Avrupa devlerinin üretime ara verdiği/konkordato ilan ettiği, Hollanda başta olmak üzere çiftçilerin sokağa döküldüğü, avronun gücünün tükendiği, İspanya ve İtalya ekonomilerinin saatli bombaya dönüştüğü, enflasyonun hiç teklemeden yükselmeye devam ettiği ve AB'nin temellerinin çatırdattığı bir dönemde Türkiye'nin, her ne kadar çeşitli aksaklıklarla da olsa, kendi kültürel, ekonomik ve siyasal dinamiklerinden kaynaklanan, kendine has şartlara uyum sağlama yeteneği sayesinde, sahnede parlaması müthiş bir potansiyel vadediyor.

Acilen, Avrupa'nın içine düştüğü cendereden maksimum faydayı elde etmek adına, hayati ihtiyaçlarına yönelik en yakın tedarik noktası haline gelmemiz gerekiyor. Üstelik kıtadaki resesyondan ötürü önümüzdeki aylarda düşüş göstermesi beklenen ihracatımız için açılacak yeni kanallara ihtiyacımız var. Doğru ürünler (en temel hayati ürünler), doğru fiyatlama ve doğru stratejilerle Avrupa'nın krizi bizim fırsatımız olabilir.

Eğer böyle bir dönemde tarım ürünleri başta olmak üzere Avrupa'nın en temel hayati ihtiyaçlarına yönelik sanayi, hizmet, sağlık konulu ürünleri hızla artan TÜFE'leri ortadayken ithalatın çok daha makul olduğu doğru bir fiyatlama ile gerçekleştirebilirsek muazzam bir pazara sahip olmamız, uzmanlaşma sağlayarak geçici olmayan bir pazara hâkim olmamız mümkün.

Sadece tarım açısından baksak, her türlü tarım ürünü üretiminde ülkenin ihtiyacından fazlasının teşviklerle üretilip ihraç edileceği bir sistem kurmak mümkün. Yerli ihtiyaç belirlenip her üreticiye iç pazar için bir asgari üretim hedefi verildikten sonra ihraç edilmek üzere ciddi teşviklerle üretim yaptırılması halinde muazzam sonuçlar yakalanabilir. Doğru fiyatlama ile pazarda kapılan pasta hızla büyütülerek Avrupa ile ilişkileri, hatta uluslararası arenada on yıl sonraki politik dengeleri bile değiştirecek bir noktaya ulaşılabilir.

Muhtemelen bu işten de en çok Rusya memnun olur. Enerjide Rusya'ya, tarımda Türkiye'ye muhtaç bir Avrupa... Modern teknolojiye dayalı ve stratejik ihracata yönelik tarım hamlesinin oluşturacağı potansiyel gücü ve faydayı hesaplamak mümkün bile değil. Üstelik bu hamlenin her türlü girdisinin teminine yönelik taleple de sanayi, ilaç, kimya, otomotiv, taşımacılık   vs. sektörlerinde ciddi hareketlilik ve büyüme sağlanacaktır.

Teşvikler, sübvansiyonlar ve destekleme kredileriyle başlatılan süreç doğru dış politika ve bilimle birleşince ortaya çıkan potansiyel, başta körfez ülkeleri ve Rusya olmak üzere bir çok ülkenin yatırım yapmak isteyeceği bir noktaya erişecektir.

Bir başka finans kaynağı ise Ortaklık Paylı Kitle Fonlama Platformları. Bu platformlar  aracılığı ile tarımın finansmanında müthiş ilerleme kaydedilebilir. Özellikle de üretimi/verimliliği artıracak biyolojik ve teknik yöntemleri kullanan yeni nesil üreticilere verilecek desteklerle...

Bilim, finans, uzmanlaşma ve zekânın bir araya gelişi ile Türkiye on yıllık bir süreç sonunda Avrupa pazarında Hollanda'ya ciddi bir rakip olabilir. Coğrafyamız, iklimimiz, çeşitliliğimiz Hollanda'dan on gömlek üstte. Sadece doğru stratejilere, yeterli insan ve finans kaynağına ihtiyacımız var.

Evet, bu yazıda sadece tarımı ele aldık. Fakat Avrupa'nın tüm diğer sanayi, sağlık, hizmet vs. konulu hayati ihtiyaçlarına yönelik en yakın, üretmekten daha ucuza mal ve hizmet sunan bir tedarik noktası olarak ihracatımızı ve bunun getirdiği politik gücümüzü artırmamız mümkün.