda açıkladığımız sebepler ile devam etmektedir. Karanlık gün olduğunda gözleri aydınlatacak, alternatiflerin varlığını biliyor olmaktan da huzur duyuyoruz.
Her şeyin durduğu anlarda TSK'nın en büyük kozu, tüm dünyanın ve tüm diğer ülke ordu yönetimlerinin, belki sayısız kere düşünüp asla içinden çıkamadığı ve tanımlayamadığı o vatanseverlik duygusu üzerinde var olmuş kara harekâtı yeteneği, disiplini ve iklim, coğrafya şartlarına dayanıklılığı yüksek olan Piyade ve Komando sınıflarıdır.
Türk askeri eğitiminde merkezle iletişim koptuğunda sahadaki komutanın (Tabur, Bölük, Takım komutanı) inisiyatif alarak görevi sürdürmesini sağlayan "Görev Tipi Sevk ve İdare" anlayışı hâkimdir. İletişimsizlik anında birlikler felç kalmaz, önceden belirlenen hedeflere göre hareket eder.
Cyber Polygon tatbikatlarının işaret ettiği veya küresel krizlerin doğurabileceği dijital karanlık, sadece sivilleri değil, yüksek teknolojiye körü körüne bağımlı orduları da felç eder.
Türkiye ise bir yandan SİSAMER ve milli siber güvenlik projeleriyle dijital kalkanlarını güçlendirirken, diğer yandan askerî yapısındaki analog yedeklilik, mobilize enerji üretimi ve güçlü sahra piyadesi sayesinde dijital ağların çöktüğü bir kriz anında caydırıcılığını ve savaşma kabiliyetini koruyabilen nadir ülkelerden biridir.
Bütün bu çabalar Avrupa’nın yaşayabileceği kaos ortamını yaşamamak, içinde bulunduğumuz coğrafyadan kaynaklı riskleri minimalize etmek açısından vazgeçilmezdir. Avrupa yüksek teknolojik altyapı ile övünürken aslında teknolojik alternatifsizlik, kendini büyük görme nedeniyle oluşan ciddi güvenlik risklerini, kendi coğrafyasından uzaklaştırmak için elinden gelen her türlü sahtekarlığı yapar. “Orta Dünya” ülkelerine bu karmaşayı ithal etmek isteyebilir. Bu nedenle özellikle Türkiye üzerinden operasyonlar planlayabilir. Bu önemli sorun için Türkiye çok hummalı bir şekilde çalışıyor. Bu çalışmaların kısa sürede tamamlanması, ikinci faz planlamalarının da yapılması çok önemli. İkinci faza geçen Türkiye kısa sürede hem dijital hem de analog teknolojileri kullanan bir dünya ülkesi haline gelecektir. Bu güç “Orta Dünya” nın ayakta kalması için şarttır.