Öncelikle babadan oğula geçen koyu bir Fenerbahçe taraftarı olduğumu belirtmek istiyorum. Bugün de tuttuğum takımı eğrisiyle doğrusuyla eleştireceğim. Kimse kusura bakmasın! Söz konusu Fenerbahçe ise yanlışların üzerini örtmeye, susmaya niyetim yok.

Whatsapp Image 2026 11 02 At 12.23.40

Fenerbahçe, kendi sahasında Kadıköy'de Göztepe'ye 2-1 mağlup oldu. Bu, sıradan bir yenilgi değil; yönetim anlayışının iflasıdır. 10 maçta 16 puan, 4 mağlubiyet! Beşiktaş'a kendi sahasında, Galatasaray'a deplasmanda, şimdi de Göztepe'ye yine Kadıköy'de yenilen bir Fenerbahçe var. Liderle fark 9 puana çıkmış.

Aziz Yıldırım haziran ayında ne demişti? “Sözümüz söz, şampiyonluk bizimdir.” Yıldız değil şampiyonluk sözü vermiş, gerekli takviyeleri mutlaka yapacağını açıklamıştı. Peki, sonra ne oldu?

Takımın en önemli oyuncularından Talisca göz göre göre gönderildi. Her maçta gol katkısı verebilen, hücum hattının etkili isimlerinden birinden vazgeçildi. Bana göre en büyük yanlışlardan biri buydu. Acaba Talisca, Acun Ilıcalı'nın transferi olduğu için mi gönderildi? Aziz Yıldırım'ın Acun'a duyduğu öfke bu kararda etkili oldu mu, bilmiyorum. Fenerbahçe'nin ihtiyacı oyuncu göndermek değil, kadroyu güçlendirmekti.

Whatsapp Image 2026 11 02 At 12.23.41

Bu satışın ardından sakat Asensio'nun yerine de kimse alınmadı. Cihan Kamer transfer döneminin kapatıldığını açıkladı. Sonrası malum! İsmail Kartal ise eksik kadroya sesini çıkaramadı, elindeki oyuncularla devam etti. Sonunda istifa etmesi gereken yönetim değil, günah keçisi ilan edilen İsmail Kartal oldu.

Peki, bütün bunlar yaşanırken Aziz Yıldırım neyle uğraşıyordu? Acun Ilıcalı'nın locası için dört kez mahkemeye gitti ve dört davayı da kaybetti. Takımın sorunları yerine loca krizinin peşine düşüldü. Bir locaya gösterilen ilgi, Fenerbahçe takımına gösterilmedi.

Aziz Yıldırım'a neden konuşmadığı sorulduğunda, “Sessizliğin de bir derinliği vardır” demişti. Meğer o sessizliğin derinliği ligi göz göre göre bırakmakmış! Derbi gitti, İsmail Kartal gitti, yeni hoca yok. Takım sahipsiz kaldı. Üç maçlığına yardımcı antrenör Dirk Kuyt'a emanet edilen takımın Göztepe karşısındaki hâlini gördük. Mücadele yok, oyun planı yok, zamanında müdahale yok! Bir sıfır öne geçen Fenerbahçe sahadan 2-1 mağlup ayrıldı.

Gözler yeniden yönetime ve Futbol Direktörü Oğuz Çetin'e çevrildi. Aziz Yıldırım sessiz, yönetim sessiz. Çıkıp taraftara hesap veren yok.

Bu kadar kritik kararlar alınırken taraftara açıklama yapılmaması da ayrı bir sorun. Fenerbahçe'nin geleceği kapalı kapılar ardında, kişisel hesaplarla belirlenemez. Bu formanın ağırlığını taşıyan herkes önce kulübün menfaatini düşünmek zorundadır.

Ben yaşananları birkaç kişinin hatasına bağlamıyorum. Fenerbahçe'de sistem çökmüş durumda. Planlama yok, kriz yönetimi yok, ortak akıl yok. Balık baştan kokar. Başta yanlış varsa o yanlış bütün sisteme yayılır; hatalar zincirleme devam eder. A'dan Z'ye yeni bir yapılanma gerekir.

Yıllardır aynı hatalar tekrarlanıyor. Kerem'in performansı nedeniyle tribünlerden ıslık ve yuhalama yükseliyorsa taraftarın öfkesini anlamak gerekir. Taraftarı suçlayarak bu tablonun üzeri örtülemez. Futbolcular da yönetim de kusura bakmasın: Bu taraftarın sabrını tüketen kendileridir.

Ama bugün hem çocuklar hem büyükler kahroldu. Fenerbahçe bir ithalat ihracat şirketi değil; 120 yıllık bir spor kulübü, milyonların sevdasıdır. Bu kulüp kişisel hesaplaşmaların, inatlaşmaların ve koltuk mücadelelerinin alanı olamaz.

Bu kafayla gidilirse 12 yıl değil, 30 yıl geçse de şampiyonluk hayali kurmak zorlaşır. Aziz Yıldırım göreve gelirken mayıstan sonra olmayacağını söylemişti. Fakat Fenerbahçe'nin mayısı bekleyecek vakti kalmadı. Fenerbahçe de taraftarı da yoruldu.

Benim çağrım açık: Aziz Yıldırım derhal istifa etmeli; mevcut yönetim de sorumluluğu üstlenerek görevi bırakmalıdır.

Çünkü Fenerbahçe'nin kaybettiği yalnızca maçlar değil; taraftarının güveni, umudu ve inancıdır. Artık yeter! Fenerbahçe kimsenin kişisel hesaplaşma alanı değildir.