Haftalardır memleketi çalkalayan, büyüklüğü kimine göre milyar dolarları aşan fon krizini izliyoruz.
Ortada sadece finansal çalkantı ya da fırsatçı birkaç açgözlünün vurgunu yok, çok daha derin ve çok daha karanlık.
Artık açık ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı küresel finans merkezlerinin, uluslararası medyanın ve içerideki manipülasyon odaklarının hedefi yapan bir tuzak var.
Financial Times’ından Bloomberg’ine, Reuters’ından Guardian’ına kadar Batı medyası kurnazca pusuda.
Türkiye’de patlayan bu finansal kaosu, "Sistemsel finansal çöküş" başlıklarıyla köpürtüyorlar ve tahmin ettiğimiz amaç son derece açık.
Krizin üzerine cesaretle giden, kirli ilişkiler yumağını ne pahasına olursa olsun çözmeye çalışan Erdoğan’ı uluslararası kamuoyu önünde köşeye sıkıştırmak.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, içeride ve dışarıda küresel medya aygıtlarıyla, finans baronlarıyla amansız bir savaş verirken, içeride ne oluyor diye bakarsak da görünen tablo Erdoğan'ın bu tarihi savaşta yapayalnız bırakıldığı.
Üstelik sorun o çok güvendiğimiz kurumların bu mücadelede başarısız olması ya da verdikleri desteğin yetersiz kalması bile değil. Sorun bu mücadelede Türkiye'ye ve bu ülkenin Cumhurbaşkanına destek vermemeleri gibi görünüyor. Her yönetici kendi derdine düşmüş gibi bir tablo var.
Dönüp bir bakın o devletin medyası denilen devasa yapılara.
Bir tarafta TRT. Bu ülkenin fırıncısından işçisine, emeklisinden memuruna kadar her bir vatandaşının ödediği elektrik faturasının her kuruşundan pay alan, yıllık bütçesi milyonlarca doları bulan bir amiral gemisi. Milletin alnının teriyle, doğrudan cebinden kesilen kaynaklarla ihya edilen bu kurum, kriz anında suya sabuna dokunmayan hantal bürokrasinin içinde adeta komaya girmiş durumda.
Diğer tarafta ise Anadolu Ajansı (AA), güya finansal terörizmle mücadele etmek için birimler kurdu, elemanlar aldı, yatırım yaptı.
1920’de Kurtuluş Savaşı’nın en zifiri karanlık günlerinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları tarafından hangi vizyonla kurulmuştu AA?
"Anadolu Ajansı, Türkiye’nin sesini dünyaya duyuracaktır" parolasıyla. Milli Mücadele’nin haklılığını, mazlum bir milletin gür sesini yedi düvele haykırmak için temelleri atıldı.
Şimdi de finansal bir kurtuluş savaşı veriliyor.
Ayrıca son yıllarda AA’ya sağlanan imkanlar, aktarılan devasa kaynaklar herkesin malumu.
Bütçesi katlanarak artırıldı, her yıl milyarlarca liralık kaynak aktarıldı.
Ne için? Tabii ki bugünler için. "Dünyaya açılıyoruz, dev kadro kuruyoruz" ambalajıyla ajansa binlerce yeni personel alımı yapıldı. Ne için yapıldı bu devasa yatırımlar? Zor günde, kriz anında, Türkiye'ye, devletimize yönelik uluslararası kumpaslar kurulurken hakikatin kalkanı olsunlar, "Türkiye’nin sesini dünyaya duyursunlar" diye.
Yüz milyonlarca dolarlık bütçeleri yutan, binlerce personelle şişirilen milli ajansımız AA ve TRT, kriz anında nedense sahada yok gibi.
Mesele sadece sessiz kalmaları da değil, işler yolundayken sergiledikleri o hevesli PR haberciliği bugün nerede acaba?
Birkaç ay öncesine kadar işler tıkırındayken Tera Fon ile ilgili onlarca güzelleme haberi servis eden kimdi? Anadolu Ajansı.
Skandalın aktörlerine mikrofonu tek başına tutan, onların PR'ını yapan, basına köpürte köpürte haber servis eden AA ya da TRT, şimdi kriz patlayınca ne yapıyor?
Cumhurbaşkanı’nın temizlik mücadelesine destek vermek yerine kendi yaptıkları haberleri sistemden gizlice silme yoluna gidiyorlar.
Ne diyeyim, dijital izlerin silinmediği bir dünyada dev bütçeli devlet ajansı "haberi sileriz, izimizi kapatırız, paçayı kurtarırız" zihniyetiyle yönetiliyor.
Para ve makam verilince güzel ama kriz patlayıp Erdoğan uluslararası finans çetelerinin ve Batı medyasının tuzaklarıyla savaşmaya başlayınca ortadan kaybolan yine aynı kurum ve kişiler sanki.
Erdoğan. bir yandan bu küresel kurguyla ve fon vurguncularıyla mücadele edecek, diğer yandan da "haber sileyim de kendimi kurtarayım" derdine düşmüş milli ajansın yönetiminin bıraktığı basiretsizlik enkazını mı toplayacak?
Eğer Erdoğan’a kurulan bu uluslararası tuzakta cesaretle durmayacaksanız, haber imha ekibi gibi çalışıp kendinizi kurtarma derdine düşecekseniz kusura bakmayın ama kimse de sizin işinizin ve sorumluluğunuzun, makamınızın hakkını verdiğini söyleyemez.
Ey TRT ve AA.
Kendinizi kurtarmak dışında hiçbir şey yapmıyorsanız yapacağınız tek bir dürüstçe iş kalmıştır.
O koltuklar fırtınalı günde saklanıp iz silme yeri değildir.