Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Güney Kore dönüşü uçakta gazetecilere yaptığı açıklamaları dikkatle okudum..
Bir cümlesine takıldım.
“Bakıyorsunuz hiç ummadığınız insanlar, bu işlerin içerisine girmişler.”
Bana sorarsanız bu, sıradan bir siyasi değerlendirme değildi.
Bu cümlede öfke vardı. Hayal kırıklığı vardı. Hepsinden önemlisi, güven duyduğu insanların isimlerini böyle bir soruşturmada duymanın verdiği derin bir kırgınlık vardı.
Çünkü insan, güvenmediği birinden kötülük gördüğünde şaşırmaz. Ama güvendiği insanların adını hiç yakıştıramadığı işlerin arasında duyduğunda incinir.
Ben Erdoğan’ın sözlerini böyle okudum.
Türkiye bir taraftan ekonomik sorunlarla, bölgesel savaşlarla, uluslararası krizlerle mücadele ediyor. Savunma sanayiinde bağımsızlık mücadelesi veriyor. Cumhurbaşkanı bütün bu yükün altında gece gündüz çalışırken bir de fon soruşturması patlıyor.
Ve hiç ummadığı insanların isimleri bu soruşturmada karşısına çıkıyor.
Peki kim bunlar?
Siyasi yakınlıklarını ticari kazanca dönüştürenler mi? Devletin kapısını açan dostlukları şahsi servetlerinin anahtarı olarak görenler mi? Cumhurbaşkanı’nın adını ve itibarını kendi menfaatleri için kullananlar mı?
Bilmiyoruz.
Ama Erdoğan’ın sözleri, bu soruların cevaplanması gerektiğini gösteriyor.
Elbette herkes masumiyet karinesinden yararlanır. Suçluyu da masumu da hukuk belirler.
Fakat siyasette yalnızca kanunlara uygun davranmak yetmez. Güvene de layık olmak gerekir.
Erdoğan’ın yıllardır omuzlarında taşıdığı siyasi mücadeleye bakınca, yakınında gördüğü insanlardan dürüstlük beklemesi kadar doğal ne olabilir?
O yüzden bugün bu soruşturmada adı geçen ve siyasi nüfuzun kendisini koruyacağını düşünen herkese bir sözüm var.
Eğer şahsi menfaatleriniz uğruna size duyulan güveni istismar ettiyseniz yalnızca kendi itibarınızı tehlikeye atmadınız.
Size inananları da hayal kırıklığına uğrattınız.
Ve belki de en kötüsü..
ERDOĞAN’I ÜZDÜNÜZ!
Şimdi yapılması gereken belli.
Kim haksız kazanç sağlamışsa hesabını vermeli. Kim masumsa üzerindeki şüphe kaldırılmalı.
Çünkü Erdoğan’ın hayal kırıklığını gidermenin yolu, ona sadakat nutukları atmak değil, milletin ve hukukun karşısında tertemiz durabilmektir..