Sen ne kadar vicdansız, ne kadar acımasız bir insanmışsın Tuğyan!
Gerçi annesinin ölümüne sebep olduğu gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış birinden söz ediyoruz. Annesine bunu yapan, savunmasız hastalara neler yapmaz diye sormadan edemiyor insan.

Güllü'nün ölümüne ilişkin davanın ardından Tuğyan Ülkem Gülter hakkında bu kez geçmişte çalıştığı özel hastanede hastalara eziyet ettiği iddiaları gündeme geldi. İddialar öylesine ağır ki insan okuduklarına inanmakta güçlük çekiyor.
Tuğyan'ın eski nişanlısı Kervan Eminoğlu, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak bazı görüntüleri teslim etti ve suç duyurusunda bulundu. Eminoğlu, Tuğyan'ın gece saatlerinde kendi rahatını sağlamak amacıyla hastalara uyumaları için iğne yaptığını öne sürdü. Bununla da kalmadı; hastanenin temizlik görevlilerine hastalar üzerinde kalp masajı yapmayı öğrettiğini de iddia etti.

Suç duyurusuna yansıyan en vahim iddialardan biri ise yoğun bakımda hayatını kaybeden bazı hastaların ölüm saatlerinin farklı gösterildiği yönünde.

Bunlar son derece ciddi iddialar. İnsan hayatının söz konusu olduğu bir yerde tek bir iddianın bile üzeri örtülemez. Her biri titizlikle araştırılmalı, gerçekler bütün yönleriyle ortaya çıkarılmalı.
Güllü'nün ölümüne ilişkin davada annesinin ölümünden sorumlu tutularak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Tuğyan hakkında şimdi de hastanedeki çalışma dönemine ilişkin bu iddialar konuşuluyor. Bir tarafta annesinin acı ölümü, diğer tarafta savunmasız hastalara yönelik olduğu öne sürülen iddialar... İnsan ister istemez vicdanı, merhameti ve insan hayatına saygıyı sorguluyor.
Yalova İl Sağlık Müdürlüğü, kentte faaliyet gösteren özel bir sağlık kuruluşunda geçmişte görev yapan personelin uygulamalarına ilişkin iddialar üzerine adli ve idari soruşturma başlatıldığını açıkladı.
Artık yapılması gereken, bütün iddiaların ayrıntılı biçimde incelenmesidir. Hastaların, yakınlarının ve kamuoyunun aklındaki sorular cevaplandırılmalıdır.
Bir hastaya verilen ilaç, yapılan her müdahale, tutulan her kayıt; hepsi mesleki sorumluluğun parçasıdır. Bir insanın sırf kendi rahatını düşündüğü için hastaya ilaç verdiği iddiası doğruysa bunun adı basit bir görev ihmali değildir.
Özellikle ölüm saatlerinin farklı gösterildiği iddiası bütün yönleriyle incelenmeli. Hangi hastalar, hangi tarihler, hangi kayıtlar? Kamera görüntüleri, hasta dosyaları, nöbet çizelgeleri ve tıbbi kayıtlar karşılaştırılmalı. İddialar doğruysa sorumluların kim olduğuna bakılmaksızın hesap vermesi sağlanmalı.
Bu mesele yalnızca Tuğyan'ın geçmişte çalıştığı hastaneyle sınırlı değil. Hastaneler, insanların en çaresiz anlarında kendilerini emanet ettikleri kurumlardır. Aileler sevdiklerini yoğun bakıma bırakırken tek beklentileri, yakınlarının emin ellerde olmasıdır.
Bir annenin evladından beklediği merhameti, bir hastanın sağlık çalışanından beklediği şefkati düşünün. İnsan hayatı bu kadar mı değersiz?
Elbette bütün bu iddiaların doğruluğuna soruşturma ve yargı süreci sonunda karar verilecek. Ancak ortaya atılan suçlamalar son derece vahimdir. Soruşturma yalnızca iddiaları ortaya atan kişilerin ifadeleriyle sınırlı kalmamalı; hastane yönetiminin denetim ve gözetim sorumluluğu da araştırılmalıdır.
Çünkü yoğun bakımda yatan bir insanın hayatı, hiçbir kişinin keyfine, rahatına veya sorumsuzluğuna bırakılamaz.
Tuğyan, insan gerçekten ne diyeceğini bilemiyor. Bunu da mı yapacaktın?